NEDEN?
Komiser: “Kredi kartınızın çalındığını neden daha evvel bildirmediniz?”
Adam: “Çalan adam, karımdan daha az harcıyordu da ondan.”
Komiser: “Peki şimdi niye bildiriyorsunuz?”
Adam: “Dün itibariyle kartı karısına verdi…”
OLUR OLMAZ
Temel eve aniden gelmiş.
Fadime’yi yatakta İdris’le görünce çekmiş silahı İdris’i vurmuş
Fadime’ye dönmüş, sormuş.
“Ne diyeceksin bakalım?”
Fadime: “Kusura bakma ama sen böyle olur olmaz saatlerde eve gelmeye devam edersen, yakında hiç arkadaşın kalmaz!...”
NEDEN EVE?
Kadın: “Neden eve erken geldin?”
Kocası: “Patron, Cehenneme git dedi…”
BAŞAĞRISI
Doktor: “Baş ağrınız nasıl?”
Hasta: “Bu gün annesine gitti…”
BULUŞ
Çağımızın ne büyük buluşu rakıdır.
Bir duble içince bekar gibi düşünmeye başlarsın…
AYNI MI?
“Bütün erkekler aynıdır” lafı bir Çinli kadın tarafından, kalabalıkta kocasını kaybedince etrafta onu aradıktan sonra söylenmiştir.
SÖZ
Üç arkadaş balığa çıkmışlar, aralarında konuşuyorlar;
Birincisi: “Bugün balığa çıkabilmek için karıma bir hafta içinde bütün evi boyayacağıma dair söz verdim.”
İkincisi: “Ben karıma bir hafta içinde bütün elektronik eşyaları yenileyeceğime söz verdim.”
Üçüncüsü: “Valla hiç bir söz vermedim, sabah kalkınca karıma ‘Balığa mı çıkayım, annemlere mi gideriz’ diye sordum… Cevabı ‘Üstünü sıkı giyin de üşütme’ oldu.”
FALCI
Genç kadın falcıya gitti…
Falcı remilleri attı, baktı baktı…
“50 yaşına kadar parasız ve mutsuz olacaksınız” dedi.
“50 yaşında ne olacak? Zengin mi olacağım?” diye sordu genç kadın..
Falcı hiç istifini bozmadan cevapladı:
“Alışacaksınız…”
NEDEN VAZGEÇTİN?
Karım on yıldan beri, diş macununu, kapağını kapamadan bırakmamdan şikâyet eder.
Evlilik yıldönümümüzde bu kötü alışkanlıktan vazgeçip, sevgili eşimi mutlu etmeye karar verdim.
Bir hafta çok çok ama çok dikkatliydim. Dişlerimi fırçaladıktan sonra, macunun kapağını her defasında itinayla kapattım.
Her gece de karımın bana teşekkür etmesini bekledim.
Ama etmedi…
Sonunda dün gece banyodan çıktı, bana baktı ve sordu…
“Yatmadan önce dişlerini fırçalamaktan neden vazgeçtin?”
SÜPERMEN
Adamcağız hayli alkollü ve de bitkin üstelik sabaha karşı eve gelir.
Karısı son derece zinde, duruma kesinlikle hakim.
O saate dek beklediği kocasını sorgulamaya başlar.
“Söyle bakalım Süpermen. Neler yaptın bu akşam?”
“Valla karıcım, patronla beraber müşterileri yemeğe çıkarttık.”
“Eeee, sonra ne yaptınız Süpermen?”
“Müşterileri bir gece kulübüne götürdük. Striptizciler vardı... Ben sadece seyrettim.”
“Yani sen kimseyi masaya falan çağırmadın, sonra bir şeyler yapmadın değil mi, Süpermen?”
“Yapmadım tabii... Tamam da sen niye bana durmadan Süpermen deyip duruyorsun?”
“Valla, ben donunu pantolonunun üstüne giyen bir seni, bir de Süpermen’i gördüm de ondan!...”
İSİM
Yeni çiftin biri erkek, biri kız ikiz çocukları olacakmış.
Hevesle isim aramaya başlamışlar. Erkeğin aklına bir fikir gelmiş: “İsimleri öyle seçelim ki arka arkaya söylendiğinde kulağa hoş gelsin” demiş, “Mesela oğlana NURİ dersek kıza da NURİYE, oğlana NACİ dersek, kıza da NACİYE diyelim.”
“Ama” demiş anne adayı, ben babamın adını oğlana vermek istiyordum: “ŞEMSİ”
Ve o an arama işi orada bitmiş…
SORUMLU
İş müracaatında mülakata almışlardı. Müdür, “Biz sorumluluk taşıyacak birini arıyoruz” dedi...
“Tam aradığınız adamım” dedi, başvuran, “Eski işimde ne olsa beni sorumlu tutarlardı..”
NİÇİN?
