KAPLAN
Bir gün bir kaplan uyandığında kendini canavar gibi hissetmiş. Hatta kendini öyle iyi hissetmiş ki, bir küçük maymunu köşeye sıkıştırmış ve ona gürlemiş:
"Ormandaki hayvanların en güçlüsü kim!?!"
Ve zavallı tir tir titreyen maymun cevap vermiş:
"Sizsiniz tabii ki, sizden güçlüsü yok."
Kısa bir süre sonra, kaplan bir geyiğe rastlamış ve kükremiş:
"Ormandaki hayvanların en büyüğü ve en güçlüsü kim?"
Geyik öyle çok titriyormuş ki kekeleyerek:
"Eee şee şeyyyy! Büü büüü yüüüük kaa kaaa kaplan, siz ormandaki en güçlü hayvansınız." demiş.
Kaplan hızını almışken, sessizce ot yiyen bir file caka atmaya başlamış ve en yüksek sesiyle gürlemiş:
"Ormandaki hayvanların en güçlüsü kim ulan!?"
Fil hiç sesini çıkarmadan hortumuyla kaplanı yakaladığı gibi havaya kaldırmış, yere vurmuş, tekrar kaldırmış ve kaplan portakal ve kömür renkli bulanık bir görüntü halini alana kadar silkelemiş, sonunda onu şiddetle yakındaki bir ağaca fırlatmış.
Kaplan sendeleyerek ayaklarının üzerinde doğrulmuş, file bakmış ve:
"Yahu kardeşim, sırf cevabı bilmiyorsun diye bu kadar sinirlenmene gerek yok!" demiş ve eklemiş, “Bilmiyorsan bilmiyorum de…”
ÜÇ YAŞLI ADAM
Üç yaşlı adam doktorda hafıza testindedirler.
Doktor ilk yaşlı adama sorar:
“Üç kere üç kaç eder?”
“274.”
Doktor üzgün bir şekilde ikinci yaşlı adama döner:
“Şimdi sizin sıranız. Üç kere üç kaç eder?”
“Salı...”
Doktor artık iyice ümitsiz şekilde üçüncü yaşlı adama döner:
“Evet, şimdi de sizin sıranız üç kere üç kaç eder?”
“Dokuz...”
Yanıtını sevinçle karşılayan doktor:
“Bu harika, nasıl buldunuz?”
Üçüncü yaşlı adam sakince:
“Oh, çok kolaydı. Sadece 274 ten salıyı çıkardım!”
80’LİK İHTİYAR
80'lik ihtiyar 20 yaşındaki kıza aşık olur ve evlenirler.
Küçük kasabada büyük olay yaratan evlilik memnun mesut devam ederken bir yıl sonra ihtiyar karısını doğum yapmak üzere hastaneye getirir.
Herkes şaşkınlık içindedir.
Derken hemşire gelip adamı tebrik eder:
“Bu mükemmel bir şey! Bu yaşta bunu nasıl başardınız?”
“Eee... Motoru sıcak tutacaksın kızım!”
Ertesi yıl 80'lik ihtiyarın genç karısı tekrar hamile kalır ve yine aynı hastaneye gelirler.
Hemşire yine büyük bir şaşkınlık içinde:
“Tebrik ederim, bu olağanüstü bir şey!”
Deyince ihtiyar kıs kıs güler:
“Sana söyledim. Motoru sıcak tutacaksın!”
Bir sonraki yıl, ihtiyarın genç karısı yine hamiledir ve karısı doğumhanede iken gelen hemşire ihtiyara:
“Vay be ne motormuş be!” der.
İhtiyar:
“Dedim ya sana, motoru sıcak tutacaksın” diye yanıt verince hemşire atılır:
“Eh artık yağı değiştirsen iyi olacak. Bu defaki zenci!...”
YAŞLI KADIN
Hayli yaşlı kadın alışveriş merkezinde arabasını nereye park ettiğini unutmuş, o kattaki güvenlik görevlilerinden biri onun telaşlı halini görüp:
“Bir şey mi var?” diye sorunca:
“Arabamı bulamıyorum” demiş yaşlı kadın heyecanla.
Yardımcı olmak için:
“Ne marka idi?” diye sormuş görevli.
Yaşlı kadın görevliye bakmış, bakmış:
“Rica etsem” demiş, “Bana biraz marka sayabilir misiniz?”
