Beyaz Saray’ın en meşhur odasıdır Oval Ofis, dünya bilir...

Zira dünya siyasetinin kalbi gibi anlatılır.

Orada;

Bir telefon edilir,

Bir imza atılır,

Bazen bir savaş başlatılır,

Bazen beysbol sopası gösterilir,

Bazen de bir barış görüşmesi yapılır.

Monica hikâyesi de var orada ama o şimdilik konumuz dışında.

Geçenlerde dünyadaki haber merkezlerine düşen ve o odada fotoğraflanmış başka bir sahne vardı.

“Dualar, eller havada, dini sözler…”

Başrolde de: “Donald Trump.”

Evanjelik (*) din adamları Oval Ofis’te bir ayin düzenledi.

Fotoğraflar yayıldı, tartışmalar başladı.

Şimdi insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Dünyadaki birçok ülkeye “Fanatik din yönetimi” diye parmak sallayan bir ülkenin liderinin, devletin kalbinde ayin yaptırması nasıl bir matematik?

Gerçekten merak ediyoruz yani.

Çünkü aynı Amerika yıllardır İran’ı eleştiriyor.

“Din Devleti”, “Molla Rejimi”, “Fanatizm” gibi kavramları en çok onlar kullanıyor.

Ama Oval Ofis’teki manzaraya bakınca insanın aklına şu geliyor:

“Demek ki mesele din değilmiş,

Mesele kimin dini olduğuymuş.”

Eğer Tahran’da olursa “Teokrasi”.

Washington’da olursa “Manevi destek”.

Dünya siyaseti bazen gerçekten harika bir ironi yazarı gibi çalışıyor.

Bu olayın ardından bir başka soru daha dolaşmaya başladı:

“Evanjelistler acaba dünyayı mı yönetiyor?”

Bu soru aslında yeni değil.

Amerikan siyasetini biraz kurcalayan herkes bilir ki Evanjelik hareket ABD’de son derece güçlü.

Özellikle Cumhuriyetçi Parti üzerinde büyük etkileri var.

Seçimlerde milyonlarca oy demekler.

Başkanlar da haliyle onları kırmak istemiyor.

Bir bakıyorsunuz Dua toplantısı,

Bir bakıyorsunuz Kudüs politikası,

Bir bakıyorsunuz Ortadoğu stratejileri…

İnsan ister istemez düşünüyor:

“Bu politikaları Pentagon mu yazıyor, yoksa bir kilise toplantısında mı karar veriliyor?”

Tabii burada hemen şu gerçeği de bilmek lazım.

ABD’de Evanjelikler güçlü ama “Dünyayı gizli bir düğmeyle yönetiyorlar” demek de Hollywood senaryosu olur.

Kesin olan şu var:

Amerikan siyasetinde en etkili baskı gruplarından biri oldukları inkâr edilemez.

Bir siyasetçinin seçim kazanması için bazen ekonomiden çok dua desteği gerekiyor.

Hatta Amerikan siyasetinde şöyle bir espri dilden dile dolaşır:

“Beyaz Saray’a giden iki yol vardır:

Biri kampanya otobüsü…

Diğeri kilise kürsüsü.”

Oval Ofis’teki ayin tartışması bize şunu anlatıyor, anlayana tabi:

Dünya siyasetinde herkes laikliği savunur…

Ama çoğu kendi seçmeninin inancına kadar laik.

Gerisi biraz esnek.

Sonuçta şu tablo ortaya çıkıyor:

Bir ülkede din siyasete karışınca “Tehlike”

Başka bir ülkede karışınca “Değerler”

Yani mesele din değil.

Adres.

Şu soruyu da sormadan olmuyor:

“Eğer bugün Oval Ofis’te ayin yapılabiliyorsa,

Yarın Pentagon’da vaftiz töreni görürsek şaşıralım mı?”

(*)Evanjelik:

Hristiyanlığın özellikle Protestanlık içinde yer alan bir akımını ifade eder.

Kelime kökeni Yunanca “Evangelion” (iyi haber, müjde) kelimesinden gelir.

