Bir ülkenin neye değer verdiğini anlamak için "Kimi alkışladığına bakın" derler.
Bizim işimiz biraz zor.
Çünkü biz bazen başarılıyı da alkışlamıyoruz, başarısızı da eleştirmiyoruz.
Daha doğrusu, neyi neden yaptığımızı çoğu zaman biz de bilmiyoruz.
Kadın Voleybol Milli Takımımız, yani "Filenin Sultanları", yine yaptı yapacağını.
Dünya ikinciliği, Avrupa şampiyonluğu derken şimdi de geleni geçeni deviriyorlar.
Hem de 2-0 yenik arkadan gelip 3-2 maçı alıyorlar…
Sonra, dünya sıralamasında zirve tabi...
Yıllardır bu ülkeye gurur üstüne gurur yaşatıyorlar.
Peki manşetlerde futbol kadar yer buluyorlar mı?
Elbette hayır.
Çünkü bu ülkede futbol artık bir spor olmaktan çıkalı çok oldu.
Bahis çıktı mertlik bozuldu.
Sonrasında koca bir endüstri haline geldi.
Sonuçtan bağımsız, başarıdan bağımsız, hatta bazen oyundan bile bağımsız bir endüstri…
Milli futbol takımımız dünya kupasında beklenen sonucu alamadı.
Elendi.
Normalde ne olur?
Başarısızlığın nedenleri konuşulur.
Bizde de konuşuldu.
Hem de fazlasıyla...
Teknik direktör yetersizmiş.
Takımı iki futbolcu yönetiyormuş.
Soyunma odasında gruplaşmalar varmış.
Villa primleri verilmiş.
Takımı bölen futbolcular varmış.
Kamplarda huzursuzluk yaşanmış.
Kimsenin ağzında laf kalmadı.
Sonra TFF Başkanı çıktı, hem kendisini hem teknik heyeti savundu.
Devam kararı aldı.
Tartışmalar büyüdü.
Televizyonlar bunu konuşuyor hala.
Gazeteler manşet yaptı.
Sosyal medya kaynadı.
Ama bu sırada Filenin Sultanları yine kürsüdeydi.
Ama onların başarısı, futbolun başarısızlığının gölgesinde kaldı.
Çünkü futbol endüstrisi yine voleybolu yenmişti.
Her zamanki gibi.
.İşin daha ilginç tarafı ise şu:
Bir tarafta özel uçaklarla seyahat eden, konvoylarla uğurlanan futbolcular...
Diğer tarafta tarifeli uçakla deplasmana gidip dünya şampiyonu olmuş, Avrupa'yı dize getirmiş voleybolcular...
Her şeye rağmen kazanıyorlar.
Şikâyet etmeden.
Bahane üretmeden.
Suçlu aramadan.
Birbirlerini hedef göstermeden.
Sonra ne oluyor?
Başarıları yerine saçlarının rengi konuşuluyor.
Özel hayatları konuşuluyor.
Kimin kiminle arkadaş olduğu konuşuluyor.
Spor başarıları yerine magazin masaya yatırılıyor.
Biz gerçekten nasıl bir millet olduk?
Kazananı yeterince övmüyoruz.
Kaybedeni de doğru dürüst eleştirmiyoruz.
Başarıyı ödüllendirmiyoruz.
Başarısızlıktan ders çıkarmıyoruz.
Sonra da dönüp dönüp aynı soruyu soruyoruz:
"Neden başarılı olamıyoruz?"
Belki de cevabı çok basit.
Çünkü biz sonuçtan çok gürültüyü seviyoruz.
Emekten çok şöhreti.
Başarıdan çok tartışmayı.
Oysa Filenin Sultanları yıllardır sessizce bize başka bir şey öğretiyor:
İmkânlarınız rakibiniz kadar olmayabilir.
Manşetler sizin için atılmayabilir.
Özel uçaklar tahsis edilmeyebilir.
Ama disiplininiz, karakteriniz ve inancınız varsa yine de kazanabilirsiniz.
Asıl mesele de budur.
Kupalar bir gün tozlanır.
