Bir zamanlar Kırmızı Oda isminde bir dizi vardı. Önemli noktalara değiniyordu. İnsanların geçmişte yaşadıkları travmaların günlük hayattaki etkilerini irdeliyor ve çözüm üretiyordu.

Yapılan bir çalışmada hayatın erken dönemlerinde yaşanan zorlu deneyimler, eleştiri, ihmal veya çevreden gelen sert tepkiler de dahil olmak üzere, yıllar sonra duygusal iyilik halini ve yaşam kalitesini etkileyebileceği iddia ediliyor. Bir çocuk hata yaptığında yetişkinlerin nasıl tepki verdiği, gelecekteki düşünce ve duygu kalıplarını şekillendirmede önemli olduğu bildiriliyor. Bazı durumlarda, bu deneyimler, hataların bir kişiyi başkalarının gözünde daha az değerli kıldığı inancına dayanan bir başarısızlık korkusu yaşatabileceği belirtiliyor.

Çalışmada rastgele seçilmiş, kontrollü klinik çalışmaya, başarısızlık korkusu yaşayan 180 genç yetişkin (18-35 yaş arası) dahil edilmiş. İki haftalık bir süre boyunca, katılımcılar eleştiri içeren zorlu çocukluk anılarına odaklanan dört terapi seansına katılmışlar. Farklı guruplarda farklı teknikler uygulanarak gerçekleştirilen çalışmada, kötü deneyimlerin insan hayatında olumsuz etkiler yarattığı ortaya çıkıyor.

Görselleştirmeye dayalı yaklaşımların tümü, başarısızlık korkusunda önemli ve kalıcı bir azalmaya yol açıyor. Katılımcılar ayrıca üzüntü ve suçluluk da dahil olmak üzere olumsuz duyguların daha düşük seviyelerde olduğunu bildiriyorlar.

Çalışmada katılımcıların vücutlarının da farklı tepkiler verdiği görülmüş. Eleştiri anılarına verilen fizyolojik tepkiler azalmış. Bu da rahatsız edici deneyimleri hatırlamanın artık aynı yoğunlukta stresi tetiklemediğini gösteriyor. Bu iyileşmeler üç ve altı aylık takiplerde de belirginliğini korudu ve psikolojik etkilerin zaman içinde istikrarlı olduğunu düşündürüyor.

Çalışma, çocukluktaki eleştiri anılarıyla ilişkili olumsuz duyguların ve uyarılmanın yoğunluğunu azaltmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Doğru seçilmiş teknikler, bu anıların nasıl deneyimlendiğini etkileyerek onları daha az yük haline getirebiliyor.

Araştırmacılar, hatıraların yeniden yazılmasının özellikle sürpriz bir an yarattığında çok iyi etki verdiğini bildiriyor. Bu etkiyi, bir kişinin beklediği ile gerçekte olan arasında bir uyumsuzluk olduğunda ortaya çıkan tahmin hatasıyla ilişkilendiriyorlar. Bu beklenmedik farklılık, yerleşik duygusal kalıpları gevşetmeye ve zihnin eski, acı verici tepkileri yenileriyle değiştirmesini kolaylaştırmaya yardımcı olabiliyor.

Bulgular, imgeleme tabanlı tekniklerin, insanların geçmişteki acı verici deneyimlere yeni ve güvenli sonlar yazmalarına imkân tanıyarak, mevcut zorluklara verdikleri tepkileri değiştirebileceğini gösteriyor. Ayrıca, çoğunluğu başarısızlıkla ilgili olan zorlu anıların mutlaka sonsuza dek aynı duygusal şekilde yaşanması gerekmediğini de gösteriyor. Geçmiş acı verici deneyimlerin sabit ve değişmez kalmak yerine zaman içinde farklı şekilde işlenebileceği de dikkati çekiyor.

Burada anne eğitimi de önem arz ediyor. Yapamazsın edemezsin şeklinde baskıcı dönemler de gençleri cesaretsiz, kısmen korkak olarak nitelendirilebilecek bir kalıp içerisine sokuyor.