ESPRİLER

Adam yalana yer yok demiş, yalan da ayakta kalmış.

Adam karısının yüzünde bakmamış, doksan dokuzuna bakmış.

Adam saat kaç demiş, saat de kaçmış.

Adam kafasını toplamış, burnunu bölmüş.

Adam bol keseden ATmış, dar keseden Eşek.

Adam yazmış, karısı kış.

Adam donmuş, karısı fanila.

Adam şişmiş, karısı tığ.

Adam şişmiş, karısı ızgara.

Adam almış, karısı mor.

Adam yaymış, karısı halter.

Adam basmış, karısı soprano.

Adam kazmış, karısı ördek.

Adam kurmuş, karısı döviz.

Adam bezmiş, karısı kumaş.

Adam çekmiş, karısı senet.

Adamın kahvesi taşmış, çayı kaya.

Adam kartmış, karısı mektup.

Adamın birinin gözleri yaşlıymış, kulakları genç.

Adamın biri güneşte yanmış, ayda düz.

Adamın biri yolda elli lira bulmuş ama ayaklı lira bulamamış.

Adamın birinin uykusu gelmiş içeri almamış.

Adamın birinin beli tutulmuş, eli kaçmış.

Adamın birinin gözü şişti, burnu tığ.

Adamın biri televizyona çıkmış bir daha indirememişler.

Adamın biri hakkını aramış meşgul çıkmış.

Adamın birini bir gün salıvermişler; çarşamba almışlar

 

KONUŞAN KURBAĞA

Adamın biri bir gün yolda giderken bir kurbağa görür ve kurbağa dile gelir

Ben aslında bir insanım, eğer beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim”

Adam kurbağayı eline alır ve cebine koyar. Kurbağa tekrar dile gelir

“Eğer beni öpersen çok güzel bir prenses olacağım ve seninle 1 hafta kalmaya razıyım.”

Adam kurbağayı cebinden çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek yeniden cebine koyar.

Kurbağa yalvarmaya başlar

“Eğer beni öper ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalırım ve istediğin her şeyi yaparım.”

Adam tekrar kurbağayı çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek cebine koyar

Sonunda kurbağa dayanamaz

“Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalıp istediğin her şeyi yapacağımı söyledim. Neden beni öpmüyorsun?”

Sonunda adam konuşur

“Bak, ben bir mühendisim. Kızlarla uğraşacak vaktim yok, fakat konuşan bir kurbağa çok ilginç geliyor.”

BİR UMUDUM KALDI

Allah, insanı sevindirmek isterse, ikide bir eşeğini kaybettirip buldururmuş.

Bir gün yine boz eşek nereye gitmişse, başını alıp gitmiş.

Yer yarılıp yere girmedi ya, elbet yine bir delikten çıkacak.

Hoca bu düşünceyle ağır ezgi, fıstıki makamdan bir türkü tutturarak yola düşer.

“Şura senin, bura benim”, dolaşıp dururken tanıdık birine rastlar.

Adamcağız, Hocanın hangi sevdaya geldiğini anlayınca:

“Bre Hoca, böyle türkü çağıra çağıra eşek aranır mı? Şöyle bir ünleyip, yedi mahalleyi birden ayağa kaldırmak lazım!” der.

Hoca bu söze bir tuhaf güler:

“Ağam, der; bir umudum şu dağın ardında kaldı. Hele bir orada da çıkmasın; seyreyle sen o zaman gümbürtüyü!”

YASAK BÖLGE

Üniversitede, dönemin ilk gününde rektör yeni gelenleri toplamış, üniversite kurallarını anlatırken sıra yurt olayına gelmiş.

Rektör demiş ki:

“Kız yurtları erkek öğrenciler için yasak bölge. Erkek yurtları kız öğrenciler için. Yasak bölgede yakalanan kişiye ilk seferinde 2 bin lira ceza kesilecek. İkinci yakalanışında 3 bin lira, üçüncü yakalanışında da 5 bin lira ceza kesilecek. Sorusu olan var mı?”

Arka taraftan cılız bir erkek öğrenci sesi duyulmuş:

“Sezonluk bilet ne kadar?”

KAPLAN VE FİL

Bir gün bir kaplan uyandığında kendini canavar gibi hissetmiş.

Hatta kendini öyle iyi hissetmiş ki, bir küçük maymunu köşeye sıkıştırmış ve ona gürlemiş,

“Ormandaki hayvanların en güçlüsü kim!?!”

Ve zavallı tir tir titreyen maymun cevap vermiş,

“Sizsiniz tabii ki, sizden güçlüsü yok.”

Kısa bir süre sonra, kaplan bir geyiğe rastlamış ve kükremiş,

“Ormandaki hayvanların en büyüğü ve en güçlüsü kim!?!!”

