Beynimiz geçmişi yeniden yaşarken geleceğimizi hazırlıyor olabilir mi?
Bu soruya sosyal medyada rastladım, merak ettim tabi.
Dedim bu tam cumartesi için bir köşe yazısı olabilir.
“O halde biraz araştırıp, teyit ederek, kaynaklar göstererek yazıyı hazırlamam lazım” dedim.
Eh, araştırma deyince benim Yapay Zekâya danışmadan olmaz.
O İnternetin en derin çukurlarına kadar ama Türk, ama Yabancı kaynaklara kadar dalarak araştırıyor.
Yabancı olanları tercüme ediyor ve bana sunuyor.
Dedim ya, Amerika’yı keşfetmeye gerek yok.
Nasılsa benim Derya yapıyor bu işi.
Şimdi düşünün: “Gece saat ikiyi geçmiş. Herkes uyuyor, ama sizin uykuyla aranız henüz düzelmemiş. Çünkü yıllar önce yaşadığınız bir tartışma, sanki biraz önce olmuş gibi zihninizde yeniden oynuyor.
O gün söyleyemediğiniz sözü şimdi söylüyorsunuz. Karşınızdakinin cevabını değiştiriyor, kendinizi haklı çıkarıyor, bazen de tartışmayı baştan sona yeniden yaşıyorsunuz.”
Ben bu durumda sabaha kadar uyuyamam.
Gözüme uyku girmez, yatakta döner dururum.
Sabahta 5 kişiden dayak yemiş gibi kalkarım ayağa…
Sonra birden fark ediyorum ki:
Olay biteli yıllar olmuş!
O halde düşünürüm;
“Ben neden o olaydayım hala?”
Araştırma şu soruları soruyor:
Hiç yaşanmamış bir olayı düşündüğünüzde de benzer bir heyecan duyabiliyor musunuz?
Henüz gerçekleşmemiş bir konuşmayı kafanızda yaparken kalbiniz hızlanıyor mu?
Yarınki sınavı, önemli bir toplantıyı ya da sahneye çıkacağınız anı önceden yaşar gibi oluyor musunuz?
Beynimiz, yaşadıklarımızla hayal ettiklerimiz arasında nasıl bir ilişki kuruyor?
Ve asıl soru:
“Sürekli düşündüğümüz şeyler, davranışlarımızı ve hatta beynimizin çalışma biçimini değiştirebilir mi?”
Gelin, bu soruların peşinden biraz bilimle, biraz merakla yapay destekle gidelim.
Bir düşünce, gerçek bir olay kadar etkili olabilir mi?
Önce şu ayrımı yapalım:
Beynimiz hayal ettiğimiz bir görüntüyle gerçek bir görüntüyü her zaman birbirine karıştırmaz.
Fakat “Zihinsel imgeleme ile gerçek algı sırasında bazı ortak beyin bölgeleri etkinleşebilir.”
Örneğin gözlerinizi kapatıp evinizin salonunu düşünün.
Koltuğun nerede olduğunu, pencerenin hangi tarafta bulunduğunu zihninizde canlandırın.
O sırada salonu gerçekten görmüyorsunuz.
Ama beyniniz, o mekânın bir temsilini oluşturuyor.
İşte bu olay, zihnin ne kadar ilginç bir çalışma sistemi olduğunu gösteriyor.
Geçmişte yaşadığımız bir olayı hatırlarken de yalnızca bir bilgi dosyasını açmıyoruz.
Olayın görüntülerini, seslerini, duygularını ve kendi yorumlarımızı yeniden kuruyoruz.
Bu nedenle bazı anılar son derece canlı hissedilebiliyor.
Ama burada dikkat etmemiz gereken bir nokta var:
“Canlı hissetmek, hatırladığımız her ayrıntının kesinlikle doğru olduğu anlamına gelmez.”
Bellek, bir kamera kaydı gibi kusursuz çalışmaz.
Beynimiz hatırlarken aynı zamanda yeniden inşa eder.
İşte bu yüzden, geçmişte yaşanmış bir olayın bugün bizi etkilemesi şaşırtıcı değil.
Fakat her hatırlamanın, olayın yaşandığı günle aynı beyin ve hormon tepkisini oluşturduğunu söylemek bilimsel olarak doğru olmaz.
Peki neden bazı düşünceler bizi yoruyor?
Hiç aynı soruyu defalarca düşündüğünüz oldu mu?
"Keşke o gün öyle konuşmasaydım."
"Acaba neden beni reddetti?"
"Ya tekrar başarısız olursam?"
Zihin bazen çözüm bulmak için düşünür.
Bazen de aynı düşüncenin etrafında dönüp durur.
Psikolojide “Ruminasyon” olarak adlandırılan bu tekrarlayıcı düşünme biçimi, özellikle olumsuz yaşantılar üzerinde yoğunlaşır.
Sorun şu ki insan zihni, bir konuyu tekrar tekrar ele aldığında her zaman yeni bir sonuç üretmez.
