Sürekli birilerini eleştirmek adeta gelenekselleşti. Hiç kimse aynaya bakmıyor. Gözün üstünde kaş var bile diyebilen bir millet ortaya çıktı. Görsel medya da adeta bu durumu körükledi. Ana haber bültenlerinde insanlara gına getirecek derecede eleştiriler ve olumsuzluklar yumağı haliyle insanımızı sürekli eleştiren ve itiraz eden bir yapıya dönüştürüyor. İnsan ister istemez hiç mi güzellik kalmadı bu memlekette diyebiliyor. Hatta bu memlekette yaşanmaz diyenlerimiz bile çoğaldı.
Yerel seçimlerin arifesinde yandaş kanalları izlemeye gör. Memleket vatan hainlerinden geçilmiyor.
En fazla itiraz ve eleştiri siyasette kendini gösteriyor. Herkes muhalefet. Zaten en kolayıdır sanki bir şeyleri eleştirmek. Doğruları kabul etmekte zorlanan insan mutlaka bir ucundan eleştirecek nokta buluyor.
Konuşmalarını tanımayan birine dinletseniz, derki bu lider çok iyi muhalefet yapıyor. Her cümlesi eleştiri dolu. Oysa bakıyorsunuz konuşan memleketin Cumhurbaşkanı. Sürekli muhalefeti eleştiriyor. Oysa insan istiyor ki, icranın başındaki bir yönetici yaptıklarını ve yapacaklarını anlatmalı. Belki anlatıyor da biz haber bültenlerinde sadece muhalefete ettiği sözleri izliyoruz. Hele hele hiç yakışık olmayan söylemler artık usandırıyor. Sonuçlanmamış somut suç delili olmayanlar hakkında ağır ifadelerde bulunması taşıdığı sıfat itibariyle insanı üzüyor.
Milletin partisini eleştirirken, partilileri de eleştirmek kamu görevlisi olarak eleştirmek çok sağlıklı görünmüyor. Medyanın karşılıklı eleştirileri düet haline getirmesi ise büsbütün seviyesiz bir siyasetin hâkim olduğunu gösteriyor.
Eskiden Televole programlarında, son zamanlarda cumartesi pazar sürprizlerinde kim ne demiş ne demiş diye dedikodu yapılırken, günümüzde ciddi haber bültenlerinde siyasetteki benzerini görüyoruz.
Muhalefet elbette uyarıcı, itiraz eden, farklılıkları gösteren bir duruşla yaklaşıyor konulara. Felsefesi doğru olabilir. Ancak eleştirirken çözümü de sunmak gerekir. Muhalefet ne kadar çok konuşursa iktidar da o kadar çok konuşuyor. Bunlar doğru değil. Atalarımız lafla peynir gemisi yürümez demiş.
Her partinin bir vizyonu ve misyonu vardır. Misyona yüklenmenin bir anlamı yoktur. İnsanlar değişir ama seçimlerde önemli tercih almış siyasi ideolojiler çok fazla değişmez temel olarak. Sadece gelişebilir. Bu nedenle daha dikkatli olmak gerekir.
Siyasette saygı ön planda olmalıdır. Parti liderleri veya yöneticileri değişebilir ama tabanda büyük kitleler vardır. Temsil edilen bir görüş vardır. Liderlerin sataşmalarında kitleler rencide olmaktadır. Kişisel takışmalar olabilir. Ancak siyasi misyonlara çok fazla yüklenmemek gerekir.
Yoldan geçenin bile duruşunu eleştirmek kolaydır. Duruşunun ardındaki yapı kendi hamuru değildir. Daha objektif yaklaşımlarla ulusun da doğruları bulması sadece eleştiriden geçmemelidir. Yoksa siyasetin adı muhalefete çıkacak.