Geyik öyle çok titriyormuş ki kekeleyerek,

“Eee şee şeyyyy büü büüü yüüüük kaa kaaa kaplan, siz ormandaki en güçlü hayvansınız.” demiş.

Kaplan hızını almışken, sessizce ot yiyen bir file caka atmaya başlamış ve en yüksek sesiyle gürlemiş,

“Ormandaki hayvanların en güçlüsü kim!?!?!!”

Fil hiç sesini çıkarmadan hortumuyla kaplanı yakaladığı gibi havaya kaldırmış, yere vurmuş, tekrar kaldırmış ve kaplanı portakal ve kömür renkli bulanık bir görüntü halini alana kadar silkelemiş ve sonunda onu şiddetle yakındaki bir ağaca fırlatmış.

Kaplan sendeleyerek ayaklarının üzerinde doğrulmuş, file bakmış ve zorla konuşmuş:

“Yahu kardeşim, sırf cevabı bilmiyorsun diye bu kadar sinirlenmene gerek yok! Bilmiyorsan, bilmiyorum de yeter!”

TEST

Üç yaşlı adam doktorda hafıza testine gitmişler.

Doktor ilk yaşlı adama sormuş:

“Üç kere üç kaç eder?”

“274.”

Doktor üzgün bir şekilde İkinci yaşlı adama dönmüş:

“Şimdi sizin sıranız. Üç kere üç kaç eder?”

“Salı...”

Doktor artık iyice ümitsiz şekilde üçüncü yaşlı adama dönmüş:

“Evet, şimdi de sizin sıranız üç kere üç kaç eder?”

“Dokuz...”

Yanıtını sevinçle karşılayan doktor,

“Bu harika, nasıl buldunuz?” diye sormuş.

Üçüncü yaşlı adam sakince cevaplamış:

“Oh, çok kolaydı. Sadece 274 ten salıyı çıkardım!”

 

MAŞALLAH

Genç adam, yaşlı karı-kocanın evlerine misafir olur.

75 yaşındaki amca karısından bir fincan daha çay isterken, “Çiçeğim, bir bardak daha verir misin?” der.

Sonra da “Peteğim, şekersiz olsun lütfen” Diye ekler.

Kendisine 65 yaşındaki tatlı karısının getirdiği tavşankanı çayı alırken de “Bebeğim, sana çok zahmet oldu” diye ekler.

Genç adam, yaşlı amcanın karısına kullandığı sevgi sözcüklerinden çok etkilenir “Amcacığım, kaç yıllık evlisiniz?” diye sorar.

Yaşlı ama dinç adam, ”40 seneyi geçti evladım” Der.

Genç adam: “Vallahi maşallah, Allah muhabbetinizi arttırsın. Sürekli çiçeğim, peteğim, bebeğim gibi güzel sözlerle hitap ediyorsunuz galiba”

Yanakları pembeleşmiş teyze, “Doğru, bir kaç yıldır hep bana böyle hitap ediyor.” diyerek mutfağa doğru yöneldiğinde yaşlı amca genç adamın kulağına doğru eğilerek:

“Şiişşt, çaktırma, 2 sene önce adını unuttum, hala hatırlayamıyorum” demiş…

EŞEK

Adamın biri kavga ettiği birine eşek demekten mahkemelik olmuş sonuçta küçük bir ceza almış tam duruşmanın sonunda hâkime sormuş;

“Efendim gördük ki bir beyefendiye eşek demek suç imiş, pekâlâ bir eşeğe beyefendi demek suç mudur?”

Hâkim cevap vermiş;

“Hayır değildir.”

Davalı, davacıya dönmüş ve: “Saygılar beyefendi Saygılar!” Demiş.

AB’YE GİRİŞ

AB’ye almak için ülke temsilcilerini sınava tabi tutuyorlar.

Birinci temsilciye soruyorlar;

“İlk atom bombası ne zaman atıldı?

“1945 yılında...”

“Tamam bildiniz, içeri buyurun”

İkinci temsilciye soruyorlar;

“İlk atom bombası nereye atıldı?”

“Hiroşima’ya…”

“Tamam siz de bildiniz, içeri buyurun.”

Sıra Türk Temsilcisine gelmiştir;

“Atom bombasının atıldığı Hiroşima’da kaç kişi öldü ve ölenlerin isimlerini alfabetik sırayla söyleyiniz?...”

NE YAPARSIN?

Komutan eğitimde erlere sormuş;

“Bir ciple çölde gidiyorsunuz ve yukardan düşman uçağı sizi bombalıyor siz ne yaparsınız?”

İdris, “Ben cipi durdurup altına girerim...”

Dursun; “Ben cipi bırakır ve kaçarım...”

Temel; “Ben de sağa sinyal verip sola döner, pilotu şaşırtırım...”