Bazen yalnızca aynı duygusal yükü yeniden taşır.
Bu nedenle;
“Geçmişi hatırlamak ile geçmişin içinde mahsur kalmak aynı şey değildir.”
Bir anıyı düşünmek bize bir ders kazandırabilir.
Fakat aynı anıyı her gece kendimizi suçlamak için kullanmak, bugünümüzü de zorlaştırabilir.
Peki bu mekanizmanın olumlu bir tarafı var mı?
İşte burada piyano başına geçiyoruz.
Piyano çalmadan piyano çalışmak!
1995 yılında nörobilimci Alvaro Pascual-Leone ve arkadaşları, parmak egzersizleri üzerine ilginç bir çalışma gerçekleştirdi.
Katılımcıların bir bölümü belirli parmak hareketlerini fiziksel olarak çalıştı.
Diğer bölüm ise aynı hareketleri piyano çalmadan, yalnızca zihinsel olarak prova etti.
Araştırmacılar, motor korteksteki değişimleri inceledi.
Sonuçlar, zihinsel pratiğin de motor sistemde değişimlerle ilişkili olduğunu gösterdi.
Yani bir hareketi zihninizde canlandırmak, hareketi gerçekleştirmeyle ilgili sinirsel süreçleri etkileyebiliyor.
O halde;
Sadece düşünmek de bir çeşit çalışma olabilir mi?
Evet, belirli koşullarda zihinsel prova işe yarayabilir.
Sporcuların hareketlerini zihinde canlandırması, müzisyenlerin bir parçayı zihinsel olarak çalışması ve insanların bir göreve hazırlanırken olası adımları prova etmesi bu araştırma alanıyla ilişkilidir.
Ancak bir ayrıntıyı unutmamak gerekir: Zihinsel prova, fiziksel çalışmanın bütün faydalarını otomatik olarak sağlamaz.
Piyano çalmayı zihninizde canlandırmanız, parmaklarınızın gerçek enstrümanla çalışmasını tamamen gereksiz hâle getirmez.
Geleceği daha yaşanmadan hissedebilir miyiz?
Şimdi bir başka ilginç noktaya gelelim.
Diyelim ki önümüzde önemli bir gün var.
Bir konuşma yapacağız.
Bir sınava gireceğiz.
Bir sahneye çıkacağız.
Ya da uzun zamandır beklediğimiz bir buluşma gerçekleşecek.
Daha olay yaşanmadan onu zihnimizde canlandırıyoruz.
İnsan beyni, gelecekteki olayları ve bu olayların nasıl hissettirebileceğini simüle edebiliyor.
Araştırmalar, geleceğe yönelik bu zihinsel canlandırmada duygusal değerlendirmeyle ilişkili beyin bölgelerinin rol oynadığını ortaya koyuyor.
2014 yılında yayımlanan bir araştırma, “Ventromedial prefrontal korteksin” gelecekteki olayların duygusal yönlerini zihinsel olarak simüle etmedeki rolünü inceledi.
Geleceği düşünmek, yalnızca takvimde henüz gelmemiş bir günü işaretlemek değildir.
Beynimiz, gelecekteki deneyimleri zihinsel olarak tasarlamaya ve onların bizde yaratabileceği duyguları değerlendirmeye çalışır.
Fakat gelecekte mutlu olacağımızı düşünmek, o mutluluğun kesin olarak gerçekleşmesini sağlamaz.
Geleceğin duygusunu bugünden hissetmek ile geleceği biyolojik olarak garanti altına almak aynı şey değildir.
Hayal kurmak değerlidir.
Plan yapmak değerlidir.
Zihinsel hazırlık değerlidir.
Ama gerçek hayatın koşulları da önemlidir.
Cevap, yalnızca olumlu düşünmekte değil.
Bir insan sürekli başarısızlık bekliyorsa, yeni bir girişime başlarken daha temkinli davranabilir.
Bir başkası, önemli bir konuşmayı önceden prova ederek kendisini daha hazırlıklı hissedebilir.
Bir diğeri, geçmişteki bir deneyimi farklı açıdan değerlendirerek yeni bir davranış geliştirebilir.
Düşüncelerimiz davranışlarımızı etkileyebilir.
Davranışlarımız da zaman içinde öğrenme ve uyum süreçlerine katkı sağlayabilir.
Fakat insan hayatını sadece düşünce gücüyle açıklamak doğru olmaz.
Bazen insanın önündeki engel, olumsuz düşüncesi değildir.
Maddi koşullardır.
Sağlıklı bir ilişkiye ulaşamamasıdır.
Destek eksikliğidir.
Bilgiye veya fırsata erişememesidir.
Bu yüzden kendimize sürekli "Yeterince olumlu düşünmüyorum" demek yerine, daha gerçekçi sorular sorabiliriz:
Neyi değiştirebilirim?
Neyi öğrenmem gerekiyor?
