İnsanoğlu toplayıcılıkla kendini idame ettirmekten, uzayda yaşam alanları arama seviyesine gelmiştir. Mağara yaşamından gelen insanoğlu, teknolojik gelişmelerle birlikte saray yaşamından daha konforlu yaşam standartlarına yükselmiştir.

Bilgi üretimi sayesinde geldiği noktaya bakıldığında, bilimi, teknolojiyi ve doğal kaynakları sürekli kendi çıkarları doğrulusunda kullandığı dikkati çekmektedir.

İçinde bulunduğumuz çağ, bilgi ve iletişim çağı olmasına karşılık, insani değerler açısından birkaç yüzyıl öncesindeki bilgisizlikten daha kötü bir durumda olduğunun ne yazık ki farkına varamıyor insanoğlu. Bilginin ticarileşmesinden sonra insanoğlu daha çok internet ve bağlı sosyal medya araçlarına endeksli bir yaşam süreci içerisine giriverdi. Özellikle gençler elinde akıllı telefonlarla yemek yeme, ders izleme, hatta sinema, televizyon ve tiyatro izleme gibi eylemlerini gerçekleştiriyorlar. Bir yerde eylemlerinin bir anlamı yok gibi. Hemen herkesin bağımlı olduğu, güya beynini dinlendirdiği, oysa uyuşturan ve verimli zamanları tüketen bilgisayar oyunlarıyla geçen ömür de bunun cabası.

Edison, Pasteur, Graham Bell gibi mucitlerden çok daha ileri teknolojiler üretenler var yeni dünyada ama kimsenin hatırında durmuyor isimleri. Değer erozyonu çok ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Bu anlamda memleket çok daha karanlık dönem içerisinde yürümeye çalışıyor. İllegal oluşumlar diz boyu.

Aydın kelimesi, anlamını neredeyse yitirmek üzere. Toplumda aydın olarak tanımlayabileceğimiz bilim insanları, artık toplumun hoşuna nasıl giderimin hesabını yapıyor. Özellikle yeme içme konularında ayyuka çıkan tanım, tanımlama ve önerilerin ardında hep bilim insanı dediklerimiz var. Birinin söylediklerini diğeri adeta çöpe atıyor. Bilginin ve bilgiyi üretenin saygınlığı ve değeri hızla kayboluyor.

İnsanların büyük çoğunluğu, artık iletişim araçlarının, özellikle sosyal paylaşım sitelerinin kalıbından çıkmış durumdalar. Bundan dolayı, insanların gerçek kimlikleri ve nitelikleri hakkında bilgi sahibi olmak imkânsızlaşıyor. Ticarileşmiş bilişim çağı insanları hem şekillendiriyor hem de bir yerde gerçek çevresinden koparıyor. Aynı masada oturan gençler ellerindeki akıllı telefonun dünyasında gezerken birbirlerine zaman ayırdıklarını sanıyorlar. 

Bilimin sunduklarından uzak kalmak elbette mümkün değildir. Ancak insanın yaratılış özellikleri incelendiğinde, bilimi ortak ahlaki değerlerle birlikte geliştirmek çok daha doğru olandır. Bilgi ticarileştikçe, üretilen bilgiyi kullanmak ve kullandırmak boyutunda ahlaken ciddi sıkıntılar bulunmaktadır. İnsanı esir eden, insani değerleri zayıflatan uygulamaların önüne geçilmesi gerekmektedir. Bir zamanlar, çocukların canı ister, imkânı olan var olmayan var diye sucuk reklamını gece saat ondan sonraya koyan yöneticiler, çocukların internet kölesi olmasıyla ilgili bir eylemde bulanamamaktadır. Bazı çağdaş ülkelerde akıllı telefona yaş sınırı getirme gibi küçük kıpırdanışlar olmakla birlikte, alınan mesafe bulunmamaktadır. Çünkü bir diğer teknoloji ile bugünkü bağımlılık yapan enstrümanlar da yerini yeni bağımlılık araçlarına bırakacaktır.