SICAK KELİME
Kadın Kocasına:
“Uzun zamandan beri bana sıcak bir kelime söylemedin.”
“Cehennemde yanasın.”
NURTOPU
Yeni evli çift balayından dönerler ve kadın kocasına demiş ki:
“3 tane nur topu gibi evladımız olacak”
“İyi de nerden biliyorsun?”
“Hepsi annemin evinde bizi bekliyorlar…”
İLTİFAT
Kadın aynada çıplak vücudunu seyrediyordu.
Kocasına dönmüş:
“Görüntümü iğrenç buluyorum; Yaşlı, buruşuk. Bir iltifata ihtiyacım var.”
Kocası: “Gözlerin iyi görüyor…”
BEYİN GÖÇÜ
Tikky olduğu her halinden belli olan bir kız, Beşiktaş-Taksim minibüsünde yanındaki arkadaşına dert yanmaktadır.
“Ay şekerim dördüncü kez girdim ÖSS'ye, ama yine kazanamadım, gideceğim sonunda Amerika'ya o olacak. Böyle böyle beyin göçü oluyor zaten…”
Arkadaşı bakmış suratına ve:
“Sen bu ülkeden ayrılmak iste, masraflarını devlet karşılamazsa neyim…”
HAVALE
Bankadaki gişede işlem yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan kadın soruyor: “Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?”
Teyze cevap veriyor:
“Yaz kızım: Bu paranın hayrını görme İnşallah!”
BANA NE?
Temel ile Dursun bir gün uçakla İstanbul’a gidiyorlarmış.
Derken birden uçak düşmeye başlamış.
Millette bir telaş başlamış.
Dursun da ne yapacağını şaşırmış bir vaziyette Temel’e bakmış.
Temel cam kenarında durmuş dışarıyı seyrediyor, keyfi yerindeymiş.
“Ula Temel, uçak düşiy, anlamadun mu?” diye seslenmiş telaşla.
Temel istifini hiç bozmadan:
“Amaaan düşerse düşsün, babanın malı mı?” demiş.
AJANLAR
Bir gün, CIA, KGB ve MİT teşkilatlarından hangisinin daha başarılı olduğunu tespit etmek için bir “İstihbarat yarışması” düzenlenmiş.
Her teşkilatın en iyi adamlarından oluşan 10’ar kişilik bir grup Kongo’nun balta girmemiş ormanlarına gönderilmiş.
Görevleri şöyleymiş:
“Ormana girip en kısa sürede bir zürafa bulup getiren kazanır.”
Önce KGB’liler gitmiş ve 15 dakika sonra bir zürafa ile dönmüşler.
Sonra CIA gitmiş ve 10 dakika sonra zürafa ile gelmiş.
En sonunda MİT gitmiş ve 7 dakika sonra ağzı burnu kan içinde bir fille dönmüşler.
Yarışmayı düzenleyenler:
“Bu ne ya? Biz sizden zürafa istedik!” deyince fil konuşmuş:
“Abi vallahi de billahi de ben zürafayım…”
AMELİYAT YERİ
İki sevgili bir ağacın gölgesinde oturuyorlarmış.
Bir ara kız sevgilisinin kulağına:
“Sevgilim, sana apandist ameliyatı olduğum yeri göstereyim mi?” diye fısıldamış.
Delikanlının gözleri parlamış:
“Göster canım, göster.”
Kız eliyle uzaktaki sarı binayı gösterip:
“Bak şu ilerde görünen sarı bina var ya, onun üçüncü katı…” demiş.
ARTI İŞARETİ
Musevi bir ailenin en büyük derdi, 10 yaşındaki çocuklarının matematikten sürekli sıfır getirmesiymiş.
Ders aldırmışlar, sıkıştırmışlar ama fayda etmemiş.
Son çare olarak çocuğu Katolik okuluna yazdırmışlar.
Çocuk kısa sürede matematikten sürekli 10 almaya başlamış.
Ailesi merak edip sormuş:
“Nasıl oldu da böyle düzeldin?”
Çocuk cevap vermiş:
“Okula girdiğim gün bir adamı artı işaretine çivilemiş olduklarını gördüm. O zaman bu işin ciddiyetini anladım.”
AYIN KAÇI
“Pu gün ayın kaçı?” diye sormuş Temel.
Dursun:
“Gazeteye pak.” demiş.
Temel cevap vermiş:
“Pakayrum ama pu tünkü gazete…”
BAKAN KARISI
Yeni seçilen bir milletvekili, bakan olan birinin yerine göreve gelmiş.
Hemen karısını arayıp:
“Bir bakan karısı olmak ister miydin?” diye sormuş.
Karısı biraz düşündükten sonra:
“Hangisinin?” demiş.
BEBEK
İlkokulda üç çocuk bebeklerin nasıl dünyaya geldiğini konuşuyormuş.
Dursun:
“Bizum ailede çocukları leylekler getirur.” demiş.
Fadime:
“Bizde çocuklar gül bahçesinde bulunur.” demiş.
Temel ise boynunu büküp:
“Biz fakiruz, pizde bebekleri annem kendusi doğurayi…” demiş.
