(Harun Yöndem'e)
Yıllar önceydi...
ÇOMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde çalıştığımız yıllarda, çok uyumlu ve birbirine saygılı ve sevgi içinde olan akademik bir kadromuz vardı...
Şimdi, bizim dönemimizden ,yine bizim bölümümüzde çalışan kişi kalmadı.
İki arkadaşımız da vefat etti...
Prof.Dr.Mehmet İsmail ve Prof.Dr.Hamdi Güleç Hocalarımız aramızdan ayrıldılar.
Onları rahmet ve minnetle anarım...
Ben, bizim bölümümüzde , "Yeni Türk Edebiyatı" derslerine girdiğim gibi, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Metotları dersine ve ayrıca "Türk Kültür ve Medeniyeti Tarihi "derslerine de giriyordum.
Türk Kültür ve Medeniyeti Tarihi Dersleri için bizim için önemli şahsiyetleri anlattığım gibi, bizim akademinin biraz uzak durduğu, Türk Dünyası'nın önemli şahsiyetlerini de araştırma ödevi olarak veriyor ve öğrencilerimin en az bir konuda söz sahibi olmalarını sağlamak için de çalışıyordum...
Ödev olarak verdiğim şahsiyetler için bende bulunan kaynakları da ilgili öğrencime veriyor ve onları çalıştırıyordum.
Biz, Türk Destanlarını biliyorduk;ancak, Turan sınırları içinde bulunan halkların destanlarından pek haberdar değildik! Mesela, Tibet Destanları, Sibirya Destanları, Nart Destanları pek bilinmiyordu... Yine, Turan Coğrafyası Edebi ve Siyasi Şahsiyetleri hakkında da yeterince bilgi sahibi değildik... Biz, Sultan Galiyev, Molla Nur Vahidov, Turar Rıskulov, Abdülhamit Süleymanoğlu Çolpan, Neriman Nerimanov, Fıtrat, Abay, Ayaz İzhaki, İsmail Gaspralı , Zeki Velidi Togan, Sadri Maksudi Arsal, Akdes Nimet Kurat, Ahmet Ağaoğlu,Resul Hamzatov,Ahmet Cevat ve diğerlerini hiç bilmiyorduk...
Yine, P'our Eğitim Sistemi de hiç ilgilendiğimiz bir alan değildi... Bu konularda, öğrencilerimize konu başlıkları dağıttım ve bir bitirme tezi gibi ,ulaşabildikleri metinlerden hareketle bir metin hazırlamalarını da istedim.
Bütün öğrencilerim çok güzel çalışmalar yapmıştı...
Bu öğrencilerimden ,gerektiğinde başka üniversitelere de giderek bu alanda çalışmış kişilerle de görüşebileceklerini kaynak alabileceklerini de ifade ettim.
Bu öğrencilerimden Ozan Yılmaz'a Molla Nur Vahidov'u vermiştim. Ozan, bu konularda çalışan Halit Kakınç Bey'in üniversitesine, başka bir konuyu verdiğim Fatih adlı arkadaşıyla gidiyorlar ve Halit Bey'le görüşüyorlar.
Halit Bey, ÇOMÜ'den öğrencilerin kendisine bir araştırmada, yardım istemeye gelmelerini memnuniyetle karşılamış...Bizim çocuklarla sohbet ederken Moskova'dan yeni geldiğini, Sultan Galiyev'le ilgili hiç yayınlanmamış belgeler getirdiğini söylüyor...Ayrıca, Hocanız, konuyu değiştirerek, Sultan Galiyev'i çalışmana izin verirse kendisinin getirdiği bütün kaynakları Ozan'a verebileceğini söylüyor...Sonra ,bunun mümkün olup olamayacağını öğrenmek için beni telefonla aradılar...Halit Bey'le böylece tanışmış olduk.
Halit Bey'in isteğini hemen kabul ettim. Çünkü, bizim üniversitemiz de birincil kaynaklardan istifadeyle bir konu üzerine çalışma yapılmış olacaktı...
Ozan, bu kaynaklar üzerine doktora tezi gibi bir çalışma yaptı...Her çalışma, mutlaka sınıflarında da diğer arkadaşlarını sunuluyordu. Yani, bilgi herkese ulaşıyordu.
O dönem, bilginin öncelendiği ,yardımlaşmanın en önemli duygu olduğu bir dönemdi.
Güzel günlerdi.
Daha sonra 28 Şubat olayı zuhur etti.
Üniversiteler, üniversite olmaktan çıktı.
Hür düşünce kısıtlandı.
Ceberut bir baskı oluştu.
Ben, bu baskıya karşı bir mücadele başlattım. Baskıcı rektörler geldi. Kız öğrencilere baskı üst seviyeye çıktı.
Bence, geleceğin anneleri iyi yetişmeliydi ve kılık kıyafetin önemli olmadığını belirterek kız öğrencilere sahip çıktım. Bu yüzden birçok soruşturma geçirdim. Daha sonra, görev sürem uzatılmadı ve akademiden atılmış olduk..
Böylece, bizim bilimsel çalışmalarımız da örselenmiş oldu. Bizim bölümde, bizim dönemde çalışmış şu anda hiçkimse bırakılmadı...
Herkes bir yere gitti.
Aradan yıllar geçti...
2019 yılı, Türkiye Bilimler Akademisi, bilime katkı sunan en genç bilim adamı ödülünü kazananını açıkladı. Bu kişi bizim de öğrencimiz olan Prof.Dr.Ozan Yılmaz'dı...
Şimdi, Sakarya Üniversitesi'nde çalışıyor...
Biz de kendisini gururla takip ediyoruz.
Bu ,bilim adamının yetişmesinde Rahmetli Dr. Halit Kakınç Bey' in de büyük katkısı olmuştur. Onu ,rahmetle minnetle anarım...
Durağı cennet olsun.
Dua ile...
Not:Prof.Dr.Ozan Yılmaz, bir Çepni çocuğu olup Giresunludur....
Bilgi edinmeniz dileğiyle...
******
Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam.