Oturdum klavyenin başına, bir yandan sosyal medyadayım, diğer yandan gündemdeyim.

Yerel ve ulusal gazeteleri kolaçan ediyorum.

Yerelde gündem yaratacak bir haber gözükmüyor.

Ama ulusalda çoğunlukta "Butlan haberleri" var.

Butlan Kemal bir koltuğa oturdu, pir oturdu.

Tepkiler umurunda değil.

Bir de bir dolu emirler yağdırıyor.

"Acaba" diyorum, "unutkanlık başladı da koltuğu kaybettiğini hatırlamıyor mu?"

Hatırlamak işin erdemidir.

Ama bizim Temel işin içine girince durum şöyle oluyor tabi:

Bir Fransız, bir Alman, bir Amerikalı ve Temel alanında en iyi askerler olarak seçilmişler.

Bir görev için bunların hepsi hücrelere kapatılmış ve her birine "Bir sır verilmiş."

İlk olarak Fransız'ın hücresine girip sırrı söyletmeye çalışmışlar ve hemen söylemiş.

Daha sonra Alman'ın bulunduğu hücreye girmişler baskı yapmışlar söylememiş, tırnaklarını çekmişler, söylemiş.

Sonra Amerikalının hücresine girmişler baskı yapmışlar, söylememiş, tırnaklarını çekmişler söylememiş, elektrik vermeye kalmışlar söylemiş.

En son Temel’in hücresine girmişler. Baskı yapmışlar, söylememiş.

Tırnaklarını çekmişler söylememiş, elektik vermişler, söylememiş.

Daha bir yığın işkence yapmışlar bana mısın dememiş.

Adamlar yorulunca çıkmışlar odadan yarın devam etmek için geri döndüklerinde Temel’i kafasını duvara vururken bulmuşlar.

Şöyle bağırıyormuş:

"Hatırlamıyorum, hatırlamıyorum…"

Anladınız olayı.

Biri olanları, yaşananları ve 2 sene önce kurultayda kaybettiğini, Butlan Kemal'e anlatsa mı acaba?.

Butlan Kemal önünde duran bilgisayar için "Bozuk bu… Gidin yenisini getirin" demiş.

Sekreteri; "Ama nasıl olur, daha yeni aldık efendim… Hem bozuk olduğunu nereden anladınız?"

Butlan cevap vermiş;

"Baksana bu bilgisayarla 'Saat' yazamıyorum iki tane 'A' yok…"

Eh bu biraz sabah eğlenceli oldu.

Şimdi şöyle bir geçmişine bakalım Butlan Kemal'in.

Hakkında çeşitli söylentiler yayıldı, iddialar ortaya atıldı.

"Amerikancı" dendi, "Soroscu" dendi.

Kendisiyle ilgili bir yorum şöyleydi hatta:

Türk siyasetinde bazı isimler yalnızca yaptıklarıyla değil, yapmadıklarıyla da tartışılır.

Kemal Kılıçdaroğlu da bu isimlerden biridir.

Kılıçdaroğlu'nun siyasi yükselişi,

CHP'nin dönüşümü,

2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi,

2017 referandumu ve

2023 seçimleri bugün hâlâ yoğun şekilde tartışılmaktadır.

Özellikle parti tabanında birçok kişi, "CHP'nin geleneksel çizgisinden uzaklaştırıldığını ve muhalefetin kritik dönemeçlerde etkili bir mücadele ortaya koyamadığını" düşünmektedir.

Bu noktada sorulması gereken soru şudur: "Yaşananlar bilinçli bir küresel projenin sonucu muydu, yoksa yanlış siyasi tercihlerin ve liderlik hatalarının birikimi mi?"

Ortada;

ABD diplomatlarının CHP'yi analiz eden raporları,

Çeşitli düşünce kuruluşlarının değerlendirmeleri ve

Uluslararası çevrelerin Türkiye siyasetine ilişkin beklentileri bulunmaktadır.

Ancak bugüne kadar kamuoyuna açıklanan belgeler, "Kılıçdaroğlu'nun yabancı güçler tarafından doğrudan yönlendirildiği" kesin olarak kanıtlanamamaktadır.

Buna karşılık, Ekmeleddin İhsanoğlu adaylığı,

2017 referandumu sürecindeki pasif tutum ve 2023 seçim stratejisi gibi kararların muhalefet seçmeninde büyük hayal kırıklığı yarattığı da inkâr edilemez bir gerçektir.

Dolayısıyla meseleyi komplo teorileri ile açıklamaktan ziyade, "Siyasi sonuçlar" üzerinden değerlendirmek daha sağlıklı görünmektedir.

Çünkü bir siyasetçinin niyetini değil, ortaya çıkan sonucu ölçmek mümkündür.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, Türkiye'deki muhalefetin son on beş yıldaki performansı ciddi biçimde sorgulanmaktadır.

Asıl tartışılması gereken konu da budur:

"Muhalefet neden kazanamadı ve hangi stratejik hatalar bu sonucu doğurdu?"