Bu “İyi haber”, Hristiyan inancına göre “İsa’nın insanlığı kurtardığı müjdesidir.”

Evanjelik hareketi tanımlayan birkaç temel inançları var:

Kutsal Kitap’ın mutlak otoritesi,

İncil’in Tanrı’nın sözü olduğuna ve hayatın her alanında rehber olması gerektiği…

Bir kişinin bilinçli şekilde İsa’ya inanıp, ruhsal olarak “Yeniden doğması” gerektiğini savunuyorlar.

Kurtuluşun sadece İsa’ya imanla mümkün olduğuna inanıyorlar.

İncil’in mesajını başkalarına anlatmayı (misyonerlik) çok önemli görüyorlar.

Evanjelikler özellikle şu coğrafyada güçlüler:

Amerika Birleşik Devletleri

Latin Amerika

Afrika’nın bazı bölgelerinde

ABD’de nüfusun yaklaşık %25 civarında bir kesimi Evanjelik olarak tanımlanır.

ABD’de Evanjelik seçmenlerin özellikle Cumhuriyetçi Parti üzerinde oldukça etkili olduğu bilinir.

Bu yüzden siyasetçiler onların desteğini almaya çalışır.

Örneğin:

Donald Trump ve George W. Bush seçim kampanyalarında Evanjelik tabandan çok güçlü destek almış liderler olarak bilinir.

Bazı Evanjelik gruplar, İncil’deki kehanetlere dayanarak:

“İsrail’in güçlü olmasını” ve “Kudüs’ün İsrail’in başkenti olmasını” teolojik açıdan önemli görürler.

Bu nedenle;

Amerikan dış politikasındaki bazı kararlarla bağlantıları sık sık tartışılır.

FÜZELER

Elime şöyle bir liste geçti.

Burada devletlerin ellerindeki füzelerin sayısı veriliyordu.

Belki siz de rastlamışsınızdır böyle bir habere.

Haber şöyleydi:

“Stockholm International Peace Research Institute” (SIPRI) verilerine göre balistik füze envanterine sahip ülkeler ve tahmini füze sayıları şu şekilde sıralanıyor:

Çin: 3100 Füze

Rusya: 1400 Füze

Amerika Birleşik Devletleri: 1300 Füze

Kuzey Kore: 1000 Füze

İsrail: 850 Füze

İran: 800 Füze

Türkiye: 322 Füze

Güney Kore: 190 Füze

Mısır: 190 Füze

Yunanistan: 165 Füze

Pakistan: 126 Füze

Belarus: 98 Füze

Hindistan: 80 Füze

Birleşik Krallık: 64 Füze

Fransa: 64 Füze

Suudi Arabistan: 40 Füze

Vietnam: 24 Füze

Irak: 18 Füze

Yemen: 18 Füze

Romanya: 16 Füze

Türkmenistan: 16 Füze

Ermenistan: 16 Füze

Bahreyn: 9 Füze

Birleşik Arap Emirlikleri: 6 Füze

Slovakya: 6 Füze

Azerbaycan: 4 Füze

Libya: 3 Füze

Haber devam ediyor:

Türkiye’nin füze kapasitesi yalnızca balistik sistemlerle sınırlı değil.

Kara, deniz ve hava savunma alanlarında geliştirilen çok sayıda yerli füze sistemi de aktif olarak kullanılıyor.

Kara sistemlerinde kullanılan bazı yerli füzeler:

TAYFUN: 280 kilometrenin üzerinde menzile ulaşabilen balistik füze sistemi.

BORA: Yaklaşık 280 kilometre menzilli balistik füze.

TRG-300 Kaplan: 30-120 kilometre menzilli roket sistemi.

TRG-230: 20-70 kilometre menzilli hassas vuruş kabiliyeti olan füze.

TRG-122: 18-30 kilometre menzilli roket sistemi.

TRG-107: Kısa menzilli roket sistemi.

TRLG-230: Lazer güdümlü topçu füzesi.

