KOMİK ESPRİLER

“Adın ne?”

“Mine!”

“Hmm…”

“Dalga geçmeyecek misin?”

“Aaa! Deli mi ne?

Asgari ücret gibiyim kimse benle geçinemiyor.

Sınavdan çıktığımda beklediğim not: 85…

Arkadaşlarla konuştuğumuzda: 65…

Kendim kontrol ettiğimde: 45…

Hoca söylediğinde: 25…

Arabada: 5…

Evde: 15…

Bu gazozu senin başından aşağı dökerim

“Kolaysa dök!”

“Gazoz dedim ne kolası?”

Odamın kapısını her seferinde “Sanki narkotik ihbarı alıp baskına gelmiş gibi” açan anneme yıllardır anlam veremiyorum.

Hayvanat bahçesinde ayıları gören, İngilizler: “Aman tanrım ne kadar tatlılar.”

Türkler: “Ahmet bak aynı sen laaa…”

Annesinin altın gününü basan genç;

12 adet çeyrek altın,

1 adet mezdeke kasedi ve

2 tabak kısırla kayıplara karıştı.

Babam “Takdir getir bilgisayarını yenileyeceğim” dedi.

Bende getirdim.

Geldi F5’e basıp gitti.

Şimdi gidip “Odamda kendi imkânlarımla atom parçaladım” desem, annemin soracağı ilk soru:

“Yerlere dökmedin değil mi?”

Komşunun kısır gönderdiği tabağı boş yollamamak için, kısır koyup geri gönderilir.

Biz buna “Kısır döngü” diyoruz.

Dikkat Dikkat! 1986 yılında içilen kahvelerin hatırı dolmuştur!

Tüm 1986 yılında kahve içenlere duyurulur:

Kurtuldunuz!

Arkadaşa “Büyük aşklar kavga ile başlar” dedim, yokluktan inandı.

Nişantaşı civarında gezmeyin kızlar!

Adam sopayla dalacak valla…

“Ayrılıktan daha acı ne olabilir ki?” dedi kız.

“Şarj aletinin ucu koptuğu için gece vakti şarj aleti aramak” dedi oğlan…

Sustu…

Sustular…

Sigara paketinin üstüne bizim sınıfın resmi koyup, üstüne; “Sigara içerseniz çocuklarınız böyle olur” deseler tüm Türkiye sigarayı bırakır yemin ediyorum.

HEDİYE

Üç zengin Yahudi kardeş annelerine doğum gününde birer hediye almaya karar vermişler.

Hediyelerini yolladıktan sonra aralarında sohbet etmeye başlamışlar.

Birincisi demiş ki:

“Ben anneme kocaman bir ev aldım.”

İkincisi:

“Ben bir Limuzin aldım ve bir de şoför tutum.”

Üçüncüsü:

“Benim hediyem hepinizinkinden güzel. Annemin Tevrat’ı okumayı ne kadar sevdiğini ve gözleri iyi görmediği için artık eskisi gibi okuyamadığını biliyorsunuz. Ona bütün Tevrat’ı ezbere bilen büyük kahverengi bir papağan gönderdim. Onu eğitmek için 12 Haham 12 yıl boyunca uğraşmış. Tevrat’ı ezberletmişler. Bu papağan için havraya 1 milyon dolar bağışlayacağım ama buna değer. Annem sadece bölümün adını söyleyecek ve papağan ona ezbere okuyacak.”

Öbür kardeşler “Biz niye bunu düşünemedik!” diye hayıflanmışlar ve kıskanmışlarsa da bir şey dememişler.

Kısa bir süre sonra anneleri üçüne de birer teşekkür mektubu yazmış.

Birinciye;

“Abraham, bu ev bana çok büyük geliyor. Tek bir odası yetiyor ama hepsini temizlemek zorunda kalıyorum.”

İkinciye;

“Mişon, yolculuk etmek için çok yaşlıyım, arabayı hiç kullanmıyorum ve şoför çok kaba.”

Üçüncüye;

“Salomoncuğum, annesini mutlu etmeyi bilen tek evladım sensin. Her şeyin büyük maddi hediyeler olmadığını gösterdin. Gönderdiğin tavuk çok lezzetliydi. Teşekkür ederim!”

DÜŞÜNCE FARKI

Bir gün karımla yaşam ve ölümden bahsediyorduk.

Ona dedim ki: “Beni günün birinde yaşam ünitesine bağlı, suni solunumla yaşayan, kolunda serumla hayatta kalmaya çalışan bir durumda görürsen; Hiç düşünmeden bitin fişleri çekip şalteri kapatabilirsin… Bu şekilde suni bir hayata bağlı yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.”

