Uzmanlık konusunda arıcıların eline hiçbir meslek erbabı su dökemez. Sürekli araştırma ve bilgi üretme halindedirler. Malum arı da az değildir. Davranışlarını anlamak çok detaylı uzmanlık ve deneyim gerektirir. Diğer yandan arıcıların fantezileri bitmek bilmez. Kovan çeşitlerini, çerçeve çeşitlerini, arı ırklarını saymakla bitirmek mümkün değildir. Arıcılar icat yapmak için birbirleriyle yarışırlar.
Bütün arıcılar koloni yönetiminde kendine münhasırdırlar. Kendine özel uygulamalara sahiptirler. 10 arıcıya aynı soruyu sorsanız, 10 ayrı cevap alırsınız.
Sosyal medyanın gelişmesiyle birlikte, arıcılar instagram, facebook, whatsup, tiktog gibi alanlarda adeta bilgi yarışması yapıyorlar. Aslında çok farklı düşünmemekle birlikte, bilgi ve deneyim yükü, farklılıkları da ortaya koyuyor.
Kovan konusunda hemfikir olan arıcılar olmakla birlikte, dünya üzerinde çok farklı kovan tipleri kullanılmaktadır. Hemen her ülkede kovan standartları vardır ama bu standartlara uyan çok az sayıda arıcı vardır. Her arıcı kendi tecrübelerine göre kovan standardı geliştirmektedir.
Langstroth kovanı dünya standardı gibi görünür. Ancak, Warre kovanı, Kenyalı kovanı, mini kovan, akış kovanı, Sloven Kovanı, uzun sandık kovan, fıçı kovan, sepet kovan, silindirik kovan, kara kovan gibi onlarca kovan tipi vardır. Türkiye’de bile kovan tipi sayısı 10’dan fazladır. TSE’nin standardına uyan çok az sayıda arıcı vardır.
Her bir kovan tipi, bölgesel özellikler, ortam şartları, kullanım öncelikleri, kolaylık, nakliye yoğunluğu, arı sağlığı, kışlama koşulları gibi birçok nedene bağlı olarak farklılık göstermektedir. Arıcıların çoğunluğunda dahi kovan tipleri farklılık göstermektedir.
Son zamanlarda oynar çerçeveli Flow tipi kovanlar, arıcılığa yeni başlayanların ilgisini çekerken, eski arıcılar şiddetle eleştirilmektedir.
Arıcılar deneyimlerine dayalı olarak sürekli fikir üretmektedirler. Birçok arıcı, arıların kışı geçirmesi için 40 kiloya yakın stok bala ihtiyacı olduğunu iddia etmektedir. Elbette kovandaki nüfus azaldıkça bal ihtiyacı da azalmaktadır. Yine arıcılara göre, karniyol ırkı, küçük nüfusla kışa girer ve kışı rahat geçirir. İtalyan arılarda nüfus hep yüksektir ve çok bal tüketirler. Bu konuda çok daha fazla efsane bulunmaktadır.
Arıcıların ortak oldukları deneyimler de az değildir. Mayıs ayındaki tarlacı arı tahta kaşık, haziran ayındaki gümüş kaşık, temmuz ayındaki ise altın kaşıktır. Nektar akımının yoğun olduğu haziran ve temmuz aylarında nüfus ne kadar fazlaysa bal üretimi de o kadar fazla olur.
Arıcıların çok anlaşamadığı konulardan biri kovan derinliğidir. Orta Avrupa’da kovan derinliği 50 santimetreyi geçerken, bazı bölgelerde 18 santimetreye düşmektedir. Arıcıların önemli bir kısmı dikey kovanın, önemli bir kısmı ise yatay kovanın arılar için daha uygun olduğunu kabul eder. Her iki tercihin de gerekçeleri sağlamdır.
Yıllar önce yaşlı bir arıcı şimdiki aklım olsaydı kovanları 5 çerçeveli yaparım demişti. Elli yıllık arıcılıkta edindiği deneyimdi elbette bu görüşleri doğuran. Bir yerde arıcılık hep öğrenmeye, uzmanlık alanını geliştirmeye devam ediyor.