KARA ATMACA: 280 kilometre menzilli kara hedeflerine karşı kullanılan seyir füzesi.

Deniz ve kıyı savunmasında kullanılan bazı sistemler:

ATMACA: 250 kilometre menzilli gemisavar seyir füzesi.

ÇAKIR: 100 kilometre üzeri menzile sahip yeni nesil seyir füzesi.

TEMREN: 8 kilometre menzilli tanksavar füze sistemi.

AKYA: 50 kilometre menzilli ağır sınıf torpido.

ORKA: 15 kilometre menzilli hafif torpido.

Hava savunma sistemlerinde kullanılan füzeler:

SİPER Ürün-1: 100 kilometre menzilli hava savunma füzesi.

SİPER Ürün-2: 150 kilometre üzeri menzile sahip gelişmiş versiyon.

HİSAR-A+: 15 kilometre menzilli kısa menzilli hava savunma sistemi.

HİSAR-O: 25 kilometre menzilli orta menzilli hava savunma sistemi.

SUNGUR: Omuzdan atılabilen kısa menzilli hava savunma füzesi.

LEVENT: Deniz platformlarında kullanılan hava savunma sistemi.

Türkiye'nin aktif olarak kullanılan balistik füze sistemleri bulunuyor.

Özellikle yerli savunma sanayisinin gelişmesiyle Türkiye bu alanda önemli projeler geliştirdi.

Türkiye'nin aktif balistik füze sistemleri arasında Bora ve Tayfun öne çıkıyor:

BORA: Yaklaşık 280 kilometre menzile sahip balistik füze sistemi. Parçacık etkili harp başlığı taşıyabiliyor ve komuta merkezleri, radar sistemleri ve lojistik üsler gibi stratejik hedeflere karşı kullanılabiliyor.

TAYFUN: Türkiye'nin en uzun menzilli balistik füzesi olarak biliniyor. Testlerde 561 kilometre menzile ulaştığı açıklandı. Roketsan tarafından geliştirilen sistem hipersonik hızlara ulaşabiliyor ve gelişmiş hedef vurma kabiliyetine sahip.

Tüm bu bilgileri doğrulamak amacıyla Yapay Zekâya yolladım ve sordum:

“Bunlar doğru bilgiler mi?”

İşte verdiği cevap:

“Türkiye ayrıca kara, deniz ve hava savunmasında kullanılan çok sayıda yerli füze sistemi geliştiriyor. Savunma sanayisinde yapılan yatırımlar sayesinde füze teknolojilerinde önemli ilerlemeler kaydedildi.

Kısaca söyleyeyim:

Paylaştığınız liste tamamen uydurma değil, fakat iki önemli sorun var:

1-Bu rakamlar SIPRI’nin resmi tablosu değil, büyük ihtimalle bazı haber sitelerinin yaptığı tahmini bir derleme.

2-“Balistik füze sayısı” diye verilen rakamlar çoğu ülkede kesin olarak bilinmez. Bu bilgiler genellikle uydu görüntüsü, test sayısı, üretim kapasitesi ve askeri analizlerden çıkarılan tahminlerdir. Yani bu tür listelerdeki sayılar ±%30-50 hata payı içerebilir. Çünkü hiçbir ülke gerçek füze envanterini açıklamaz.

Yine de verdiğiniz liste, bazı medya kaynaklarında gerçekten bu şekilde yayıldı ve şu tahmini sıralamayı içeriyor” dedi.

“Peki sen söyle o zaman bakalım devletlerin füze sayılarını?” diye sordum işte cevabı:

Tahmini balistik füze envanteri:

Çin: ~3100

Rusya: ~1400

ABD: ~1300

Kuzey Kore: ~1000

İsrail: ~850

İran: ~800

Türkiye: ~322

Güney Kore: ~190

Mısır: ~190

Yunanistan: ~165

Pakistan: ~126

Belarus: ~98

Hindistan: ~80

Birleşik Krallık: ~64

Fransa: ~64

Suudi Arabistan: ~40

Vietnam: ~24

Irak: ~18

Yemen: ~18

Romanya: ~16

Türkmenistan: ~16

Ermenistan: ~16

Bahreyn: ~9

BAE: ~6

Slovakya: ~6

Azerbaycan: ~4

Libya: ~3

Bu sayıları verdikten sonra yazısına şunu ekledi:

“Ama burada önemli bir problem var

Bu liste balistik füze sayısı açısından askeri analistlere göre tam güvenilir değil.”

