Bombus arıları, bal arılarına kıyasla çok daha fazla zehirli ağır metal biriktiriyor. Aynı florada bile çok daha fazla ağır metal biriktiriyorlar. Araştırmacılar, bu gizli kirliliğin, onların yiyecek bulma, üreme ve kolonilerini sağlıklı tutma yeteneklerini sessizce azaltabileceği konusunda uyarıyor.
Arılar nektar ve polen toplarken, ağır metaller içerebilen kirlenmiş toprak, toz ve polenlere de maruz kalıyorlar. Bu elementlerin nispeten küçük miktarları bile öğrenme ve hafızayı etkileyerek arıların yön bulmasını ve yiyecek bulmasını zorlaştırıyor.
Bal arıları, uzun zamandır yoğun kirliliğe maruz kalmış bölgelerde çevresel kirliliğin biyolojik göstergesi olarak kullanılıyor. Yeni bir çalışma, farklı arı türlerinin zehirli metalleri çok farklı şekillerde biriktirdiğini ve özellikle bombus arılarının bu konuda daha savunmasız olduğunu gösteriyor.
Araştırmacılar, polen tuzakları kullanarak polen toplamışlar. Hem polenlerde hem de yetişkin arılarda arsenik, kadmiyum, krom, kobalt, kurşun ve kalay seviyelerini ölçmüşler.
Çalışmada bombus arılarının topladığı polen, incelenen metallerin çoğunda bal arılarının topladığı polene göre iki ila yedi kat daha fazla ağır metal içerdiği bildiriliyor. Bombus arıları ayrıca vücutlarında yaklaşık üç kat daha yüksek konsantrasyonda ağır metal biriktirmişler.
Araştırmada tespit edilen metal seviyelerinin çoğu arıları öldürecek kadar yüksek olmadığı bildiriliyor. Ancak düşük seviyeler bile arıların sağlığına ve koloni performansına, yiyecek arama ve üreme yeteneklerini etkilemek gibi önemli boyutlarda zarar verebiliyor.
Bombus ve bal arıları arasındaki ağır metal biriktirme yönünden çıkan fark çiçek ziyaretleriyle ilgili görünüyor. Bombus arıları bal arılarına göre çok daha fazla çiçek ziyaret ediyorlar.
Bal arıları kolonileri kovanlarda genellikle 30.000 ila 60.000 arı içeriyor. Buna karşılık, bombus arıları toprakta veya yaprak döküntülerinde yer altında yuva yapıyorlar ve koloni nüfusları 50-60 bireye kadar çıkıyor.
İki türün beslenme alışkanlıkları da farklı. Çiçek seçimi, beslenme ihtiyaçlarına, vücut büyüklüğüne, dil uzunluğuna ve beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak değişiyor.
Genellikle ağır metaller açısından güvenli veya düşük riskli olarak kabul edilen alanlarda bile - tipik olarak kırsal alanlar, sanayi veya madencilik alanlarından uzakta - arılar zehirli metalleri alabiliyor.
Arılar hem biyolojik çeşitlilikte hem de gıda güvenliğinde kritik bir rol oynuyor, bu nedenle kirlenme olasılığı daha yüksek bir bölgede bulundurulmaları durumunda çok fazla ağır metal biriktirebiliyor. Sonuçta, arıların yine de polen ve nektara ihtiyaç duyuyorlar. Uzmanlar bitki örtüsünün ağır metal izleri taşısa bile, arıların hiç yiyecek olmamasından daha iyi olduğunu bildiriyorlar.