Tuz ve tansiyon neredeyse ikiz kardeş oldular. Tansiyon hastalarına ilk öneri genellikle tuzdan uzak dur şeklindedir.

Yemeğe, salataya veya herhangi bir yemeğe genellikle tuz eklenir. Bir yerde tadı öyle gelir denir. Japonlar damağı alışmasın diye çocuklara tuz yedirmeme kararı aldılar.

Tuz ikameleri, normal tuzdaki sodyumun bir kısmını veya tamamını potasyumla değiştirerek çalışıyor. Potasyum tuzu benzer bir tada sahip olsa da ısıtıldığında hafif acılık hissi verir.

Birçok gıda doğal olarak sodyum içerse de çoğu insan sodyumun büyük bir kısmını işlenmiş gıdalar, paketlenmiş ürünler ve restoran yemekleri yoluyla tüketir. Amerikan Kalp Derneği, sodyum alımının günde 2.300 miligramı geçmemesini, özellikle yüksek tansiyonu olan yetişkinler için ideal hedefin ise 1.500 miligramın altında olmasını öneriyor. Günlük tuz alımını 1.000 miligramın altına düşürmek kan basıncında ve genel kalp sağlığında anlamlı iyileşmeler sağlıyor.

Yetişkinlerden oluşan ulusal düzeyde temsili bir grupta tuz ikamesi kullanımındaki uzun vadeli eğilimleri izleyen ilk çalışmada, araştırmacılar 2003 ile 2020 yılları arasında ABD’de araştırma merkezindeki verileri gözden geçirdiklerinde bazı tuz ikamelerinin, böbrek hastalığı olan veya belirli ilaçlar veya takviyeler kullanan kişilerde tehlikeli seviyelere ulaşabilen potasyum oranları ortaya çıktığını tespit etmişler. Yüksek potasyum seviyeleri anormal kalp ritimlerine yol açabiliyor.

Verileri incelenen bireylerin son yıllara doğru tuz kullanımlarının azalma eğilimi gösterdiği dikkati çekiyor. Ancak yüksek tansiyon oranına sahip bireylerde tuz kullanım oranının da yüksek olduğu görülüyor.

Araştırmada haftada üç veya daha fazla restoranlarda yemek yiyen kişilerin tuz ikamesi kullanma olasılıklarının daha düşük olduğu belirtiliyor.

Son yirmi yılda, yüksek tansiyonu olanlar da dahil olmak üzere, tuz yerine kullanılan maddelerin kullanımı düşük görünüyor. Oysa hemen bütün dünyada tuz tadı veren maddelerin farklı tuz çeşitlerinin kullanımı için epey yayın yapılmıştı. Himalaya tuzu bunlardan biriydi.

Araştırmada incelenen bireylerde sodyum alımını azaltma ve kan basıncını kontrol altına alma yeteneklerine rağmen, yemeklere tuz eklemelerinin nadiren kullanıldığı görülüyor.

Aslında tansiyon hastalarında sodyum-potasyum dengesine dikkat etmek gerekiyor. Tansiyon yönetiminde sadece tuzu azaltmak değil, aynı zamanda potasyum alımını artırmak da önem taşıyor. Potasyum, damar duvarlarını rahatlatarak ve sodyumun vücuttan atılmasına yardımcı olarak tuzu dengeliyor.

Günlük tuz tüketiminin büyük bir kısmı sofradaki tuzluktan değil; işlenmiş gıdalar, konserveler, hazır soslar ve ekmek gibi ürünlerden geliyor. Mutfakta pişirilen yemeklerde tuz kullanımı azaltılabilir veya ortadan kaldırılabilir.

Bazı bireyler genetik olarak tuza duyarlıdır. Bu kişilerde tuz alımı, normal insanlara göre tansiyonu çok daha hızlı ve şiddetli yükseltebiliyor. Bu meyanda insanların, özellikle tansiyon sorunu olanların tuza duyarlılık-genetik yatkınlık özelliklerini dikkate alması gerekiyor.