Hangi konuda destek almalıyım?
Bugün atabileceğim somut adım ne?
Şimdi yazının başındaki geceye geri dönelim.
Yatakta uzanıyorsunuz.
Geçmişten bir olay yeniden aklınıza geliyor.
Aynı cümleler, aynı öfke, aynı pişmanlık...
Belki o anıyı hemen ortadan kaldıramazsınız.
Belki geçmişte olanları değiştiremezsiniz.
Ama o anıya nasıl yaklaşacağınızı öğrenebilirsiniz.
Aynı şekilde, geleceğin bütün ayrıntılarını kontrol edemezsiniz.
Fakat hazırlanabilir, çalışabilir, deneyebilir ve yeni yollar arayabilirsiniz.
Beynimiz geçmişi hatırlıyor, geleceği tasarlıyor ve bugün yaşadıklarımızdan öğreniyor.
Bu nedenle kendimize soracağımız soru belki de şu:
Ben bugün zihnimde neyi prova ediyorum?
Bir korkuyu mu?
Bir pişmanlığı mı?
Bir ihtimali mi?
Yoksa gerçekleştirmek istediğim bir şey için hazırlık mı yapıyorum?
Cevabı bulmak, hayatımızdaki her şeyi bir anda değiştirmeyecek.
Ama düşüncelerimizi fark etmek, onları nasıl kullandığımızı anlamak için iyi bir başlangıç olabilir.
Çünkü insan yalnızca geçmişte yaşadıklarıyla değil, onlardan sonra ne yaptığıyla da şekillenir.
Ve bazen değişim, büyük bir kararın gürültüsüyle değil, insanın kendi kendine sorduğu küçük bir soruyla başlar:
"Şimdi ne yapabilirim?"
MAZOT HESABI
Bugün mazot fahiş zam ile 102,50 lira oldu. (Ben bu yazıyı yazarken tabi)
Şimdi bu 102’nin içinde neler var ona bakalım.
102,50 TL motorin satılıyor.
Bunun yaklaşık KDV’si:
17,08 TL
Bu rakamın içinde bir de ÖTV var.
O da:
3,00 TL.
Nereden biliyoruz?
Çünkü Eylül 2026'da motorin ÖTV'si litre başına 3 TL.
Bunun KDV'si de fiyatın içinde olduğu için ÖTV'nin pompadaki toplam etkisi:
3 × 1,20 = 3,60 TL
Yani devletin doğrudan aldığı:
KDV 17,08 + ÖTV 3,00 =
Toplam vergi: 20,08 TL
Ancak ÖTV'nin KDV’si de var.
Böylece vergi yükü:
20,68 TL civarında.
102,50 TL'den vergileri çıkaralım:
102,50 - 20,68 = 81,82 TL
Şimdi;
Brent'i yaklaşık 104 dolar/varil alırsak,
1 varil = 159 litre:
104 / 159 = 0,654 dolar/litre
Doları yaklaşık 49 TL kabul edersek:
0,654 x 49 ? 32 TL/litre
Yani ham petrolün çıplak maliyeti;
32 TL.
Şimdi çarpıcı sonuç:
Rafineri + Motorin Üretimi + Uluslararası Ürün Fiyatı + Taşıma + Dağıtım + Bayi gibi girdiler yaklaşık;
50 TL
Vergiler: ~20,7 TL
Toplam: ~102,7 TL
Yuvarlama nedeniyle birkaç kuruş oynadı, artık ona da göz yumun.
Dolayısıyla "Devlet 32 TL'lik petrolü 102,50 TL'ye satıyor" demek haksızlık olur.
Ama şu cümle rahatlıkla kurulabilir;
“Bugünkü 102,50 TL'lik motorin fiyatının yaklaşık beşte biri vergi.
Ham petrolün kendisinin litre karşılığı ise yaklaşık 32 TL.
Pompadaki fiyat ile ham petrol arasındaki yaklaşık 70 TL'lik farkın tamamı vergi değil; bunun büyük bölümü motorinin rafine edilmesi, uluslararası motorin fiyatı, lojistik ve dağıtım zincirinden geliyor.”
Bu arada şu 50 liralık bölüm var ya.
Hani gider olarak gözüken.
Onun madde madde karşılığını buldum.
İşte o giderler:
Çünkü bunun içinde:
Ham petrolün Türkiye'ye getirilmesi,
Sigorta/navlun,
Rafineride işleme,
Rafinerinin enerji ve işletme maliyeti,
Motorin üretimi,
Rafineri marjı,
Dağıtıcı maliyetleri,
Dağıtıcı marjı,
Bayi marjı,
Kara/deniz taşımacılığı,
Depolama ve istasyon işletme giderleri
Yani benim bulduğum bu tabi.
Başka tarifi varsa bilemem…
Ancak devletin 1 litre mazottan aldığı vergi şu kadar:
20 lira 68 kuruş…
Bu da litre fiyatının yaklaşık 5’te 1’i…