Hemen bütün dünyada arı kayıplarının ana sebebi olan varroa akarına karşı dayanıklı ırk bulunacak sanki. Güney Kaliforniya'da gözlenen bir melez bal arısı, zor durumda olan arı popülasyonlarını kurtarmak için güçlü bir ipucu olarak kabul ediliyor.
ABD'li arıcılar, büyük ölçüde yıkıcı varroa akarları nedeniyle çok sayıda koloni kaybediyor. Kovanların neredeyse yarısı sönüyor. Ağaç kovuklarında tespit edilen yeni melezler üzerinde varroa akarıyla varlığını sürdürebiliyor. Larvaları bile varroa akarına direnç gösteriyor.
ABD’li arıcılar geçen sene bal arısı kolonilerinin %62'sine kadarını kaybettiklerini bildirdiler ve bu durum gıda üretimi konusunda ciddi endişelere yol açıyor.
Varroa akarı, arıların yağ dokusunu yiyerek onları zayıflatıyor. Bu doku, insan biyolojisiyle karşılaştırılacak olursa, karaciğer, pankreas ve bağışıklık sistemine benzer görev yapıyor. Bu hasar sonucunda arılar güç kaybediyor ve savunmasız hale geliyor.
Akarlar ayrıca kanatsız arı virüsünü bulaştırarak larva döneminde kanat gelişimini durduruyor. Akara karşı çok ilaç kullanılıyor ve her geçen gün ilaçlar daha etkisiz hale geliyor.
Araştırıcılar Kaliforniya’da ağaç kovuklarında doğal olarak yaşayan 239 kolonide ilginç özellikler tespit ettiklerini bildiriyorlar.
Sonuçlar, bu arıların tamamen dirençli olmadığını, ancak tipik ticari kolonilere göre çok daha iyi performans gösterdiklerini ortaya koyuyor. Yerel olarak yetiştirilen melez kraliçeler tarafından yönetilen koloniler, ticari kraliçeler tarafından yönetilen kolonilere kıyasla ortalama %68 daha az varroa akarı taşıyor. Ayrıca, kimyasal müdahaleye gerek kalmadan varlığını sürdürebiliyorlar. Genetik çalışmalar, Afrika, Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Batı Avrupa arıları da dahil olmak üzere en az dört bal arısı soyundan gelen özellikleri birleştirdiklerini ortaya koyuyor.
Araştırıcılar arı larvalarını da incelemişler. Ağaç kovuklarında yaşayan melez arıların larvalarında daha az varroa akarı bulunduğunu bildiriyorlar. Bu da arıların larva döneminden itibaren varroya toleranslı olduğunu gösteriyor.
Araştırma bulguları varroaya dirençli ırk geliştirmede anahtar olabileceğini gösteriyor. Arıcıların baş belası olan varroayı bitirmek neredeyse imkânsız görünüyor. Dolayısıyla varroayla birlikte kendini sürdürebilen yaşayabilen yeni ırklara ihtiyaç duyuluyor.
Doğal tozlayıcıların sürekli azaldığı dünyada bal arılarını ayakta tutmak gerekiyor. Bunun için tonlarca ilaç kullanmak hem halk sağlığı hem de arı sağlığı açısından risk oluşturuyor. Her ilaç arılara zarar verdiği gibi ürünlerinde de kalıyor.
Daha önce yapılan çalışmalarda kovan tipinin de varroaya uygun ortam oluşturduğu dile getiriliyordu. Ağaç kovuklarında yaşayan arılarda varroa akarına rastlanmadığı, bunun ağaç kovuğundaki ısı ve nem koşullarından ileri gelebileceği belirtiliyordu. Ancak arı ırklarının da toleranslı olduğu, bu melezlerin varroaya tolerans gösterdiği dikkati çekiyor. Varroa akarına rağmen nesillerini sürdürdüklerine göre demek ki dayanıklı olanlar bu melezler.