SEN KONUŞ

Temel otobüste cep telefonuyla Dursun ile konuşuyormuş.

Otobüs şoförü Temel’i uyarmış: “Beyefendi cep telefonuyla konuşmanız yasak!”

Bunun üzerine Temel: “Dursun benum telefonla konuşmam yasakmuş! Sen konuş ben dinliyrum!”

KES

Kazaya uğramış iki arkadaş, batmak üzere olan sal üzerinde umutlarını yitirmişlerdi.

Biri diz çöküp yalvarmaya başladı.

“Tanrım... Korkunç bir imansızım. Beni kurtarırsan, tövbeyle dolu bir yaşam sürdüreceğim. Manastıra kapanacağım...”

Tam bu sırada arkadaşı omzuna vurdu:

“Kes...” dedi. “Bir vapurun geldiğini görüyorum.”

MÜDAHALE

Hâkim, kaynanasını dövmekten sanık bir adamı yargılıyordu.

Şahide sordu:

“Bu adamı kaynanasını döverken gördün mü?”

“Gördüm efendim...”

“Neden müdahale etmedin?”

“Neye müdahale edeyim. Yardıma ihtiyacı yoktu ki, rahat rahat dövüyordu.”

BU TARAFA GEÇİN

Komedyenin biri, çakır keyif bir şekilde kulübe gitti.

İçerinde hoşlanmadığı birkaç kişiyi görünce yüksek sesle bağırdı:

“Baylar, bayanlar. Sağda oturan birkaç ayı ile solda oturan birkaç maymun hariç hepinizi saygı ile selamlarım...”

İri kıyım bir adam yumruklarını sıkarak ayağa kalktı:

“Bana bak, ben ayı değilim.”

Komedyen tavrını bozmadan konuştu:

“Peki, o halde öbür tarafa geç...”

MUM

Amerikalının biri geri kalmış bir ülkede hapishaneye gitmiş.

Bu sırada hücrelerden birinden oldukça yüksek ve çığlığa benzer sesler yükselmiş.

Hapishane müdürüne sormuş:

“Bir mahkûmu idam ediyorlar” Yanıtını almış.

Amerikalı “Vahşice bir infaz bu. Biz mahkumu elektrik sandalyesine oturturuz” deyince hapishane müdürü gülmüş: “Bizim kasabaya elektrik gelmediği için biz o işi mumla yapıyoruz…”

KAŞAR

Kadının biri bir petshop a gider ve “Bir papağan almak istiyorum” der.

Petshop sahibi Mehmet;

“Hanımefendi elimde bir tane papağan kaldı fakat bu papağan çok küfürbaz almak istemezsiniz sanırım”

İlla bir papağan sahibi olmak isteyen kadın; “Hayır almak istiyorum” diyerek diretir ve papağını alır.

Kadın eve her geldiğinde, papağan onu “Hoş geldin kaşar” diyerek karşılar.

Buna dayanamayan kadın papağanı alır ve petshopa geri götürür.

“Mehmet Bey bu papağan gerçekten çok terbiyesiz. Her eve geldiğimde beni ‘Hoş geldin kaşar’ diyerek karşılıyor ve ben buna dayanamıyorum. Papağını geri getirdim ve paramı geri istiyorum.”

Fakat o anda paraya ihtiyacı olan Mehmet: “Hanımefendi merak etmeyin birkaç gün bana bırakın ben terbiye edeyim daha sonra gelin alın...” diyerek ikna eder.

Mehmet papağanı alır ve bir çaydanlık su kaynatır.

“Ne diyeceksin lan kadın eve geldiğinde?” diye sorar papağana

“Hoşgeldin kaşar diyeceğim” der demez papağanın kafasını kaynar suyun içine sokar ve tekrar sorar.

Papağan yine aynı yanıtı verir.

Bir olur, iki olur ve papağan işkenceye dayanamaz ve “Hoş geldiniz hanımefendi diyeceğim” der.

Ertesi gün kadın gelir ve Mehmet Bey kadına papağanı terbiye ettiğini söyler.

Kadın bunu kontrol etmek istediğini söyleyerek papağana sorular sormaya başlar.

“Ben eve geldiğimde bana ne diyeceksin?”

“Hoş geldiniz hanımefendi diyeceğim.”

Kadın çok şaşırır ama emin olmak için devam eder.

“Peki yanımda bir kız arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?”

“Hoş geldiniz hanımefendiler diyeceğim.”

“Peki yanımda bir erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?”

“Hoş geldiniz beyefendi diyeceğim.”

Kadın papağanı şaşırtmak için tekrar sorar;

“Peki yanımda 3 erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?”

Papağan biraz duraksar ve cevap verir:

“Oğlum Mehmet suyu kaynat bu kadın harbiden kaşar!”