Karım bana hemen cevap vermedi.

Gayet sakin kalkıp kablolu televizyonun kablosunu çıkarttı.

Sonra DVD’yi kapadı.

Bilgisayarın, iPod’un ve Xbox’un bağlantılarını kesti.

Cep telefonunun pilini çıkarttı.

Sonra da bara gidip bütün içkilerimi musluğa dökmeye başladı.

İşte o zaman kadınların düşünce dalgalarının bizimkine hiç uymadığını anladım.

KOCA!

Bir kadın psikiyatriste gider ve şöyle der:

“Evlenmek istemiyorum. Eğitimli, bağımsız ve kendime yeterli biri olarak yetiştim. Bir kocaya ihtiyacım yok. Ama ailem evlenmemi istiyor, ne yapayım?”

Psikiyatrist cevap verir:

“Sen şüphesiz hayatta harika şeyler elde edeceksin. Ama kaçınılmaz şekilde bir şeyler istediğin gibi olmayacak. Bir şeyler ters gidecek. Bazen başarısız olacaksın. Bazen planların işe yaramayacak. Bazen dileklerin yerine gelmeyecek. O zaman kimi suçlayacaksın? Kendini mi?”

Kadın: “Hayııır!!!”

Psikiyatrist: “Tamam… İşte bu yüzden bir kocaya ihtiyacın var!”

HIRSIZ

Adam arkadaşına anlatıyordu!

“Hani dün gece barda sabahlamıştık ya… Biz kafayı çekerken, bizim eve hırsız girmiş, meğer!.”

Arkadaşı merakla sordu...

“Peki, ne olmuş? Bir şeyler götürmüş mü?”

“Yooo!... Herif bir şey götürememiş ama onu hastaneye götürmüşler…”

“Nasıl yani ?” diye daha da meraklanınca arkadaşı, gülerek izah etmiş;

“Gecenin yarısı eve sessizce ve gizlice girmeye çalışan hırsızı, karım ben zannetmiş de!...”

KARIM?

Yaşlı adam oy kullandıktan sonra sandık görevlisine sormuş:

“Karım oyunu kullanmış mı?”

Görevli: “Amcacığım ismi ne teyzemin?”

Yaşlı amca: “Mualla Yanık.”

Görevli listeye bakıp; “Evet amca kullanmış”

Amca; “Gene görüşemedik desene!”

Görevli; “Amca, teyzemden boşandın mı?”

Amca: “Yok evladım teyzen 10 sene önce öldü. Geçen seçimde de görüşemedik. Benden önce gelip oyunu kullanıyor!”

10 LİRA

Baba oğluna eski günleri anlatıyormuş.

“Büyük annem 10 lira verir çarşıya yollardı. İki file mal doldurup dönerdim. Nerede eski güzel günler, şimdi mümkün mü artık?”

“Neden baba, 10 lira yetmiyor mu?”

“Ne on lirası canım, her yeri güvenlik kameralarıyla doldurdular...”

ARKADAŞ!

Temel eve aniden gelmiş.

Fadime’yi yatakta İdris’le görünce çekmiş silahını ve İdris’i vurmuş

Fadime’ye dönmüş, sormuş:

“Ne diyeceksin bakalım?”

Fadime: “Sen böyle olur olmaz saatlerde eve gelmeye devam edersen, yakında hiç arkadaşın kalmaz!”

İSİM

Yeni çiftin biri erkek, biri kız ikiz çocukları olacakmış.

Hevesle isim aramaya başlamışlar.

Erkeğin aklına bir fikir gelmiş: “İsimleri öyle seçelim ki arka arkaya söylendiğinde kulağa hoş gelsin” demiş. “Mesela oğlana Nuri dersek kıza da Nuriye, oğlana Naci dersek, kıza da Naciye diyelim.”

“Ama” demiş anne adayı, “Ben babamın adını oğlana vermek istiyordum.”

Ve arama işi orada bitmiş…

Neden mi?

Babasının ismi, “Şemsi”ymiş...

BAZI SORULAR

Kadın: “Neden eve erken geldin?”

Kocası: “Patron, cehenneme git dedi…”

Bir erkek neden aşağıdaki dört şeyden tatmin olmaz?

“Cep Telefonu”

“Araba”

“Televizyon”

“Karısı”

Neden?

“Çünkü her zaman, hepsinin yeni bir modeli vardır…”

Temel yere bir daire çizip bu dairenin içinde horon tepmeye başlamış.

Niçin?

“Kendi çapında eğlenmek için”

Temel sigarasını bir metre uzunluğundaki ağızlığa takıp içiyormuş.

