Milli Eğitim Bakanı eğitimde çağ atlatmaya devam ediyor. Sistemle sürekli oynayıp okuduğunu anlamayan nesiller yetiştirmekten öteye gitmeyen modellerine yenilerini eklemeye çalışıyorlar.

Milli ekonomi modelleri üretimi çökertip dışa bağımlılığı artırırken, eğitim sistemleri de gençlere dışarıda gelecek arattırıyor.

En son Kurtuluş Savaşı kavramına taktılar ve Milli Mücadele kavramının daha doğru olduğunu anlatmaya çalışırken neden kurtulduk ki deyiverdi. O zaman Mondros ve Sevr Antlaşmalarını hatırlamakta yarar var.

Mondros Ateşkes Antlaşması, 30 Ekim 1918'de Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan ve Osmanlı'yı fiilen bitiren teslimiyet belgesidir.

Antlaşmanın 7. Maddesine göre; İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit eden bir durum olursa herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecektir. (Tüm Anadolu'yu işgale açık hale getiren en tehlikeli maddedir).

24. Maddeye göre ise; Doğudaki altı vilayette (Vilayat-ı Sitte: Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Sivas, Bitlis) bir karışıklık çıkarsa buralar işgal edilebilecektir.

Diğer maddelere göre Osmanlı ordusu derhal terhis edilecek, orduya ait silah ve cephanelere el konulacaktır. İstanbul ve Çanakkale boğazları açılacak, buradaki istihkamlar İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecektir. Tüm telsiz, telgraf hatları, demiryolları ve tünellerin denetimi İtilaf Devletleri'ne geçecektir. Osmanlı elindeki tüm İtilaf devletleri esirlerini serbest bırakacak, ancak Türk esirler serbest kalmayacaktır.

Osmanlı İmparatorluğu bu antlaşmayla savunmasız bırakılmış ve fiilen sona ermiştir. İtilaf Devletleri 7. maddeye dayanarak başta İstanbul, İzmir ve Adana olmak üzere Anadolu'yu hızla işgal etmeye başlamıştır. Mondros'un bu ağır şartları ve başlayan işgaller, Türk milletinde direniş azmini ateşlemiş ve Kurtuluş Savaşının başlamasına zemin hazırlamıştır.

10 Ağustos 1920’de İtilaf Devletleri ile Osmanlı Hükümeti arasında Sevr Antlaşması imzalanmıştır. Osmanlı İmparatorluğunu resmi olarak bitirmek amacıyla Fransa’nın Sevr (Sèvres) porselen fabrikasında imzalanmıştır.

Sevr Antlaşması’na göre İstanbul ve çevresi Osmanlı'da kalacak ancak azınlık hakları korunmazsa buralar da alınacaktır. İzmir ve Batı Trakya Yunanistan’a; Adana, Maraş, Antep, Urfa ve Suriye Fransa’ya; Güneybatı Anadolu (Antalya, Konya) İtalya’ya; Irak ve Arabistan İngiltere’ye bırakılacaktır. Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermenistan ve özerk bir Kürdistan devleti kurulacaktır. İstanbul ve Çanakkale boğazları; bayrağı, bütçesi ve tam yetkili komisyonu olan uluslararası bir kurulun yönetimine bırakılacaktır. Kapitülasyonlar tüm İtilaf Devletleri'ni kapsayacak şekilde en ağır haliyle geri dönecektir. Osmanlı maliyesi tamamen yabancıların denetimine girecektir. Ancak meclis o tarihte kapalı olduğu için antlaşma hukuken geçersiz kalmıştır. Antlaşmayı padişahın görevlendirdiği "Saltanat Şurası" imzalamıştır. Ankara'daki Büyük Millet Meclisi (BMM), Sevr Antlaşması’nı kesinlikle reddetmiştir. Antlaşmayı imzalayanları ve onaylayanları vatan haini ilan etmiştir.

Lozan Antlaşması ile Osmanlı borçları üstlenilmiş, Türkler tarihten silinememiş, ancak memleket işgalden kurtarılmıştır. İşgalci emperyalistleri sempatik gösteren, keşke Yunan kazansaydı diyen İngiliz vatandaşı çakma tarihçinin ardından gitmenin artık bir manası olmamalıdır. Memleket işgalden kurtulmuştur. Kurtuluş savaşı kavramından rahatsız olmanın da gereği yoktur.