12 Eylül darbesinden sonra yönetimin kimin elinde olduğunu az çok hemen herkes bilir. Hatta TRT1’de yayınlanan Seksenler dizisinde Belediye Başkanı, emekli albay, o dönemde nasıl bir yönetim sergilendiğini çok iyi betimlemektedir. Sıkıyönetim döneminde ne kadar emekli subayımız varsa, hemen hepsi kamu idaresine getirilmişti. Konusu olsun olmasın, milli eğitim müdürlüğünden belediye başkanlıklarına kadar hemen bütün idareciliklere emekli subaylar ve okul müdürleri atanmıştı. Köy yerlerinde kaldırım yapanlar, kerpiç duvarları güzel görünsün diye badana yaptıran vardı. Keçinin de dünyada benzeri olmayan bir uygulama başına gelmişti.

Çanakkale İl İdare Kurulunca 1982 yılında keçiyi, tarihte tarım zararlısı olarak ilan eden bir karar alınmıştı. 1982 yılında alınan Çanakkale İli İl İdare Kurulu kararında, Gökçeada ilçesinde başıboş hayvancılığın tarım ürünlerine zarar vermesinden ve bu zararın daha çok keçi neslinden ileri geldiğinden bahsedilmektedir. Gökçeada İlçe İdare Kurulu keçi neslinin kaldırılmasıyla ilgili olarak bir karar almış, ancak bu kararı İl İdare Kurulu bozmuştur. Karara yeniden itiraz edilmiş ve İl İdare Kurulu nihai kararı vermişti. Çanakkale İl İdare Kurulunun 08.10.1982 yılında verdiği kararda; Adadaki keçi neslinin Et Balık Kurumunca satın alınarak canlı veya cansız Kurumca adadan çıkarılmasına İlçe İdare Kurulunun 11.11.1981 günkü kararının olduğu şekliyle tadilen tasdikine, konu ile ilgili olarak İl İdare Kurulunun 17.06.1982 gün ve 440 sayılı kararının oybirliğiyle kaldırılması kabul edilmişti.

Kararda imzası bulunan kurul üyelerine bakıldığında Teknik Ziraat ve Veteriner müdürlüklerinin de bulunması son derece ilginçtir. Keçiyi zararlı addederek, zirai mücadele kapsamına alınması, canlı veya cansız olarak adadan çıkarılmasına karar verilmesine bu iki meslek gurubunun itiraz etmemesi, elbette sıkıyönetimin getirdiği bir sonuçtur. İlçe İdare Kurulu kararında da Ziraat Teknisyeni ve Veteriner Hekim imzalarının bulunması gariptir.

Yıllarca orman alanları için tehlike sayılan keçi, ne yazık ki Gökçeada ilçemizde tarım zararlısı olarak da yerini almış ve neslinin kaldırılmasına kadar giden kararlar alınmasına neden olmuştur. Binlerce yıl bu topraklarda eti ve sütüyle binlerce fakire geçim sağlamış keçinin, ürettiği değer geçmişte olduğu gibi günümüzde de fazla anlaşılamamaktadır.

Gökçeada’da tarihe geçen uygulamaların yanında zamanın Adana Belediye başkanının da keçi ile savaşı anlaşılır gibi değildir.

Orman dikim alanlarında keçi yetiştiricileri Orman Bakanlığı arasında sürekli sorunlar yaşanmış, keçi adeta bir orman zararlısı gibi görülmüş ve keçi yetiştiricilerinin çoğunluğu işini bırakmak zorunda kalmıştır. Ekmeğini geçimini temin ettiği orman alanlarına aidiyet duyguları da zayıflamıştır.

Dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi Türkiye’de de özellikle Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü coğrafyalarda yangınlarla mücadelede güçlük çekilmektedir. Yangını büyüten unsurların başında rüzgâr ve kuruyan otsu türler gelmektedir. Yangının ikinci sebebi kadim kültürde yoktur. Kadim kültürde maki bitki örtüsü ve keçi birlikte ekonomiye değer kazandırmışlar, yüzbinlerce aileye geçim temin etmişlerdir.