Temel yere bir daire çizip bu dairenin içinde horon tepmeye başlamış.
Niçin?
-Kendi çapında eğlenmek için.
Temel sigarasını bir metre uzunluğundaki ağızlığa takıp içiyormuş.
Niçin?
Çünkü doktoru “Sigaradan uzak dur” demiş.
Temel her gece yatmadan önce ayaklarına böcek ilacı sıkıyormuş.
Niçin?
-Gece ayaklarında karıncalanma oluyormuş.
Temel eşine, yaş gününde ne almış?
Havlu!..
Temel her yemekten sonra cebine bir kaşık koyuyormuş.
Niçin?
Doktoru “Yemeklerden sonra bir kaşık al” demiş.
Temel, Dursun’a tehdit mektubu yazarken eldiven giymiş.
Neden?
El yazısı tanınmasın diye.
Temel doktorunun muayenehanesine kocaman bir fıçı ile gitmiş.
Niçin?
-Doktoru “Altı ay sonra idrarınla gel” demiş.
Temel saçını ıslatmadan şampuanlıyormuş.
Niçin?
-Şampuanın etiketinde “Kuru saçlar içindir” diye yazıyormuş.
Temel yeni arabasını kullanırken kahkahalarla gülüyormuş
Niçin?
-Dostları “Güle güle kullan” demişler.
Temel yeni aldığı ayakkabısını bir hafta giymemiş.
Neden?
-Satıcı “Bir hafta ayağınızı sıkabilir” demiş.
NİYE KOŞUYOR?
Temel ile Dursun bir gün stada gitmişler.
Bakmışlar atletler koşuyorlar.
Temel “Bunlar niye koşuyor” diye sormuş.
Dursun: “Biri birinci gelecek, Madalya alacak.”
Temel: “Aladım da, öbürleri niye koşuyor?”
YA TAVUKLAR?
Adam bir dükkâna girer ve bir kova, 10 kilogramlık bir boya, bir kaz ile iki tavuk alır.
Satıcı aldığı malzemeleri dükkânın dışına kadar taşımasına yardım eder.
Adam tüm bu yükleri eve kadar nasıl taşıyacağını düşünürken yanına yaşlıca bir kadın yanaşır ve bir adres sorar, adam şu cevabı verir:
“Orayı biliyorum yürüyerek gidebiliriz, benim evime çok yakın ama bu yükleri nasıl taşıyacağımı düşünüyorum.”
“Çok kolay”, der yaşlı kadın.
“Boyayı kovanın içine koy ve bir elinle tut; iki tavuğu da koltuk altlarına yerleştir, diğer elinle de kazı tut” der.
Adam yaşlı kadının dediği gibi yapar.
Eve doğru yürürlerken adam;
“Şurası biraz kestirme oradan daha çabuk varırız.”
“Olmaz”, der yaşlı kadın, “Ya o tenhada bana tecavüz edersen?”
Adam şaşkınlıkla cevaplar:
“Yapma kadın! Bu kadar yüküm var. Tüm bunları bırakıp dediklerini nasıl yaparım? Saçmalama.”
Kadın; “Kazı yere koyarsın, kovayı üstüne kapatırsın. Boyayı da kovanın üstüne koyarsın...”
Adam sorar: “Tavuklar ne olacak?”
Yaşlı kadın heyecanla cevaplamış:
“Onları da ben tutarım.”
DEVEKUŞU
Oldukça yakışıklı ve cüsseli kısaca her hali ile dört dörtlük bir adam bardan içeri girer.
Yanında da bir devekuşu vardır. Birlikte bara yaklaşırlar. Kadınlar adama hayran kalırlar.
Adam barmene seslenir;
“Bana bir viski” dedikten sonra devekuşunu göstererek; “Buna da bir tas su” der ve içmeye başlar.
Sonra adam, “Hesabı” ister.
Barmen; “26 dolar 48 cent” der.
Adam elini cebine atar ve cebinden çıkardığı paranın hepsini bırakır çıkar.
Barmen sayar, tamı tamına 26 dolar 48 cent vardır.
Adam ve devekuşu ile birlikte ikinci gün yine gelirler ve içerler.
Hesabı ister.
Barmen, “32 dolar 28 cent” der.
Adam elini cebine atar bütün parayı bırakır çıkarlar.
Barmen peşlerinden paraları sayar tam tamına 32 dolar 28 cent vardır.
Arkalarından bakan barmen şaşkın şakın olayın sırrını çözmeye çalışır, ama nafile.
Üçüncü gün, dördüncü gün adam ve devekuşu geliyor gece geç saatlere kadar içiyorlar.
Hesap ne kadar olursa olsun adam elini cebine atıp, bütün parayı bırakıyor, barmen sayıyor hesap tamam.
Barmen kafayı yemek üzere dayanamaz ve adama bu işin sırrını sorar.
