CHP'nin altı okundan birisi 'Devletçilik' ...

Osmanlı döneminde, Türk, askere gider ve bir daha geri gelmesi mucizelerle olurdu. Ayrıca, devlete vergi verirdi... Genelde hayvancılık ve küçük işletmeler olarak da tarımla uğraşırdı... Bu yüzden halk çok fakirdi... Sermaye biriktirme, diye bir derdi yoktu. Çünkü parayla işi yoktu. Sadece hayatta kalmak için uğraşıyordu...

Bu yüzden, tarımda ırgata  ihtiyacı vardı. Çok çocuk, bir sigorta gibiydi...  Sofraya bir tas daha koyarsanız, bu maliyet için bir şey ifade etmezdi...

Çocukların büyütülmesinde de okul, diye bir şey yoktu... Okuma yazma  bilmeyen, atadan gördükleriyle üretim yapan bir kitleydi...

Hijyen yoktu... Sabun yoktu... Bu yüzden hastalıklarda ilk kırılan çocuklar oluyordu.

Sağ kalan çocuklar, yaşlanan baba, anne, dede ve ninelerin bakıcısıydı. Dolaylı yoldan çocuklar gelecek için sigortaydı...

Mülkiyet, genelde toprak ağalarının, aşiret reislerinin, tarikat şeyhlerinin elindeydi...

Toprak sahipleri, topraklarını, topraksız köylüye yarıcı olarak vererek, üretimin yarısına ortak oluyordu... Yani, üreten kişiler, her durumda  soyuluyordu...

Cumhuriyet, ilk defa toprak Reformu  yaparak, topraksız çiftçiyi  topraklandırıp üretimi artırmak istedi... Otuzlu yıllarda "Kadro hareketi" ve altmışlı yıllarda da "Yön hareketi" bu konulara kafa yormuş kişiler topluluğuydu.

Bizde toprak sistemi için Halil Cin, Niyazi Berkes, İdris Küçükömer ve bazı aydınlar, yeni bakış açıları sunmuşlardır...

Devlet, bütün üretimi denetlemek, yeni üretim alanları açmak, birlikte iş başarmak için kooperatiflerin kurulmasını ve geliştirilmesini desteklemiştir...

Ancak, parlamentoya giren toprak ağaları, devletin yapmak istediklerini kendi lehlerine çevirmeyi başarmışlardır.

Devlet, sulama için barajlar, nakliye için limanlar ve demiryolları inşa etmiş,  yabancıların kontrolunda bulunanları da devletleştirerek  köylünün hizmetine, üreticinin hizmetine sunmak istemiş ve gereğini de yapmıştır...

Devlet, Cumhuriyetin ilk on beş yılında ya denk bütçe yapmış ya da fazla veren bir bütçe oluşturmuştur.

Bu arada, Osmanlı'nın borçlarını da ödemiştir...

Zamanla "Tarım Kredi Kooperatifleri" de kurarak, çiftçinin ihtiyacı olan kredileri de vermek suretiyle refahı tabana yaymak istemiştir...

Zamanla sermaye sahipleri kredi alma durumunda öncelik kazanınca, köylüyü topraklandırma çalışmaları da tekrar eski haline dönmüştür...

Devlet, halkın ihtiyaçları için tarım ürünleri satarak fabrikalar kurmuş ve Anadolu'da ekonomik hayatı ve sosyal hayatı da canlandırmak istemiştir...

Bunda da başarılı olmuştur.

Hızla kalkınan ve tarımda kendi kendine yetebilecek bir seviyeye gelen ülkemiz, sanayi  yatırımları için de  tarımdan elde ettiği gelirleri sermaye olarak kullanmıştır...

CHP yönetiminde ki devlet aygıtı, halka destek için her şeyi yapmıştır.

Devletçilik için yaptıkları da çok çok önemliydi...

Bunlar için:

1- Devlet Planlama Teşkilatı kuruldu.

Her yıl, ne kadar üretim yapılıyor, ne kadar ihtiyaç karşılanıyor, ne kadar dış satım yapılıyor, bunlar hep planlanmıştı...

Günümüzde de 12. Beş Yıllık Kalkınma Planı süreci devam etmektedir ve 1 Ocak 2029 tarihinde bu süreç sona erecek ve 13. Beş Yıllık Kalkınma Planı dönemine girmiş olacağız...

2- Kalkınma

Bu konuda yapılan planların toplum üzerindeki etkileri ve dünya ölçeğinde yarıştığımız ülkelerle seviyemizi mukayese edecek; böylece neler yapılabilecek ve gelecekle ilgili de yeni fikirler ortaya koyabilecektik...

