Malum eski İçişleri Bakanının deyimiyle çerçeve yasa rekor bir oyla meclisten geçiverdi. Oysa aynı gün Türk Tarihi açısından son derece önemli bir gündü. Hem Anafartalar Zaferinin 111. Yıldönümü, hem de Lozan ile uygulatmadığımız memleketi Türk Yurdu olmaktan çıkaran Sevr Antlaşmasının 106. Yıldönümü idi.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, PKK Birleşmiş Milletler tarafından, bütün eylemleri kınanan bir silahlı terör örgütüdür.
PKK Avrupa Birliği Parlamentosu ve üye ülkeler tarafından 2002 yılından beri terör örgütü tanınmaktadır. Örgüt mensupları defalarca terör örgütü olmadıklarını Avrupa Birliğinin mahkemelerine taşısalar da davaların tamamı reddedilmiştir. Diğer taraftan NATO ülkeleri, NATO üyesi olmayan daha yüzlerce ülke de PKK’yı terör örgütü olarak tanımaktadır.
Anılan örgütü dünyada terör örgütleri listesine almayan Rusya, Çin ve İran gibi bazı ülkeler vardır. Onlar da emperyal çıkarları doğrultusunda PKK’yı terör örgütleri listesine almamışlardır.
PKK 1984 yılından bu yana Doğu ve Güneydoğu illeri başta olmak üzere yurdun hemen birçok yerinde binlerce terör eyleminde bulunmuştur. Özellikle doğu ve güneydoğu bölgelerinde, okul yakmak, öğretmen, hemşire, doktor başta olmak üzere binlerce kamu görevlisini planlı bir şekilde katletmiştir. Binlerce Asker, Polis ve Subayımıza kalleş pusular kurmuş ve şehit etmiştir. Yine aynı bölgelerde milletimizin güvenliğini tesis etmede görevli olan binlerce Korucumuzu şehit etmiştir. Yurdun her yanına ateş düşürmüştür. Hal böyle iken bugün teröristleri affetmekten başka bir özelliği olmayan yasa tasarısının bırakın oylanmasını, böyle önemli bir günde Gazi Meclisimize getirilmesi bile kabul edilir gibi değil.
Çerçeve Yasanın hazırlayıcıları ve savunucuları, ne yazık ki üç sene önce seçim meydanlarında muhalefet için teröristlerle iş birliği yaptığını anlatıyor, hatta bölücü terör örgütü lideri için ip atıyorlardı. Bugün geldikleri noktanın toplumla barış ekseninde olmasını ne yazık ki anlamak mümkün değildir.
Terörle mücadele, teröristi affetmekle olmaz. Daha önce de açılım süreçleri, akil adamlar gibi uygulamalarla barış süreçleri denendi. Terörist eylemleri artırmaktan başka işe yaramadı.
Çerçeve Yasanın görüşülmesi esnasında garip olan, Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan, yaşadığı yerde mutlu, memleketin adaletine güvenen Kürt Kardeşlerimizin taraf yapılmaya çalışılmasıdır. Oysa görünen o ki devlet terör örgütü ve mensuplarıyla pazarlık yapar gibi yasa çıkarılmıştır.
Partilerin anılan yasa tasarısı ile ilgili tutumları uzun süre eleştirilecek gibi görünmektedir. Özellikle sosyal demokrat partilerde bu meyanda farklı fikirler ortaya çıkmıştır. Ancak şu bir gerçek ki, Türkiye Cumhuriyeti devleti terör örgütünün isteklerini yerine getirmek için yasa çıkarmış, Gazi Meclisimiz Vatan Sağolsun ruhunu zedelemiştir.