Adam anlatır; “Bir gün yolda Alâeddin’in sihirli lambasını buldum. Ovuşturdum, içinden Cin çıktı ve bana üç dilek dilememi söyledi. Ben de diledim…
İlk dileğim olarak; Çok yakışıklı ve kadınların hayran olduğu bir tipim olsun istedim.
İkinci dileğimde ise; Her yerde ve her zaman ne kadar paraya ihtiyacım olursa olsun elimi cebime attığımda o kadar para hazır olsun istedim.”
Barmen paranın sırrını öğrenip, rahatlamıştır.
Sonra devekuşunu göstererek sorar;
“Peki bu nedir bu?”
Adam cevap verir,
“Haaa o mu…? Üçüncü dileğimdir O…” der, “Beni hiç yalnız bırakmayacak uzun bacaklı bir piliç istemiştim, üzgünüm cin yanlış anlamış…”
DUA?
Hoca en önde oturan öğrenciye sorar:
“Siz evde yemekten önce dua ediyor musunuz?”
Öğrenci cevap verir: “Hayır, biz yemekten sonra dua ediyoruz.”
Hoca şaşırır, “Neden?” diye sorar.
Öğrenci cevaplar: “Hocam siz annemin yaptığı yemekleri bir görseniz…”
FUTBOL?
Yılların kankaları artık iyice yaşlanmışlar… İdris iyice elden ayaktan kesilmiş, yatağa düşmüş!
Arkadaşı onu hiç yalnız bırakmamış.
Her gün ziyaretine gitmiş…
İdris’in öleceği artık iyice kesinleşince Temel, arkadaşından bir ricada bulunmuş:
“İdris kardeş… İkimiz de yaşamlarımız boyunca futbol oynadık biliyorsun. Cumartesi günlerini nasıl iple çekerdik hatırla! Yıllar dindiremedi futbol aşkımızı! Şimdi senden bir ricam var. Cennete varınca bir şekilde bana iletmeni istiyorum orada futbol var mı yok mu?”
İdris bin bir zorlukla başını doğrultmuş ölüm döşeğinden;
“Temelim, söz! Eğer olursa bu ricanı yerine getirmeye çalışacağım!”
Birkaç gün sonra bir gece yarısı Temel derin uykusundan beyaz bir ışık huzmesi ve adını çağıran bir ses ile uyanmış.
“Temel!… Temel!.”
Temel anında doğrulup
“Kimsin?” diye mırıldanmış korkuyla.
“Benim” demiş sesin sahibi: “Ben İdris!”
“Sen İdris olamazsın. İdris öldü!” diye haykırmış Temel.
“Benim oğlum! İdris’im işte! Şimdi beni iyi dinle Temel… Sana hem acayip iyi hem de biraz kötü haberlerim var!”
“Madem öyle önce iyi haberleri ver” demiş Temel heyecanla...
“İyi haber şu” demiş İdris; “Cennette futbol var! Hem de bizden önce ölen tüm eski kankalarımız da burada… Daha da iyisi hepimiz gençlik yıllarımızın fiziğindeyiz! Hava hep bahar. Ne yağmur, ne kar söz konusu. İstediğimiz kadar oynuyoruz ve inanmayacaksın, hiç yorulmuyoruz!”
“Süpermiş lan!” demiş Temel, “Bunu hayal bile edemezdim! Peki, kötü haber ne?”
İdris: “Dünkü maçta kaleci sakatlandı, yarınki maça seni kaleye yazdılar…”
İŞTE BU KIZ!
İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. Elini çantasına attı.
Kurcaladı, kurcaladı.
Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu.
Bir türlü bulamadı.
Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından: “Evde mi bıraktım acaba?”
İşte o an “Aradığım kız bu” dedim
GERİ DÖNÜN
Akıl hastanesinde deliler bir araya gelip kaçış planı yaparlar.
Elebaşları planı anlatır:
“Büyük bir kütük bulup, önce birinci kapıyı, sonra ikinci ve en son da ana çıkış kapısını kapıyı kıracağız. Sonra da herkes başının çaresine bakıp kaçacak.”
Sabah olunca bir kütük bulup doğruca birinci kapıyı kırarlar.
İkinci kapıya koşup onu da kırdıktan sonra ana kapıya yönelirler.
Ana kapının açık olduğunu gören elebaşları umutsuz konuşur:
“Arkadaşlar plan bozuldu, geri dönün.”
BEN YİNE GELİRİM
Doktor Temelin bütün tahlillerini masaya yaymış Temeli de karşısına oturtmuş, ciddi bir suratla “Temel, bütün tahliller, raporlar burada ama bir türlü anlayamıyorum… Sanki her şeyin sebebi alkol gibi geliyor…”
“Tamam o zaman” demiş Temel, “Siz ayılınca ben yine gelirim”…