CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” adlı mitinglerinin 100.’sünü Çanakkale’de yaptı.
Birçok konuya değinerek, katılımcılarından bol bol alkış aldı.
1915 Çanakkale Boğaz Köprüsü’nden bahsederken de “Çanakkalelilere bedava olacak” deyince coşku bir başka oldu.
Ne alkış, ne alkış, sormayın gitsin.
Hani millet de sanacak “Çanakkaleliler her gün köprüden geçiyor.”
Ama bedava kelimesinin, insanın ruhunu okşadığı kesin.
Siyaset sahnesinde bu kelimeler söylendiği anda alkış gelir, bunu siyasetçiler iyi bilir.
Coşkuyu artırmak için de söyler zaten.
Çanakkale Millet Vekili Ayhan Gider Özgür Özel’in bu “Köprü bedava olacak” sözü üzerine bir basın açıklaması yaparak, “Ti’ye aldı.”
Dedi ki: “Özgür Özel, demişsin ki biz iktidara geldiğimizde köprüyü bedava yapacağız. Bekâra karı boşamak kolay. Sen iktidara da gelemezsin, muhalefet ettiğin köprüyü de bedava yapamazsın.”
Şimdi burada azıcık duralım.
Düşünelim.
Soralım:
“Köprü bedava olur mu?”
El cevap:
Olur.
“Peki nasıl olacak bu?” diye ikinci bir soruyu gündeme soksak!
El cevap:
Yahu köprü “Zaten halka bedava.”
Günde “45 bin araç” geçiş garantisi verilen köprünün parasını, zaten devlet yapımcı şirkete ödüyor.
Günlük geçiş ortalaması “6000 araç.” Olduğuna göre:
Geriye kalan 39 bin araç parasını devlet hazineden ödüyor şirkete.
Bunu da hesaplarsak:
Araç başı garanti ücreti:
“15 Euro + KDV (%18)”
Yani toplam:
“17,7 Euro” günlük araç için ödenen para.
Günlük garanti edilen araç sayısı:
“45.000 araç”
Gerçekleşen:
“~6.000 araç”
Aradaki fark:
“39.000 araç”
Devlet bu farkı zaten cepten ödüyor.
Türk lirasına çevirirsek:
39.000 araç × 17,7 Euro
~690.300 Euro / gün
Yani günde yaklaşık:
690 bin Euro
Euro gün fiyatıyla çarparsak:
(1 Euro (şimdilik) 51 TL varsayımıyla):
690.000 × 51
Günde hazineden köprü için ödenen para:
“35 milyon 190 bin Türk Lirası.”
Özgür Özel iktidara geldiğinde köprüyü bedava yaparsa hazineden kaç para çıkacak?
Günlük 45 bin araç X 17.7 Euro.
Yani:
796.500 Euro.
Yani:
“40 Milyon 621 Bin 500 Türk Lirası.”
Şimdi ödenen ile aradaki fark ne olacak?
5 Milyon 531 Bin 500 Türk parası.
Yani bütün kavga 5 milyon için mi?
Ayhan beye sormak lazım:
Günlük 5 Milyon “Dünya devi Türkiye için” para mı?
Yılda, 1 milyar 800 milyon lira yapar.
Özgür Özel’in söylediğinde pek absürt bir durum yok.
Günde: 35 milyon 190 bin lirayı ödeyen,
5 milyonu da çatır çatır öder.
Mesel bu kadar basit.
Ancak “Yapılan köprüye karşı çıktılar” kelimesi de yanlış.
Zira; köprünün yapımına değil, “Yapılış şekline (ihale şekline)” karşı çıkılmıştı.
Gelelim su meselesine…
Burada ince ayrıntılar var.
Ayhan gider basın açıklamasında şunları söylüyor:
“Boş ver sen köprüyü bedava yapmayı. Belediye başkanına talimat ver…
Suyu bedava da yapmasın. Çanakkale'de en azından Türkiye ortalamasında su kullansınlar.
Devlet Su İşlerinin yaptığı barajın parasından bahsediyorsun.
Belediye başkanı da ne güzel söylemiş. Su mu veriyordunuz ki suçu Devlet Su İşlerine atıyorsun.
