Çok sevdiğim bir ağabeyimiz, insanlığın gelişimi anlattıktan sonra Türk insanının erdemini nasıl yitirdiğini, örnekleriyle anlatarak ,bu konularda toplumumuzu eğitmemiz gerektiğini ve geleceğe daha iyi hazırlanmamız  için de örnek kişilikleri topluma anlatmamız konusunda da ihmalkâr davranmamalıyız, demektedir...

Ağabeyimize küçük  bir katkı...

Türk insanı, birbirini sevmeyi beceremedi... Siyaset kurumu, milli bütünlüğümüzü yıktı. Ortak değerlerimiz değer olmaktan çıktı... Bu yüzden iflah olmaz ve düzelmez bir zemin kaymasına maruz kaldık. Bu yıkım, en az elli yılda telafi edilebilir,diye düşünürüm...

 Yıkımın taşeronu da ortaya koyduğu harabelerin farkında değil...

Toplumunun varlığı için ölüme koşan idealist gençliği ,sürü haline getirip başka başka kültürlere yamamak da bizim  çıkmaz sokağımızdır...

Bunun farkında bile değiliz...

Ruh dünyamız, sokağın tavanı gibiydi... Ruhen yükselmenin sınırı yoktu... Evlerimiz küçük bir kütüphaneydi... Şimdi, evlerde bir kitap kaldı. O da duvarda asılı... Okuyanı yok...

 Köşe dönmeci ve talancı zihniyet her şeyimizi bozdu. Bozduğu, karşılıklı yardımlaşma, insanımızı sevme duygusu...

Bunun bile farkında değiller...

Toplumumuzda, çok çok güzel insanlar da var...

Küçük bir örnek...

Hastanede yatıyorsunuz...

Kolunuzda serum takılı...

Serum akmıyor ve geriye doğru kan gelmiş... Panik halinde , hemşireye koşuyorsunuz. Durumu anlatıyorsunuz. Siz gidin, biz geliyoruz, diyor...

Oda ile hemşire bankosu arası sekiz metre mesafede... Yarım saat geçiyor, hâlâ gelen yok... Tekrar, gidip gelen olmadı , diyorsunuz ve bir erkek hemşire geliyor... Her şeyi düzene koyuyor... Kendi cep telefonunu veriyor... Bir olumsuzluk hissettiğinizde beni arayabilirsiniz , diyor... Bir problem kalmadığı için arama ihtiyacı da hissetmiyorsunuz... Aynı iş yeri, torpille gelen , siyasi yapıya arkasını dayayan sırtüstü yatıyor. Bileğinin hakkıyla gelen de görevini layıkıyla yapıyor...

Bunlar, aynı ücreti alıyor...

Biz, toplumumuza hizmette yarış halinde olan ruh dünyamızı yitirdik... Görevini , büyük bir aşkla yapanla kaytarma yollarını tercih edip akla hayale gelmeyecek yöntemler bulmaya çalışan bir zihniyet şimdi  çatışıyor ve kaytarma heveslisi zihniyet başat güç oluyor. Bütün kamuyu işgal ediyor...

Muhalefetten de bir örnek...

Yerel yönetimimiz, "İklim Değişikliği  Eylem Planı"  hazırlamış...

İlgililerini çağırarak bir toplantı yapıyor...Sunum yapılıyor.Atıfta bulunulan en yeni kaynak 2019 tarihli...Bilim, her altı ayda bir kendisini yeniliyor. Bizim eylem planı, on yıl arkadan geliyor...

Sonra ,söz aldım ve noksanlarını anlattım. Bu eylem planı, güncel değil ve sorularla sorunlara cevap vermiyor, deyip "bu eylem planı çöp" dedim.

Kimse cevap veremiyor...Kamunun  çalışma heyecanı, güzel eser ortaya koyma gücü bitmiş...

Bir de genel yönetimin tembelliğini anlatalım...

İl Çevre Durum Raporları, her yıl hazırlanır.

Bu raporları hazırlanma süreci, ilk üç ay, bütün kamu kurumlarından veriler toplanır. Bunlar, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün ilgili şubesinde iki ay içinde düzenlenerek yazılır ve bakanlığa gönderilir.Bakanlık uzmanları da bunu, bir ay içinde okur, düzeltme varsa düzeltir ve bir önceki yılın raporu temmuz ayı içinde yayınlanır...

Yayınlanır da, ben Çanakkale için söyleyeyim, 2024 raporu,benim zorlamamla  2026 yılı 6 Ocak tarihinde yayınlandı...

2025 yılı raporu da eylül ayı geldi hâlâ yayınlanmadı.

Burada, bakanından, bakan yardımcılarına, genel müdürlerinden  şube müdürlerine kadar ,çok dindar ama  iş bilmez bir kadro çalışıyor gibi görünüyor...Tembellikte  bu ekibin eline kimse su dökemez...

Şimdi, benim yazdıklarıma inanmayın ve kendi illerinizin" İl Çevre Durum Raporlarını " araştırın ve ne durumda olduğunu da öğrenin...

Ha!

Bir de muhtevaya girerseniz çöp çalışmalar, yırtma yapıştırma çalışmalar görürüz...

Kamuda çalışmaya başladığım yıl, günümüzden  elli iki yıl önceydi...

Böyle tembel bir yönetime hiç şahit olmamıştım.

Son yirmi beş yılda büyük bir yıkıma şahit olduk ve tembel bir kamu idaresini de  görmekteyiz...

Yine, Batı toplumu, kurulu müesses nizam ve bağımsız denetçileriyle ayakta durmaya devam edecektir de bizim nereye gideceğimizi Allah bilir...

Ağabey, sayfanı çok meşgul ettim...

Affola...

Gönülden selamlar...

Bilgi edinmeniz dileğiyle...

******

Düşünmeye, okumaya , yazmaya ve konuşmaya devam...