Son dönemde, ülkemizde kurulu olup parlamentoda temsil edilen bütün siyasi partilerimizin  programlarına baktığımızda, çağ dışı ve toplumun çok gerisinde kaldıklarını gördük... Bilim her altı ayda bir  kendisini yenilemekte ve bizim siyasi  partilerimizin programları  ise  hiçbir somut öneriyi topluma sunamamaktadır...

Hemen hepsi de çöp konumundadır...

CHP parti programı da "Tarım Politikaları" dışında çöp konumundadır...

Bu durumu değiştirme ve halkta bir umut olma gayretleri de yoktur...

Bu şartlarda, umut olma durumunda da olamayacaklardır...

3-Yatırım

Ülkemiz, günümüz itibarıyla büyük yatırım alma konusunda, hukuk sistemini, siyaset kurumuna teslim ettiği için yatırım alması mümkün değildir... Yapılan yatırımlar için iyi bir planlama ve öncelik tesis edilmediği için" yap işlet devret "modelinde her zaman zarar etmektedir... Aslında, ihaleyi alanlar, mal oluş miktarlarını çoktan aldılar ve şimdi de devletten para almaya devam ediyorlar. Bu tür yatırımlar için ödeme süreleri bitince her şey devlete teslim edilmesi gerekirken, şirketlerle yine şirket lehine işler tutulmaktadır ki bu hiç de kabul edilir bir şey değildir.

Bu işler, hukuka uydurulmuş olabilir ama, vicdani değildir...

4-Bankacılık

Devletin elinde  üç tane banka vardır. Diğer bankalar sermaye açısından yabancı sermayeye ait bankalardır. Bir bankanız ise sermaye açısından yerli durumundadır.

Burada, yıllık faiz, %42 gibi uygulanmaktadır. Döviz baskılandığı için kur artışı gerçek değerinde değildir.

O zaman, alınan faizler için inceleme yaptığımızda, bankalar, kredi faizi olarak yaklaşık %50'lik bir kredi faizi almaktadır.

Mevduat faizi %42'dir.

Mevduat faizi gerçek faizin iki puan üzerinde uygulandığına göre enflasyon %40 olmaktadır...

İlk altı aylık enflasyon farkı %13,5 gibi bir rakam memur emeklisine verildiğine göre, ikinci altı aylık dönemde de aynı rakam ilan edilirse emekliler, daha da fakirleşmeye doğru gidecek demektir...

Bankacılık sistemi, Türk halkını yabancı sermayeye soydurma sistemi gibi işlemektedir ki bu da hiç de kabul edilir bir şey değildir...

5- Sermaye

Yerli sermaye, iç hukuk tam işlemediği için Mısır, Romanya, Cezayir, Bulgaristan, Makedonya ve diğer ülkelere kaçmaktadır.

Ülkemizdeki yabancı sermaye içinde küresel Yahudi sermayesi çok büyük oranda artmış durumdadır...

Ülke, bir çıkmaz sokağa doğru hızla gitmektedir.

İşte, bu kadar olumsuzluk karşısında CHP, bu konularda suskundur.

Cumhuriyetin bir değer olarak ortaya koyduğu bütün fabrikalar, limanlar, maden sahaları, Tarım arazileri, devlet üretme çiftlikleri de dahil neredeyse devletin elinde ne varsa satılmış durumdadır...

Devlet, sosyal politikalar geliştirme konusunda, elindeki tüm  güçleri sattığı için enflasyonla mücadelede etkin  olamamaktadır.

CHP, parti programında ve umdelerinde var olan "Devletçilik" maddesini unutmuş ve bu konuda yeterince çalışmamakta, halkı bilinçlendirmemektedir, derim.

Ülkemiz, kapitalizmin at koşturduğu, büyük bir meydan gibi değerlendirilmektedir...

Aslında, biz toplumcu ve devletçi bir yapıda üretimi desteklemeliyiz...

Bunun savunucusu da CHP olabilmelidir...

Muhalefet olarak, günümüzde yapılanları doğru bulan bir ana muhalefet varsa o zaman "Devletçilik" maddesini umdeleri arasından çıkartırsa biz de kendilerini tenkit etmeyiz, derim.

CHP, daha toplumcu bir yapıya dönmeli ve halkın ihtiyaçları için de  devleti, üretimin ana omurgası yapmalıdır, derim.

Ayrıca, CHP'yi gerçek anlamda, "Cumhuriyet değerlerine" değer vermeye çağırırım.

Kadrolarınızı, Cumhuriyet değerlerine sahip kişilere açın, bölücü, yıkıcı, milliyetsiz oluşumlara da tam olarak kapatın, derim.

Bilgi edinmeniz dileğiyle...

******

Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam..