Eskiden kahvelere gazeteler gelirdi. Sabah erken saatlerden itibaren millet memlekette ne var ne yok diye kabaca göz gezdirirdi. Gazeteler öyle manşetler atarlardı ki, illaki haberin devamı iç sayfalarda bulunur okunurdu. Gazetelerin farklı bir versiyonu da bulunuyordu. Tan ile başlayan ve Şok ile devam eden yarı üryan kadın fotoğrafları ile asparagas haberler daha çok okunmaya başladı. Köylerde bile okunma oranında birinci sıraya oturuverdi bu gazeteler. İşin ilginci kahvelere gelen en az üç dört gazetenin içinde de en fazla eskiyen gazeteler bunlardı. En fazla eskiyen gazete en fazla okunan gazete oluşunu kanıtlıyordu zaten.
Lafın gelişi bazen derler imam imama demiş ya ben ayakkabılarını çıkarttım, sen de abdest aldırabilirsen cemaati camiye çekersin. Yoksa namazı kendin kılarsın diye. Okuma konusunda halimiz ne yazık ki böyle bir hale geldi. Gerçek dışı, çoğunlukla hayal ürünü olayların yazılıp çizildiği bir gazete hem tiraj olarak hem de ilgi çekme bakımından ön sıralara çıkabiliyorsa okuma alışkanlığı konusunda sınıfta kalmışız demektir.
Normal kitap okuma alışkanlığından ziyade, tarımla ilgili dergilerin bile ilgi görmediği köy kahvelerinde düzmece haberlerin yayınlandığı gazeteler daha çok okunuyorsa, konunun anahtarını yakalamak zor değil. Hayali birey ve olaylarla insanları gündemin sorunlarından uzaklaştıran, farklı değerlere götüren, okuyunca heyecanlandıran ama bir gün sonra unutulan sunumlar daha ilginç gelebiliyor. Nitekim internette de bunun benzerlerine şahit oluyoruz. Evin içinde bir şarkı söyleyip de sosyal medya araçlarında tıklanma-izlenme rekorları kıran insanlar yeteneklerine bakılmaksızın bir yerlere oturtuldu ama tabanı olmayınca kayboldu gitti.
Yaşam hızlı geçen bu süreç içinde izi olmayan olgulara daha fazla şans tanıyor. Kültürel gelişim arttıkça da izsiz olguların kendi gerçeği kadar değer gördüğüne zaten şahit olunuyor. Buradan hareketle bazı gazetelerin tek bir sayfa ile olsa okuyucu kitlesini artırabildiğini, insanımıza gazete okutmayı başardığı görünüyor.
Günümüzde de internet haberciliği ve tıklanma sayısı öne çıktı. Manşetlerin hepsi merak uyandırıyor ama manşetle haber ters köşeye yatırıyor çoğu zaman.
Belli ideolojilerin gazeteleri tıklanma-izlenme listelerinde hep alt sıralarda bulunuyor. Okuyucu sayıları oldukça az. Oysa en çok köşe yazısı, en çok yorum bu gazetelerdedir. Dama taşı yorumcular bu gazetelerde yazarlar çizerler. Ancak izlenme ve görüntülenme sayılarına bakıldığında çok az sayıda gazeteci ön sıraya çıkar. Oysa hepsi kendi alanlarında güzel fikirler üretir.
Düşünce gelişimi zor iştir insan için. Bu nedenle günlük haberlerin, gazeteci yorumlarının okunması ve izlenmesinin bir cazibesi yoktur. Haberlerin okunması ve okutulması daha önemlidir. Bu nedenle manşetleri iyi seçmek gerekir. Eh bu konuda gelişmişlik fena değil. Tan gazetesi kadar olmasa bile ekranda görülebilecek yerlere serpiştirince haberleri diğerlerine gözü çarpıyor gariplerin.