Zamanı geldiğinde tarih, bu sorulara verilecek cevaplarla şekillenecektir.

Yazımın içinde geçen "Soroscu" kelimesi dikkatinizi çekmiştir sanırım.

İyi de bu ne demekti?

Sizin için (biraz da kendim için tabi) araştırdım.

Şöyle sonuç çıktı:

"Sorosçu" siyasi tartışmalarda kullanılan, ancak net ve evrensel bir tanımı olmayan bir etiketmiş.

Terim, Macar asıllı Amerikalı yatırımcı ve hayırsever George Soros'un adından türetilmiş.

Anlatılana göre;

Genellikle üç farklı anlamda kullanılıyormuş:

Kelime anlamına yakın kullanım

"Soros'un kurduğu veya desteklediği kuruluşlarda çalışan, görev alan ya da projelerine katılan kişiler için" kullanılırmış.

Örneğin "Open Society Foundations" tarafından fonlanan bir projede çalışan biri, teknik olarak Soros destekli bir projede yer almış olabilir.

Siyasi eleştiri amacıyla kullanımı ise şöyleymiş.

Bazı çevreler;

Küreselleşmeyi,

Açık toplum politikalarını,

Liberal demokrasiyi,

İnsan hakları aktivizmini veya

Sivil toplum faaliyetlerini destekleyen kişileri "Sorosçu" diye nitelendirmiş.

Bu kullanım çoğu zaman tanımlayıcı olmaktan çok siyasi bir eleştiri olarak günümüze kadar gelmiş.

Komplo teorileri bağlamında kullanımı ise şu şekildeymiş:

Bazı kişiler veya gruplar, ülkelerdeki siyasi olayların, protestoların veya hükümet değişikliklerinin arkasında Soros'un bulunduğunu iddia etmiş ve bu nedenle rakiplerini "Sorosçu" olarak suçlamışlar.

Bu tür iddiaların bir kısmı kanıtlanmadığından, yıllarca yoğun siyasi tartışma konusu olmuş.

Önemli bir nokta şu olmuş:

Bir kişinin bir vakıf, düşünce kuruluşu veya sivil toplum örgütüyle ilişkisinin bulunması tek başına onun "Sorosçu" olduğunu kanıtlamamış.

Bu kelime çoğu zaman nesnel bir tanımdan çok siyasi bir etiket olarak kullanılmış.

Türkiye'de "Sorosçu" suçlaması özellikle 2000'li yıllardan sonra çeşitli siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler ve sivil toplum temsilcileri hakkında kullanılmış.

Ancak bu kişilerin hepsinin Soros ile doğrudan bir bağı olduğu anlamına gelmez; çoğu durumda bu yakıştırma, siyasi bir niteleme veya eleştiri ifadesi olmuş.

NE KADAR?

Sayıların çoğu yaklaşık değerlerdir ve genel olarak doğru büyüklük mertebesindedir.

Ancak bazıları güncellenmeye veya açıklamaya ihtiyaç duyabilir.

Ağaç: 3 trilyon

Bilimsel çalışmalarda Dünya'da yaklaşık 3 trilyon ağaç olduğu tahmin edilmektedir.

İnsan ~ 8 milyar

Dünya nüfusu 2025-2026 itibarıyla 8,2–8,3 milyar civarındadır.

Beyindeki nöron sayısı ~ 86 milyar

Günümüzde en çok kabul gören tahmin yaklaşık 86 milyar nörondur.

Samanyolu yıldızları ~ 100-400 milyar

Astronomide yaygın kabul gören aralık budur.

Günlük doğum ~ 350 bin

Dünya genelinde günde yaklaşık 350-400 bin doğum gerçekleşmektedir.

Günlük ölüm ~ 150 bin

Yaklaşık olarak doğrudur.

Köpek ~ 700 milyon

Evcil köpek sayısına ilişkin tahminler çok değişmektedir. 700 milyon makul bir tahmindir ancak kesin sayı değildir.

Kedi ~ 600 milyon

Benzer şekilde yaklaşık bir tahmindir.

Araba üretimi ~ 80 milyon

Yıla göre değişir. Son yıllarda küresel motorlu araç üretimi 90 milyon civarına yaklaşmıştır.

Bisiklet üretimi ~ 100 milyon

Bazı yıllarda 100 milyonun, bazı yıllarda 120-130 milyonun üzerine çıkabilmektedir.

Arama ~ 1-2 milyar/gün

Bu rakam günümüzde oldukça düşük kalıyor olabilir. Sadece Google'da günlük arama sayısının bunun çok üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.

Mesaj ~ 100+ milyar/gün

WhatsApp, SMS, Messenger, Telegram, WeChat ve diğer platformlar dahil edildiğinde gerçek sayı bunun çok üzerinde olabilir.

Burada asıl etkileyici taraf, sayılardan çok şu karşılaştırmalardır:

Dünya'da yaklaşık 8 milyar insan var.