Kepez'le Çanakkale bitişik iki belediye.
İkisi de Cumhuriyet Halk Partili.
Devlet Su İşlerinden biz suyu tahsis etmemize rağmen Çanakkale Belediyesi üzerine düşeni yapmadığı için hatta ve hatta ‘Kepez Belediyesi'nden gerekirse su parasını biz toplarız’ dediği için Kepez halkı da Çanakkale halkı da yaz boyu susuz kaldı.
Ama merak etme o da bizim boynumuzun borcu.
Kepez Belediyesi'nin bu suyu Kepez'e taşıması için ne gerekiyorsa yaparız, kaynağı da yine biz buluruz.”
Su getirmek kolay değildir.
Bunun:
Barajı var,
Borusu var,
Elektriği var,
İşçiliği var,
Bakımı var,
Kaçak kayıpları var,
Arıtması var,
Tahsisi var,
Tahsili var.
Kısaca:
Var oğlu, var…
Yani biz musluğu açtığımızda aslında küçük bir ekonomi akıyor çeşmeden.
Şimdi “Su bedava olsun” demek biraz zor gözüküyor.
Ama ucuz olabilir mi?
Elbette olur.
60 sene önce yapılan Barajın parası şimdilerde Çanakkale Belediyesi’nden tahsil edilmeye başlanmış.
İller Bankası belediyeye ödeyeceği bu parayı vermiyormuş.
(Bilgi: Başkan basın toplantısından)
Ne kadarmış?
300 ile 439 milyon lira arasında bir para.
Bu aranın ödenmesi ile ilgili itirazlar var tabi.
Ama şu yapılabilir:
Belediyenin bu parası (ki halkın parası aslında) Su maliyetinde kullanılsa?
Nasıl olur?
İktidar milletvekilimiz Ayhan Gider öncülük etse, bu para sadece su giderlerine harcansa ve bunun karşılığı vatandaş suyu ucuza kullansa ne olur?
Bence harika olur.
O halde icraata geçip vatandaşı rahatlatın.
Bu iş bitsin…
TİYATRO ADABI
Tiyatro ile bağlarımın yakın olduğunu beni takip edenler bilir.
Oyuncu, yazar ve yönetmenlik yapmaya çalışıyorum.
27 Mart Dünya Tiyatro Günü münasebetiyle, bizim Belediye Tiyatrosu bir oyunun ilk gösterisini yapacaktı.
Ben de yerimi aldım tabi.
Gelenek olduğu üzere, o gün dünya ve ülke genelinde belirlenen komisyonlar tarafından görevlendirilmiş kişi, seçilmiş tema üzerine bir bildiri okur.
Bizim arkadaşımız da bu bildirilerden bir tanesini okurken arkadan bir ses geldi.
Nedir diye arkama baktım göremedim.
Önce birisi sahneye laf atıyor sandım.
Daha sonra tekrar ses gelince, yanımdaki bana; “Birisi telefonla konuşuyor” dedi.
Adam resmen sesli bir şekilde konuşuyordu.
Ayağa kalkıp; “Beyefendi konuştuğunuz kişiye tüm salon olarak selam yolladığımızı da söyler misiniz?” demek geldi.
Zor tuttum kendimi.
31 Mart akşamı bu sefer biz oynuyoruz.
Sahnedeyiz.
Ön sıralardan birisi telefonla konuşmuş.
Ben duymadım, o an sahnede değildim.
Yoksa kesinlikle ona laf atardım.
Ne derdim bilemem ama iyi bir şey diyeceğimi sanmıyorum.
Telefonların ilk çıktığı yıllarda tiyatrolarda “Lütfen telefonlarınızı kapatınız” diye anons yapılırdı.
Sonraları biz “Çıkışta telefonlarınızı açmayı unutmayın” şeklinde daha nazik hale getirdik.
Son zamanlarda da bu anonsu yapmıyoruz.
Çünkü seyircimizin bilinçlendiğini düşünüyorduk.
Meğer hepsi bilinçlenmemiş, bazılarını hala dürtmek gerekiyormuş.
Aslında tiyatronun yazılı olmayan kuralları var.