Manşetler ertesi gün unutulur.
Ama bir ülkenin çocuklarına verdiği rol modeller kalır.
Bugün bir kız çocuğu eline voleybol topu alıyorsa, bunun sebebi milyonluk transferler değil; alın teriyle tarih yazan kadınlardır.
Belki artık onlara sadece kazandıklarında değil, hak ettikleri değeri vermek için de alkış tutmanın zamanı gelmiştir.
GELECEĞE HAZIRLANMAK
AK Parti Genel Başkanı, AK Parti Ankara Teşkilat Buluşması’nda yaptığı konuşmada Türkiye’nin son 25 yılda büyük bir dönüşüm gerçekleştirdiğini söyleyerek “Siyasi rakiplerimiz gece gündüz koltuk kavgası verirken, biz Cumhur İttifakı olarak Türkiye’yi geleceğe hazırlamanın mücadelesini veriyoruz” diye konuştu.
Eyvallah.
Karşıdan bakınca doğru.
Zira 24 yıldır iktidarda olan AKP.
Koltuk kavgasında olarak bahsedilen ise CHP değil mi?
Gelelim "Gelecek Hazırlıklarına!"
Yıl 1919.
Atatürk Samsun'a çıkarak Kurtuluş savaşını başlatmış oldu.
Cepte para yok,
Elde silah yok,
Memleketin %3'ü okuma yazma biliyor.
Halk perişan.
"Sanayi, üretim, ihracat" hak getire.
Borç gırtlağa kadar.
Yıl 1938.
Aradan geçti 19 Yıl…
Atatürk hakkın rahmetine kavuştu.
Bundan sonrasını tarafsız gözle bakmak üzere Yapay Zekâ'ya sordum.
Anlat bakalım bu geçen 19 Yılı.
İşte anlattıkları:
19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkan Mustafa Kemal Paşa, işgal altındaki ve çökmüş bir imparatorluğun küllerinden yeni bir devlet çıkardı.
10 Kasım 1938'de vefat ettiğinde aradan yaklaşık 19 yıl geçmişti.
Bu süre, dünya tarihinin en büyük dönüşümlerinden birine sahne oldu.
Osmanlı'dan kalan miras ağırdı: Savaşlarla harap olmuş şehirler, çökmüş ekonomi, yetersiz sanayi, okuma yazma oranı yüzde 10'un altında bir toplum, dış borçlar ve ulaşım eksikliği...
Atatürk'ün 19 yıllık döneminde gerçekleşen bazı başlıca değişimler şunlardır:
Devlet Kuruldu
Kurtuluş Savaşı kazanıldı.
Saltanat kaldırıldı (1922).
Cumhuriyet ilan edildi (1923).
Halifelik kaldırıldı (1924).
Türkiye'nin bağımsızlığı tüm dünyaya kabul ettirildi.
Demiryolları Seferberliği
Osmanlı'dan kalan yaklaşık 4 bin kilometrelik demiryolu ağı genişletildi.
Yaklaşık 3 bin kilometreden fazla yeni demiryolu yapıldı.
Demiryolları yabancı şirketlerden satın alınarak millîleştirildi.
Anadolu'nun iç bölgeleri birbirine bağlandı.
Sanayi Hamlesi
Şeker fabrikaları kuruldu.
Dokuma ve bez fabrikaları açıldı.
Demir-çelik sanayisinin temelleri atıldı.
Cam, kâğıt ve kimya sanayileri oluşturuldu.
Birinci ve İkinci Sanayi Planları hazırlandı.
Kurulan bazı önemli tesisler:
Sümerbank
Etibank
Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları
Kayseri Bez Fabrikası
Nazilli Basma Fabrikası
Uçak ve Havacılık
Türk havacılığının temelleri atıldı.
Kayseri'de uçak fabrikası kuruldu.
Türkiye kendi eğitim ve askerî uçaklarını üretmeye başladı.
Türkkuşu açıldı.
Gençler pilotluk eğitimine yönlendirildi.
Denizcilik
Kabotaj Kanunu çıkarıldı.