BİR DAKİKA
Temel havayolu şirketini aramış:
“Amerika’ya kaç saatte gidilir?” diye sormuş.
Görevli:
“Bir dakika…” demiş.
Temel:
“Teşekkür ederim.” diyerek telefonu kapatmış.
BORÇ
Yargıç Temel’e sormuş:
“Davacıya borcunu neden ödemiyorsun?”
Temel cevap vermiş:
“Vereceğim vermesine de hâkim bey, bana üç ay mühlet ver diyorum, üç yıldır beni oyalıyor.”
BİLMECE
Temel Cemal’e bir bilmece sormuş.
“Dalda durur, saridur, öter.”
Cemal:
“Kanaryadur.” demiş.
Temel:
“Pilmedun, hamsidur.”
Cemal şaşırmış:
“Sarı hamsi olur mi?”
Temel:
“Poyadum oni.” demiş.
Cemal devam etmiş:
“Dalda durur dedun?”
Temel:
“Pen koydum oni oraya.”
Cemal:
“Hamsi hiç öter mi?”
Temel:
“O da bilmecenun şaşirtmacasidur.” demiş.
HOCANIN AKLI
Dört üniversite öğrencisi matematik finaline geç kaldıkları için sınava girememişler.
Hocaya araba lastiklerinin patladığını söyleyip mazeret bildirmişler.
Hoca üç gün sonra sınav yapmayı kabul etmiş.
Sınav günü öğrencileri sınıfın dört köşesine oturtmuş.
İlk dört soru kolaymış ve toplam 40 puan ediyormuş.
Son soru ise 60 puanmış:
“Hangi lastik patladı?”
İLETİŞİM
Karı koca çok kavga etmiş ve konuşmamaya karar vermişler.
Bir süre sonra not yazarak anlaşmaya başlamışlar.
Adamın sabah erken saatte önemli bir işi varmış.
Karısına bir not bırakmış:
“Sabah saat 08.00’de beni kaldır.”
Ertesi sabah adam bir uyanmış, saat 10.00 olmuş.
Tam sinirle ayağa kalkacakken başucunda bir not görmüş:
“Saat 08.00, kalk.”
İŞTE KADIN ZEKÂSI
Bir kadınla bir adam arabalarıyla çarpışmışlar.
Arabalar pert olmuş ama ikisine de bir şey olmamış.
Kadın:
“Bu bir işaret olmalı. Belki de tanışıp dost olmamız gerekiyordur.” demiş.
Sonra sağlam kalan şarap şişesini çıkarıp:
“Bunu kutlamak için içelim.” demiş.
Adam şişenin yarısını içip kadına uzatmış.
Kadın şişeyi kapatıp geri vermiş.
Adam şaşkınlıkla:
“Sen içmeyecek misin?” diye sormuş.
Kadın gülümseyerek:
“Hayır, ben polisi bekleyeceğim.” demiş.
KARPUZ
Laz’ın biri elini beline koymuş dalgın dalgın yürüyormuş.
Onu gören biri uzun süre takip etmiş.
Laz otobüse binmiş, inmiş, yürümüş ama eli hep belindeymiş.
Adam dayanamayıp sormuş:
“Kardeşim, neden elin sürekli belinde?”
Laz bir anda durmuş:
“Vay anasini! Karpuz düşmiş…” demiş.
KİTAPÇIDA
Adam kitabevine girip tezgâhtara sormuş:
“Sizde ‘Kadınlara Karşı Zafer Kazanan Erkekler’ kitabı var mı?”
Tezgâhtar gülümseyerek:
“Var efendim, masal kitapları bölümünde bulabilirsiniz.” demiş.
TREN
Temel ve arkadaşları İstanbul’dan Trabzon’a gitmek için gara gitmişler.
İlk trenin kalkmasına bir saat varmış.
Vakit geçirmek için yemeğe gitmişler ve treni kaçırmışlar.
Sonraki treni beklerken kahveye gitmişler, onu da kaçırmışlar.
Son tren için pastaneye gitmişler.
Tam gara koştuklarında tren hareket ediyormuş.
Arkadaşlarının ikisi son anda trene yetişmiş ama Temel yetişememiş.
Gişe memuru:
“Arkadaşların gitti, sen kaldın. Niye gülüyorsun?” diye sormuş.
Temel:
“Uy hemşerum, onlar beni geçirmeye gelmişti da…” demiş.
HALİN NE?
Temel bir gün kahveye girmiş.
Üstü başı yırtıkmış.
“Ne oldu?” diye sormuşlar.
Temel: “Kaynanamı gömdük” demiş.
Kahvedekiler tekrar sormuş:
“İyi de bu halin ne?”
Temel üzgün cevaplamış:
“Biraz direndi de.”
ÖLÜR MÜSÜN?
Temel ile Dursun Toronto’ya gelmişler ve Temel, dünyanın en yüksek kulesi olan CN Tower’ı Dursun’a gösterip;
-“Burası o kadar yüksek ki, yukarıdan düştüğün zaman aşağıya gelene kadar 3 gün geçer.”
Dursun: -“Ölür müsün?” diye sorunca,
Temel: -“Ne zannettin ya! 3 gün yemeden içmeden yaşanır mı?”