Buna karşılık yaklaşık 3 trilyon ağaç var.

İnsan beyninde yaklaşık 86 milyar nöron bulunuyor.

Samanyolu'nda ise yaklaşık 100-400 milyar yıldız olduğu tahmin ediliyor.

Yani tek bir insan beynindeki nöron sayısı bile birçok ülkenin nüfusundan kat kat fazla; Dünya'daki ağaç sayısı ise Samanyolu'ndaki yıldız sayısından bile daha fazla olabilir.

Bu da günlük hayatta sezgilerimizin çok ötesinde büyüklüklerle yaşadığımızı gösterir.

ÇİN GELİYOR!

İstenildiğinde, teknolojiye gelişmelere ayak uydurulduğunda ülkenin kabuğundan sıyrılıp kendi kendine neler yapabileceğini anlatan bir yazı buldum.

1. Çin, GPS'i terk etti.

BeiDou navigasyon sistemi artık santimetre düzeyinde hassasiyet sunuyor ve dünya çapında 100 milyondan fazla kullanıcısı var. Orta Doğulu petrol magnatları bile GPS'i terk edip BeiDou'ya geçiyor

2. Çin, Boeing'i terk etti.

C919, şimdiden 1.200'ün üzerinde sipariş aldı ve tek bir yılda Boeing'in değerinden 80 milyar dolar sildi. Eskiden "Yapmaktansa satın almak daha iyidir" denirdi, ancak durum tersine döndü. Artık Çin uçaklarını satın almak daha akıllıca bir seçim gibi görünüyor.

3. Çin, Amerikan çiplerini terk etti.

Yangtze Memory’nin katı hal sürücüleri, uluslararası fiyatları yarı yarıya düşürdü.

Kirin çiplerinin geri dönüşünün ardından Qualcomm paniğe kapıldı ve fiyatları bir gecede %30 düşürdü.

Bir zamanlar Çin’i boğmak için kullandıkları şey, Çin’in kendi ölümcül silahı haline geldi.

4. Çin, Windows'u terk etti.

UnionTech UOS, ulusal bakanlıklar ve büyük bankaların tamamen geçiş yapmasıyla 5 milyon kurulum sayısını aştı.

5. Çin, Batı tıbbi ekipmanlarını terk etti. Shanghai United Imaging'in CT tarayıcıları artık ABD ve Avrupa'daki kliniklere giriyor. Almanya'nın Siemens şirketi, benzer modellerin fiyatlarını %40 oranında düşürmek zorunda kaldı. Çin tıbbi teknolojisi, Batı topraklarına bayrağını sağlam bir şekilde dikti.

6. Çin, yabancı yakıtlı motorları terk etti.

BYD bıçak tipi piller ile piyasaları salladı.

Benzinli arabaların devri sona eriyor ve artık yeni enerji dünyasında kuralları Çin belirliyor.

7. Çin, Oracle veritabanlarını terk etti.

Ant Group’un OceanBase’i dünya performans rekorlarını alt üst etti.

8. Çin, Batı endüstriyel yazılımlarını terk etti.

Zhongwang CAD üzerinde çalışmalarını hızlandırdı.

Sany Heavy Industry, dünyanın en büyük tünel delme makinesini tasarlamak için yerli yazılım kullandı.

Çin, Batı’nın endüstriyel yazılım üzerindeki tekelinde devasa bir delik açtı.

9. Çin, dolar ile ödemeyi terk etti.

RMB sınır ötesi ödeme sistemi artık 180 ülke ve bölgeyi kapsıyor.

Suudi Arabistan artık petrolünü RMB cinsinden satıyor.

Amerikan hegemonyasındaki ilk büyük çatlak Çin tarafından açıldı.

10. Çin, Batı'nın genetiği değiştirilmiş tohumlarını terk etti.

Yuan Longping'in ekibi, Mu başına 1.000 jin'den fazla verim veren tuza dayanıklı pirinç geliştirdi.

Çin'in kâseleri artık Çin tahılıyla doluyor. Monsanto’nun tohum patentleri etkisini yitirdi ve Çin gıda güvenliğinin kontrolünü ele geçirdi gözüküyor…

11. Çin, Amerikan sosyal medyasını terk etti.

Xiaohongshu (RedNote), 30 milyon Amerikalı kullanıcıyı kendine çekti.

Çin sosyal medya uygulamalarının okyanusun ötesinde patlama yaşıyor.

12. Çin Batı askeri teçhizatını terk etti.

Fujian uçak gemisinin elektromanyetik fırlatma sistemi, Amerika’nın Ford sınıfını geride bıraktı ve DF füzeleri, uçak gemilerini mesafelerini korumaya zorluyor.

Çin son 20 yılda teknolojide, sanayide ve savunmada olağanüstü bir yükseliş yaşadı.

Ancak hâlâ birçok kritik alanda Batı ile rekabet ediyor; onu tamamen geride bırakmış değil.