Biri cezasını çekti.

Diğeri dışarıda hayatını yaşadı.

Ertesi ay yer değiştirdiler ve hapishanede kimse farkı fark etmedi.

Dominikli ikiz kardeşler, El Nacional gazetesinin yayımladığı bir videoda bunu böyle itiraf etti.

Videoda, içlerinden birine verilen cezayı çekmek için yaklaşık altı ay boyunca sırayla yer değiştirdiklerini anlatıyorlar.

Fiziksel benzerlikleri kilit noktasıydı:

Birinin cezaevine girmesi, diğerinin ise özgürlükte sırasını beklemesi yeterliydi.

Dominik makamları, değişimin bu kadar uzun süre nasıl fark edilmeden gerçekleşebildiğine dair soruşturma sürerken, ikizlerin kimliklerini gizli tutuyor.

Videoda onlar da isimlerini vermekten kaçınıyor ve birbirlerine yalnızca “Kardeş” diye hitap ediyorlar.

Peki ya sizce bir sistem, kimse fark etmeden bu kadar büyük bir hata yapabilir mi?

Biri cezasını çekti.

Diğeri dışarıda hayatını yaşadı.

Ertesi ay yer değiştirdiler ve hapishanede kimse farkı fark etmedi.

İlginç değil mi?

ÖPÜCÜK

1970'lerin başında Norveç'in Stavanger kentindeki bir yerel benzin istasyonunda çalışan Kjell Arvid Svellingen, satışları artırmak amacıyla “Yaratıcı bir kampanya” başlattı.

Bu kampanyaya göre, “istasyonundan tam bir depo benzin alan her müşteriye ödül olarak bir öpücük” veriliyordu.

Yani benzinliğe gittiniz ve depoyu fullediniz.

Ödül olarak benzinci kız sizi öpüyormuş.

Tabi o zamanlar araba fazla olmadığından müşteri çekmek için, rekabet ortamında yapılmış bir kampanya olarak tarihe geçmiş.

Şimdilerde yok tabi.

Biz de ise bu adet hala sürüyor.

Arabanızın deposunu fullediğiniz zaman da siz öpüyorlar.

Ama kızlar değil tabi…

İLGİNÇ GELENEKLER

Dünyada cins cins adetler var.

Bakın bunları ilginizi çeker diye derledim.

Evlilik ve İlişki Gelenekleri

3 Günlük Tuvalet Yasağı (Endonezya):

Borneo'daki Tidong kabilesinde yeni evlenen çiftlerin, düğünden sonraki 3 gün boyunca tuvalete gitmesi yasaktır.

Bu sürede çok az yiyip içerler; yasağın evliliğe uğur getireceğine inanılır.

Gelin Karartma Ritüeli (İskoçya):

Düğünden günler önce yakınları, gelinin (ve bazen damadın) üzerine çürük yumurta, un, pekmez gibi yapışkan ve kokan yiyecekler döker.

Bu halde sokakta gezdirilen çiftin, evlilikteki her zorluğa göğüs gerebileceği simgelenir.

Ağlayan Gelinler (Çin):

Tu Jia azınlığına mensup gelinler, düğünden tam bir ay önce her gün 1 saat boyunca ağlamak zorundadır.

Daha sonra bu ritüele anne ve büyükanne de katılır; ağlama sesleri bir nevi evlilik şarkısı olarak görülür.

Sosyal Yaşam ve Selamlaşma

Tükürerek Selamlaşmak (Kenya & Tanzania):

Masai kabilesinde tükürmek bir saygı ve bereket göstergesidir.

Kabile üyeleri el sıkışmadan önce ellerine tükürür, ayrıca yeni doğan bebekleri kötü şanstan korumak için de üzerlerine tükürürler.

Kafaya Dokunma Yasağı (Tayland):

Tayland kültüründe baş, vücudun en kutsal ve ruhun barındığı yer olarak kabul edilir. Bu nedenle birinin kafasına dokunmak, çocukları bile severken başını okşamak büyük bir saygısızlık sayılır.

25 Yaş Tarçın Banyosu (Danimarka):

Danimarka'da eğer 25. yaş gününüzde hâlâ bekarsanız, arkadaşlarınız sizi sokaktaki bir direğe bağlayıp üzerinize baştan aşağı tarçın döker.

İlginç Festivaller ve Ritüeller

Bebeklerin Üzerinden Atlamak (İspanya):

"El Colacho" festivalinde, şeytanı temsil eden kostümlü adamlar sokakta şiltelerin üzerine yatırılan bebeklerin üzerinden atlar.

Bu tehlikeli ritüelin bebekleri günahlardan ve kötü ruhlardan koruduğuna inanılır.