Türk limanları üzerindeki yabancı ayrıcalıkları kaldırıldı.
Türk gemiciliği teşvik edildi.
Deniz ticaret filosu büyütüldü.
Tarım ve Çiftçi
"Köylü milletin efendisidir" sözü devlet politikası hâline geldi.
Aşar vergisi kaldırıldı.
Çiftçinin üzerindeki vergi yükü azaltıldı.
Ziraat Bankası destekleri artırıldı.
Tarım okulları açıldı.
Modern tarım araçları kullanılmaya başlandı.
İşçiler ve Çalışma Hayatı
İlk iş kanunları çıkarıldı.
Hafta tatili uygulaması yaygınlaştı.
Çalışma saatleri düzenlenmeye başladı.
İşçi hakları devlet gündemine girdi.
Eğitim Devrimi
Harf Devrimi yapıldı.
Yeni Türk alfabesi kabul edildi.
Millet Mektepleri açıldı.
Binlerce yetişkin okuma yazma öğrendi.
Eğitim birliği sağlandı.
Kadın Hakları
Kadınlar belediye seçimlerinde oy hakkı kazandı.
1934'te milletvekili seçme ve seçilme hakkı elde etti.
Bu hak birçok Avrupa ülkesinden daha önce verildi.
Ekonomi
Yabancıların kontrolündeki birçok işletme satın alındı.
Millî bankalar kuruldu.
Devletçilik politikasıyla büyük yatırımlar gerçekleştirildi.
İhracat artırılmaya çalışıldı.
Yerli üretim teşvik edildi.
Sağlık
Hastane sayısı artırıldı.
Salgın hastalıklarla mücadele edildi.
Doktor ve sağlık personeli yetiştirilmeye başlandı.
Verem, sıtma ve trahomla mücadele kampanyaları düzenlendi.
Sonuç
Atatürk Samsun'a çıktığında ortada bağımsız bir devlet yoktu.
Vefat ettiğinde ise;
Cumhuriyet kurulmuş,
Demiryolları Anadolu'yu sarmaya başlamış,
Fabrikalar yükselmiş,
Uçak üretimi başlamış,
Kadınlar seçme ve seçilme hakkı kazanmış,
Eğitim sistemi yenilenmiş,
Ekonomik bağımsızlığın temelleri atılmış,
Dünyanın saygı duyduğu genç bir devlet ortaya çıkmıştı.
19 yılda yapılanları düşündüğümüzde, mesele yalnızca bir savaş kazanmak değil; yıkılmış bir imparatorluğun yerine çağdaş bir ulus devlet kurabilmekti.
Atatürk'ün en büyük başarısı da belki buydu:
"Bir millete yalnızca bağımsızlık değil, geleceğe dair bir yön ve hedef vermek."
Benim yorumum:
19 Yıl geçmişti.
Yeni bir devlet kurulmuştu.
Hem de kıskanılacak derecede mükemmel bir şekilde.
Eh, bir de günümüz Türkiye'sine bakalım.
Bu iktidar 24 yıldır tek başına bizi yönetiyor.
Onu da sordum Yapay Zeka'ya.
"Tarafsız bir gözle bakılsın" diye.
İşte onun bana yazdıkları.
Bugünün Türkiye'si
Bugünün Türkiye'sine baktığımızda karşımıza karmaşık bir tablo çıkıyor.
Bir yanda modern şehirler, otoyollar, köprüler, havaalanları, hastaneler ve gelişmiş iletişim altyapısı; diğer yanda ise geçim sıkıntısı, gelir dağılımındaki bozulma ve gelecek kaygısı...
Ekonomi ve Enflasyon
Yüksek enflasyon vatandaşın alım gücünü zorluyor.
Gıda, kira, enerji ve eğitim harcamaları birçok ailenin bütçesini zorluyor.
Tasarruf yapmak her geçen gün daha güç hale geliyor.
Sabit gelirli kesimler fiyat artışlarından daha fazla etkileniyor.
Dış Borç ve Finansman
Türkiye'nin kamu ve özel sektör dahil önemli bir dış borç yükü bulunuyor.
