Kefirin bağışıklık sistemini güçlendirmedeki etkileri öteden beri biliniyor. Uzmanlar farklı prebiyotik ve probiyotiklerle birlikte kullanarak daha güçlü ürünler geliştirmeye çalışıyor.

Prebiyotikler, omega-3 yağ asitleri ve sinbiyotikler gibi besin bileşenleri, bağışıklık sistemini düzenleme ve kronik iltihabı azaltma potansiyeline sahip gıda takviyeleri olarak kabul ediliyor. Prebiyotikler, bağışıklık fonksiyonunu ve iltihabı etkileyebilen yararlı bağırsak bakterilerinin çoğalmasını ve aktivitesini artıran sindirilemeyen liflerdir.

Sinbiyotikler, konakçının bağırsak mikrobiyotası tarafından sağlık yararı sağlamak üzere seçici olarak kullanılan canlı mikroorganizmalardır. Prebiyotik bileşenler, probiyotik organizmayı desteklemek, gastrointestinal sistemde hayatta kalmasını ve yapışmasını teşvik etmek için özel olarak üretilmektedir. Probiyotiklerin ve prebiyotiklerin eş zamanlı kullanımı sinerjik etki oluşturmaktadır.

Kefir gibi fermente gıdalar, fermantasyon sürecinden kaynaklanan canlı probiyotikler içerir ve sağlık açısından son derece yararlıdır. Özellikle, kefirin mikrobiyal topluluğu, esas olarak laktik asit bakterilerinin yanı sıra asetik asit bakterileri ve çeşitli mayalardan oluşan karmaşık bir kompozisyona sahiptir. Ayrıca peptitler, ekzopolisakkaritler, amino asitler, vitaminler ve kısa zincirli yağ asitleri dahil olmak üzere temel metabolitler bulundururlar. Bu bileşikler sadece kefirin kendine özgü lezzetine ve aromasına katkıda bulunmakla kalmaz, aynı zamanda sayısız sağlık yararını da destekler.

Nottingham Üniversitesi'nde yürütülen altı haftalık bir çalışmada, fermente kefirin çeşitli prebiyotik lif karışımıyla birleştirilmesinin güçlü bir anti-enflamatuar etki sağlayabileceği belirtiliyor. Bu sinbiyotik kombinasyon, omega-3 takviyelerinden ve tek başına liften daha iyi performans gösteriyor. Faydalı mikropları besleyerek ve bütirat gibi bileşikler üretmelerine yardımcı olarak, bu kombinasyonun genel bağışıklık dengesini ve metabolik sağlığı iyileştirdiği dikkati çekiyor.

Bilim insanları, kefiri çeşitli prebiyotik lif karışımıyla birleştirmenin, omega-3 veya tek başına liften daha etkili bir şekilde vücut genelindeki iltihabı azalttığını belirtiyor. Araştırma sonuçları, faydalı bağırsak mikroplarını beslemenin bağışıklık ve metabolik sağlığı desteklemenin anahtarı olabileceğini gösteriyor.

Altı haftalık bir süre boyunca, probiyotik ve prebiyotikleri birlikte alan sağlıklı yetişkinlerde, sadece omega 3 veya lif alanlara kıyasla iltihaplanmayla ilişkili proteinlerde büyük bir düşüş gözlenmesi mucize olarak nitelendiriliyor.

Sistemik inflamasyon belirteçleri, vücudun sadece bir bölgesinde (örneğin bağırsakta veya enfeksiyon bölgesinde) değil, tüm vücutta meydana gelen inflamasyonu yansıtan kandaki maddelerdir. Araştırmada kullanılan kefir, prebiyotik ve probiyotik kombinasyonu bağışıklık dengesini iyileştirmekte ve kronik inflamasyonla ilgili rahatsızlıkları (kalp hastalığı veya diğer metabolik rahatsızlıklar gibi) azaltmaktadır.

Çalışma, üç diyet yaklaşımının da iltihabı azalttığını gösterirken, fermente kefiri çeşitli prebiyotik lif karışımıyla birleştiren sinbiyotik yaklaşımın daha güçlü ve kapsamlı etkilere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, faydalı mikroorganizmalar ile diyet lifi arasındaki etkileşimin bağışıklık dengesini ve metabolik sağlığı desteklemede kilit rol oynayabileceğini düşündürmektedir.