Tabak Kırma (Yunanistan):

Kutlamalarda ve düğünlerde tabakları yere fırlatarak kırmak, kötü ruhları korkutup kaçırmanın ve yeni başlangıçlara bereket çağırmanın geleneksel bir yoludur.

BAZI ŞEYLER

Biz bu çağda açlıktan ya da savaştan ölmedik, biz birbirimizin gözünün içine bakmayı unuttuğumuz için tükendik.

Dünyanın çivisi falan çıkmadı, sadece insan insana ağır gelmeye başladı.

Artık kimse kimsenin yükünü, nazını, hüznünü taşımak istemiyor.

Herkes sadece;

Anlık bir neşe,

Kullanışlı bir ilişki,

Zahmetsiz bir yakınlık peşinde.

Sırf bu yüzden, biraz derinleşmeye çalışan, bir insana hesapsızca sarılmak isteyen kim varsa bu düzende durmadan bir duvara çarpıyor.

Sistem senin canını acıtmıyor; seni tek başına bırakıyor. Seni öyle bir noktaya getiriyor ki, "Eğer ben de onlar gibi yüzeysel, onlar gibi sahte ve umursamaz olursam canım acımaz" demeye başlıyorsun.

En büyük tuzak tam olarak burada kuruluyor işte.

Seni kendi rızanla, kendi ellerinle kalpsizleştirmeye zorluyorlar.

Çünkü bu çağda;

Birine güvenmek “Saflık”,

Birini gerçekten sevmek “Zayıflık”,

Bir sözün arkasında durmak ise “Salaklık” gibi gösteriliyor.

İşte tam bu yüzden içindeki o lekesiz yeri korumak bir eziyete dönüşüyor.

Her gün "Değer miydi?" sorusuyla uyanıyorsun.

Bir vicdanı, bir inceliği, bir karakteri taşımak sırtında tonlarca yükle yürümek gibi hissettiriyor.

Ama pes edip onlar gibi olursan, o zaman her şey biter.

Seni vazgeçirmeye çalışacaklar. İyiliğinden utandıracaklar. "Sen çok hassassın", "Fazla büyütüyorsun" diyerek seni kendi gerçeğinden şüphe ettirecekler.

Sakın teslim olma.

Bunca sahteliğin, bunca ucuzluğun ortasında bir insan gibi hissetmeye devam edebilmek; canın pahasına da olsa o kalbi soğutmamak senin bu dünyaya olan tek borcun.

Canın yansın, varsın yansın.

Ama o sürüye katılma...

MUTLU OLMAK İÇİN

Sosyal medyadan aldığım bir yazı.

Yazılanların hiç biri yanlış değil.

Cumartesi sabahı bu yazı size aydınlık olsun, yolunuzu açsın…

1. Bol su için.

2. Kahvaltıda çok, öğle yemeğinde orta, akşam yemeğinde az yiyin.

3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok, fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.

4. Hiç bir şeyi içinize atmayın.

5. İbadet ve dua için zaman ayırın.

6. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun, iç sesinizi dinleyin.

7. Düzenli uyuyun.

8. Her gün 10-30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken gülümseyin.

9. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın. Onların seyahatinin nasıl olduğuna dair hiçbir fikriniz yok.

10. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere sahip olmayın.

Bunun yerine enerjinizi şu an için harcayın, nefes aldığınız her anın kıymetini bilin, keyfine varın.

11. Sadeliğin güzelliğini keşfedin.

12. Hayatı çok da ciddiye almayın.

Fâni olduğunuzu unutmayın.

13. Kıymetli enerjinizi başkaları hakkında konuşarak boşa harcamayın.

14. Olumsuz kanaatlerden kaçının.

15. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır.

İhtiyacınız olan her şeye zaten sahipsiniz.

16. Geçmiş meseleleri unutun.

Kişilerin geçmiş hatalarını hatırlatmayın.

Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.

17. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır.

Kimseden nefret etmeyin.

18. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.

19. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın.

Problemler, cebir dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.

20. Daha fazla gülümseyin ve pozitif olmaya çalışın.

21. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz.

Aynı fikirde olmasanız da, anlaşın.

22. Ailenizi sık arayın.

23. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin.

Gülümseme, teşekkür, iltifat, yardım, destek, moral...

24. Herkesi her şey için affedin.

25. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.

26. Her gün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız birine SELÂM verin.

Çünkü bulaşıcıdır.

27. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü ile ilgilenmeyin.

28. Doğru olanı yapın, yanlışlarınız için de pişman olmayın.

Ne oluyorsa ya da olmuyorsa, hayrımıza olduğu içindir!

29. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan her şeyden uzak durmaya çalışın.

30. Şu an fark etmesek de, yaşadığımız her şey iyiliğimiz içindir diye düşünün ve inanın.

31. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir.

Durumu kabullenin.

32. Nasıl hissederseniz hissedin, kalkın, giyinin ve ortaya çıkın.

Kendinizi eve kapatmayın.

33. En iyisine henüz sıra gelmedi.

34. Sabah canlı olarak uyandığınız için şükredin.

35. Maneviyatınız daima mutluluğunuzdur.

Hislerinizi önemseyin. İnanın, dua edin, gerekeni yapın ve gerisini ilahi akışa bırakın...

İPTEN ADAM ALMA

Halk arasında "İpten Aadam Almak" diye bir söz var.

"Avukatlar için" kullanılır.

"Çok başarılı bir avukat ipten adam alır" gibisinden.

Bir tarihte varlıklı bir İngiliz, ağır bir suç işlemiş. O suçun cezası "İdam."

Adam hemen İngiltere'nin en şöhretli avukatını tutmuş.

Avukat demiş ki:

“Merak etme... Ben seni kurtarırım.”

Mahkeme başlamış.

Avukat savunmasını yapmış.

Ve hâkim kararını açıklamış:

“İdam!..”

Avukat, hapishaneye gitmiş, müvekkiliyle konuşmuş:

“Merak etme, seni kurtarırım.”

“Nasıl?”

“Bu işin temyizi var... Temyiz, idamı bozacak.”

Dava dosyası temyize gitmiş.

Temyizin kararı gelmiş:

“Mahkeme kararının onanmasına... İdam.”

Adam, "Hani beni kurtaracaktın?" diye avukatına çıkışmış.

Avukat hala sakin:

“Merak etme. Seni kurtarırım. Daha her şey bitmedi. Konu, Avam Kamarası'na gelecek.”

Gerçekten, Avam Kamarası'na gelmiş.

Konuşulmuş.

Sonunda, parmaklar kalkmış:

“İdam!..”

Adam sinirli mi, sinirli…

Avukat da sakin mi, sakin:

“Merak etme. Seni kurtarırım.”

“Nasıl?”

“Lordlar Kamarası, idamı geri çevirir. Endişen olmasın.”

Lordlar Kamarası toplanmış.

Olayı incelemiş.

Kararını vermiş:

“İdam!..”

Adam, elinden gelse avukatı bir kaşık suda boğacak.

Ama avukat hiç oralı değil:

“Merak etme. Seni kurtarırım. Kraliçe onay vermeden, hiçbir idam cezası infaz edilmez. Kraliçe bu kararı kesin bozar.”

Dosya kraliçenin önüne gelmiş.

Kraliçe imzayı basmış:

“İdam!..”

Londra'da bir meydanda idam sehpası kurulmuş.

Hakim, savcı, avukat, güvenlik görevlileri, halk orada.

Adamı idam sehpasına çıkarmışlar.

Adamın avukata dönük bakışlarından alev fışkırıyormuş.

Avukat ise adama hala "Sus" işareti ile "Merak etme, seni kurtarırım" gibisinden işaretler yapmaktaymış.

Ve cellât, yağlı ilmeği, adamın boynuna geçirmiş.

Alttaki iskemleye de tekmeyi vurmuş.

Adam, ipte sallanmaya başlamış.

Derken avukat yerinden fırlamış ve idam sehpasının yanına koşarak, cebinden çıkardığı bıçağı ile adamın boğazındaki ipi kesivermiş.

Adam "Zar zor nefes alır bir halde" yere yuvarlanmış.

İdamı izlemekte olan, "Hakimler, Savcılar" koşup, gelmişler:

“Avukat... Sen ne yaptın?”

Avukat, İngiliz Ceza Yasası'nı cebinden çıkarmış:

“Yasada, müvekkilimin işlediği suçun cezası idam... Siz de onu idam ettiniz... Ama yasada ‘İdam edilerek öldürülür’ diye bir hüküm yok... Bu durumda ceza infaz edilmiş sayılır.”

Bunun üzerine İngiltere'de bir "Hukuk tartışması" başlamış.

Kraliçe, avukatın bu becerisinden dolayı adamı affetmiş.

Ve İngiliz Ceza Yasası'nın "İdamla ilgili maddesi" yeniden düzenlenmiş:

“İdama mahkum edilen kişi, asılmak suretiyle öldürülür.”

Bu olay dilden dile, bütün dünyaya yayılmış.

"İpten adam alma" deyimi böylece dillere geçmiş.