Bir tiyatro oyuncusu yazmış, işte onlar:
1. Oyun başladıktan sonra, salona girme.
Tiyatro yönetimleri oyun başladıktan sonra içeri girmeye müsaade etmiyor neyse ki. Sen bunu bil, erken gel. Herkes geç gelince, oyun geç başlıyor.
2. Salona girdikten sonra yer değiştirme.
Salona girdikten, oyun başladıktan sonra boş koltuk gördükçe yer değiştirme. Tamam anladık, daha konforlu bir yer var. Usulca geçtin. Yeter, bir daha, bir daha! Dur artık.
3. Telefonunu kapat. Sesini kısma, telefonunu kapat.
Ne çalma sesini, ne titreşim sesini açmayın. Son zamanlarda telefonunun sesini kapatıp telefonuna bakanlar başladı. Işığını kısman, telefonunla uğraştığın gerçeğini değiştirmiyor. Karanlıkta kısılmış ışık, hareketsizlikte el hareketleri dikkat çekiyor.
4. Çekim yapma.
Fotoğraf çekme. Video çekme. Kameranı göz hizama getirdiğinde hem benim hem de oyuncuların dikkatini dağıtıyorsun, yapma. Hem sordun mu, çekebilir miyim, diye.
5. Uzun boylular, dikkat.
Hiç beden olumlamayacağım. Birey, bedeninin olumlu olumsuz yanlarını bilir. Uzun boyluysan, okulda en arka sıraya oturmuşsundur. Neden peki? Hiç düşündün mü? Bazı kişiler belli ki düşünmemiş.
Uzun boyluysan, biletini orta koltuklardan almak yerine kenardaki koltuklardan alabilirsin.
Ya da en azından dik oturmasan mı? Usulen eğilerek oturabilirsin. Bir de saçını yukarıdan topuz yapanlar var. Bakın bunlar yazılı olmayan toplum kuralıdır. Tiyatroya geldiği için kendini bilgili, görgülü sayıyorsun, muhtemelen. Otur bir düşün.
6. Koltuğunda sürekli hareket etme.
Bir sağa, bir sola. Bir karar ver, bir tarafta kal. Hele sevgili koltukları var ki. Kafa kafaya verip oyun seyretmek de, ne bileyim.
7. Yerli yersiz gülme.
Oyunu takip et, yerli yersiz gülme, yerli yersiz alkışlama, hele hiç ıslık çalma. "Tiyatro eğlence yeri değil, büyüklerin mektebidir. Islık çalmak ve ayakları yere vurarak alkışlamak, takdir etmek değildir." der Muhsin Ertuğrul. Oyunun komedi olması, kahkaha atmak, gülmek, gülümsemek hakkın; ama yerli yersiz gülerek dikkat dağıtmak değil.
8. Konuşma.
Oyun içinde hiç konuşma. Yanındakiyle konuşma, telefonda konuşma, kendi kendine konuşma.
Oyun arası ve öncesinde de yüksek sesle konuşma. Tiyatro sadece oyun esnasında olanlar değil; sahne, ışık, seyirciler de önemli. Bırak da sakince anda kalalım. Hatta kamuya açık hiçbir yerde yüksek sesle konuşma.
9. Yemek yeme.
Yemeğin ve ambalajın kokusu ve sesi dikkat dağıtıyor, yapma. Salona girmeden önce ye.
10. Çok hastaysan oyuna gelmesen mi acaba?
Süreklli hapşırdığında, öksürdüğünde, boğazını temizlediğinde sen de rahatsız olacaksın, biz de olacağız. Biraz bekle, iyileşince gidersin.
11. Oyun esnasında salondan çıkma.
Oyunu hiç sevmesen de, salondan çıkmak/ayrılmak için arayı bekle. Tuvaletine oyun öncesinde git. Acil telefon geldiyse, sorarım: o telefonun zaten neden ulaşılır? Kapalı olması gerekmiyor mu? Acil telefon bekliyorsan, oyuna girme.
12. Oyun bitiminde kapıya koşma.
Perde arasında ve oyun sonunda salondan çıkarken, bırak öncelikle kapıya yakın olanlar çıksın. Herkesten önce çıkmak istiyorsan, biletini kapıya yakın koltuktan al.
Özel not: Her oyunu ayakta alkışlama.