Özellikle şu ülkelerde ciddi tartışma var:

1-Kuzey Kore

1000 balistik füze tahmini çok yüksek olabilir. Çoğu analiz: 250-600 arası diyor.

2-İsrail

850 balistik füze sayısı çok tartışmalı.

Çoğu stratejik analiz: 100-300 arası Jericho füzesinden bahsediyor.

3-Hindistan

80 çok düşük. Gerçekte Agni ve Prithvi serileriyle birkaç yüz olduğu tahmin ediliyor.

4-Türkiye

322 sayısı da kesin değil. BORA, J-600T, TAYFUN gibi sistemler dahil edilince yapılan bir tahmin.

Gerçek askeri analizlere göre daha makul sıralama (yaklaşık) yapılırsa çoğunlukla şöyle bir tablo çıkar:

Çin

Rusya

ABD

Kuzey Kore

İran

İsrail

Hindistan

Pakistan

Türkiye

Güney Kore

Türkiye’nin elinde kesin olarak bilinen balistik sistemler:

BORA: ~280 km

TAYFUN: ~560 km

J-600T Yıldırım: 150-300 km

Ancak haberde verilen listedeki:

TRG-230

TRG-300

TRG-122

Bunlar balistik füze değil, çok namlulu roket sistemi (MLRS) sayılır.

Yani liste biraz “Roket + Balistik + Seyir füzesi” karıştırılarak hazırlanmış.

Balistik füze sayıları dünyada en gizli tutulan askeri verilerden biridir.

Bu yüzden neredeyse bütün sayılar tahmindir.

“Yapay Zeka” böyle diyor.

Ve bana sordu: “Sana ‘Dünyanın en uzun menzilli balistik füzeleri’ sıralamasını yapayım mı?”

“Yap” dedim, işte o listesi:

Balistik füzeler konusunda en dikkat çekici karşılaştırmalardan biri menzildir.

Çünkü bir füzenin gerçek stratejik gücü çoğu zaman kaç tane olduğundan çok, ne kadar uzağa ulaşabildiğiyle ölçülür.

İşte dünyanın o füzeleri:

1- RS-28 Sarmat: Rusya

Menzil: yaklaşık 18.000 km

NATO adı: Satan II

Birden fazla nükleer başlık taşıyabiliyor.

Dünya üzerindeki hemen her noktaya ulaşabilecek kapasitede.

2- DF-41: Çin

Menzil: 12.000-15.000 km

10’a kadar bağımsız nükleer başlık taşıyabiliyor. Çin’in en güçlü stratejik füzesi.

3- Minuteman III: ABD

Menzil: 13.000 km

ABD’nin kara konuşlu nükleer caydırıcılığının temel unsuru.

4- Hwasong-17: Kuzey Kore

Menzil: 13.000 km civarı

ABD kıtasına ulaşabilecek kapasitede olduğu düşünülüyor.

5- Agni-V: Hindistan

Menzil: 5.000-8.000 km

Hindistan’ın kıtalararası sınıra yaklaşan ilk füze sistemi.

6- Jericho III: İsrail

Menzil: 4.800-6.500 km

İsrail’in stratejik nükleer caydırıcılığının parçası.

7- Sejjil: İran

Menzil: 2.000-2.500 km

Katı yakıtlı ve hızlı hazırlanabilen bir sistem.

Türkiye'nin en uzun menzilli balistik füzesi Roketsan tarafından yapılmış olan TAYFUN olup, menzili: 561 km dir.

Henüz seri üretim ve nihai menzil konusunda kesin bilgi yok.

Türkiye’nin diğer önemli balistik sistemi olan BORA’nın menzili ise 280 km dir.