Ekonomi, dış finansman ve yabancı sermaye girişlerine ihtiyaç duyuyor.
Döviz kurlarındaki hareketlilik piyasaları doğrudan etkiliyor.
İşçi
Asgari ücret birçok sektörde temel ücret haline gelmiş durumda.
Artan yaşam maliyetleri nedeniyle çalışanların önemli bir bölümü geçim sıkıntısı yaşıyor.
Sendikalaşma oranları hâlâ istenilen seviyelerde değil.
Memur
Maaş artışları enflasyon karşısında tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Özellikle büyük şehirlerde kira ve yaşam giderleri memurlar üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.
Emekli
Emekliler son yılların en çok konuşulan sosyal kesimlerinden biri haline geldi.
Birçok emekli maaşıyla temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını ifade ediyor.
Ek iş yapmak zorunda kalan emekli sayısında artış gözleniyor.
Dul ve Yetimler
Sosyal yardımlar ve aylıklar birçok aile için önemli bir gelir kaynağı oluşturuyor.
Ancak artan hayat pahalılığı nedeniyle desteklerin yeterliliği sık sık tartışılıyor.
Çiftçi
Mazot, gübre, yem ve enerji maliyetleri üreticiyi zorluyor.
Küçük aile işletmelerinin ayakta kalması her geçen yıl daha zor hale geliyor.
Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği önemli bir gündem maddesi olmaya devam ediyor.
Esnaf
Artan maliyetler ve düşen alım gücü nedeniyle birçok küçük işletme zorlanıyor.
Kira, personel ve enerji giderleri esnafın en büyük sorunları arasında yer alıyor.
Gençler
İşsizlik ve gelecek kaygısı gençlerin en çok dile getirdiği sorunlar arasında.
Yurt dışında eğitim ve çalışma isteği birçok genç için önemli bir hedef haline gelmiş durumda.
Göçmenler
Türkiye dünyanın en fazla sığınmacı ve geçici koruma altındaki nüfuslarından birine ev sahipliği yapıyor.
Göç konusu ekonomi, güvenlik, eğitim, sağlık ve istihdam alanlarında yoğun tartışmalara neden oluyor.
Kaçakçılık ve Uyuşturucu
Güvenlik güçleri her yıl büyük miktarlarda uyuşturucu ve kaçak ürün ele geçiriyor.
Özellikle sentetik uyuşturucular gençler açısından önemli bir risk olarak görülüyor.
Organize suç ve kaçakçılıkla mücadele güvenlik kurumlarının öncelikli alanları arasında bulunuyor.
Asayiş ve Güvenlik
Dolandırıcılık, siber suçlar ve organize suç örgütleriyle ilgili haberler kamuoyunda sıkça yer alıyor.
Bireysel şiddet olayları ve kadın cinayetleri toplumda ciddi endişe yaratıyor.
Vatandaşlar hem ekonomik hem de sosyal güvenlik konusunda daha fazla güven duygusu talep ediyor.
Konut ve Kiralar
Son yılların en büyük sorunlarından biri barınma maliyeti oldu.
Büyük şehirlerde kiralar birçok ailenin bütçesinde en büyük harcama kalemi haline geldi.
Ev sahibi olmak, özellikle gençler için giderek zorlaşıyor.
Sonuç
Bugünün Türkiye'si; güçlü altyapıya, gelişmiş ulaşım ağlarına, büyük sanayi tesislerine ve genç bir nüfusa sahip olmasına rağmen, yüksek enflasyon, geçim sıkıntısı, gelir dağılımı sorunları, göç baskısı ve gelecek kaygılarıyla mücadele eden bir ülke görünümündedir.
Vatandaşın günlük hayatında en çok konuşulan konuların başında ise tek bir soru geliyor:
"Gelecek yıl bugün, daha iyi durumda olacak mıyız?"
Şimdi ben soruyorum:
24 yıldır çok bir şey yapamamış bir parti olarak, şimdilerde Cumhur İttifakı olarak Türkiye’yi geleceğe nasıl hazırlayacaksınız acaba?