Niçin?

“Doktoru ‘Sigaradan uzak dur’ demiş.”

Temel her gece yatmadan önce ayaklarına böcek ilacı sıkıyormuş.

Niçin?

“Gece ayaklarında karıncalanma oluyormuş.”

Temel eşine, yaş gününde ne almış?

“Havlu!...”

Temel her yemekten sonra cebine bir kaşık koyuyormuş.

Niçin?

Doktoru “Yemeklerden sonra bir kaşık al” demiş.

Temel, Dursun’a tehdit mektubu yazarken eldiven giymiş.

Neden?

“El yazısı tanınmasın diye.”

Temel doktorunun muayenehanesine kocaman bir fıçı ile gitmiş.

Niçin?

“Doktoru ‘Altı ay sonra idrarınla gel’ demiş.”

.Temel saçını ıslatmadan şampuanlıyormuş.

Niçin?

“Şampuanın etiketinde ‘“Kuru saçlar içindir’ diye yazıyormuş.”

FALCI

Genç kadın falcıya gitmiş.

Falcı suya bakmış, bakmış ve mistik bir sesle konuşmuş:

“50 yaşına kadar parasız ve mutsuz olacaksınız…”

Kadın sesini oldukça kısarak sormuş:

“50 yaşında ne olacak?”

Gözlerini kadının gözlerine dikip cevaplamış falcı:

“Alışacaksınız”

TEST

Pratik zekâ durumunuzu ortaya çıkaran şu testi denemek ister misiniz?

O halde başlayalım.

Dört soru var.

Zürafa Sorusu…

“Bir zürafayı buzdolabına nasıl koyarsınız?”

Durun!

İyi düşünün ve yanıtı okumadan önce kendi cevabınızı verin.

Doğru Yanıt şöyle olacaktı:

“Dolabın kapağını açın. Zürafayı içine koyun… Kapağı kapayın.”

Bu soru, çok basit soruları içinden çıkılmaz hale getirme eğiliminde olup olmadığınızı dener.

Fil Sorusu...

“Bir fili buzdolabına nasıl koyarsınız?”

“Kapağı açar, fili koyar, kapağı kapatırsınız.”

Bu yanlış cevaptır.

Doğru cevap şöyle olacaktı:

“Kapağı açar, zürafayı çıkarır, fili koyar, kapağı kapatırsınız.”

Bu soru, beyninizin bir evvelki sorunla bağlantı kurma gücünü belirler.

Aslan Sorusu…

“Aslan Kral, hayvanları konferansına çağırdı. Bütün hayvanlar katıldı. Biri hariç… Hangisi?”

Doğru yanıt…

“Fil” olacaktı.

Çünkü Fil hala buzdolabında…

Onu oraya siz koydunuz unuttunuz mu?

Bu soru hafızanızı denemek için kondu.

İlk üç soruya doğru yanıt veremediyseniz, yeteneklerinizi gösterme konusunda hala bir şansınız var…

Timsah Sorusu…

“Timsahlarla dolu bir ırmağı geçmek zorundasınız ama etrafta kayık yok. Nasıl geçersiniz?”

Doğru yanıt…

“Suya atlar yüzersiniz...”

Neden mi?

Yahu, siz okuduklarınıza hiç dikkat etmez misiniz?

Bütün hayvanlar, Aslan Kralın konferansında.

Bütün timsahlar da dahil.

Bu soru, yanlışlarınızdan hemen ders alıp almadığınızı görmek için kondu.

Yapılan araştırmalarda bu testin uygulandığı olgun insanların yüzde 99’u tüm sorulara yanlış cevap verdiler.

Anaokullarında yapılan testte ise doğru cevap sayısı inanılmazdı.

Araştırmayı yapan kurum, “4 yaşındaki çocukların zekâsı, olgunlarda yok” diye sonucu açıkladı.

ALKOL

Doktor Temel’in karşısına oturmuş ve tüm tahlillerini masaya yatırmıştı.

Ciddi bir suratla;

“Sayın Temel Bey, bütün tahliller, raporlar burada ama anlayamıyorum, sanki her şeyin sebebi alkol gibi geliyor.”

“Tamam o zaman” demiş Temel, “Siz ayılınca ben gene gelirim…”

BEKLEMEYİN

Evin hanımı işe yeni başlayan hizmetçiye talimatlar veriyordu.

“Bak kızım, biz sabah yedide kalkarız, sekiz gibi kahvaltıya otururuz. Tamam mı?”

“Tamam efendim, bence uygun ama gecikirsem beni beklemeyin…”