TEMEL VE TAVUKLAR
Temel tavukçuluk yapmaya karar vermiş ve şehirden 1000 tane tavuk almış.
Köyüne gelmiş ve bunları bacaklarından toprağa gömmüş ve sulamış.
Ancak 2 gün sonra bir bakmış ki tavukların hepsi ölmüş.
Bu duruma çok kızan ve ne yapacağını bilemeyen Temel, hemen ildeki ziraat odasına durumu anlatan bir yazı yazmış. Yazıda tavukları toprağa ayaklarından gömdüğünü ancak tavuklarının öldüğünü yazmış.
2 gün sonra yanıt gelmiş:
“Yazdığınız mektup elimize ulaştı. Durumu anladık ancak daha iyi bir araştırma için lütfen topraktan örnek yollayınız...”
BEN KİMİM?
Temel trafik polisi, kuralları ihlal eden bir milletvekilinin otomobilini durdurmuş, ceza yazacak.
Milletvekilinden o meşhur laf:
"Sen benim kim olduğumu biliyor musun?"
Temel telsizine sarılmış:
"Amirim, birisini çevirdim. Adam kim olduğunu bilmiyor, bana soruyor!"
SEVGİ SÖZCÜKLERİ
Genç adam yaşlı karı-kocanın evlerine misafir olur.
75 yaşındaki amca karısından bir fincan daha çay isterken:
"Çiçeğim, bir bardak daha verir misin?" der, sonra da: "Peteğim, şekersiz lütfen" diye ekler.
Kendisine 65 yaşındaki tatlı karısının getirdiği tavşankanı çayı alırken de:
"Bebeğim, sana çok zahmet oldu" diye ekler.
Genç adam, yaşlı amcanın karısına kullandığı sevgi sözcüklerinden çok etkilenir:
"Amcacığım, kaç yıllık evlisiniz?" diye sorar.
Yaşlı ama dinç adam:
"40 seneyi geçti evladım” der.
Genç adam:
"Vallahi maşallah, Allah muhabbetinizi arttırsın. Sürekli çiçeğim, peteğim, bebeğim gibi güzel sözlerle hitap ediyorsunuz galiba"
Yanakları pembeleşmiş teyze:
"Doğru, bir kaç yıldır hep bana böyle hitap ediyor" deyip mutfağa doğru yöneldiğinde yaşlı amca genç adamın kulağına doğru eğilerek:
"Şiişşt, çaktırma, 2 sene önce adını unuttum, hala hatırlayamıyorum".
EŞEK DAVASI
Adamın biri kavga ettiği birine eşek demekten mahkemelik olmuş, sonuçta küçük bir ceza almış.
Tam duruşmanın sonunda hâkime sormuş:
“Efendim gördük ki bir beyefendiye eşek demek suç imiş, pekâlâ bir eşeğe beyefendi demek suç mudur?”
Hâkim cevap vermiş:
“Hayır değildir.”
Davalı, davacıya dönmüş ve:
“Saygılar beyefendi Saygılar!” demiş.
AB SINAVI
AB’ye almak için ülke temsilcilerini sınava tabi tutuyorlar.
Birinci temsilciye soruyorlar:
"İlk atom bombası ne zaman atıldı?"
"1945 yılında...”
"Tamam bildiniz, içeri buyurun”
İkinci temsilciye soruyorlar:
"İlk atom bombası nereye atıldı?"
"Hiroşima'ya…”
"Tamam siz de bildiniz, içeri buyurun.”
Sıra Türk Temsilcisine gelmiştir:
"Atom bombasının atıldığı Hiroşima'da kaç kişi öldü ve ölenlerin isimlerini alfabetik sırayla söyleyiniz...”
GENÇ DEVE
Genç deve annesine sormuş:
"Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?"
Anne cevap vermiş:
“Çölde kuma batmamak için..."
Genç deve tekrar sormuş:
“Peki kirpiklerimiz niye bu kadar gür?"
Anne tekrar cevap vermiş:
“Çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye..."
Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:
“Bizim niye hörgüçlerimiz var?"
Anne deve sabırla yanıtlamış:
“Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için suyu hörgüçlerimizde depolarız."
Sonunda dayanamayan genç deve sormuş:
"Peki anne… Biz Hayvanat Bahçesinde ne arıyoruz?"
EĞİTİMDE SORU
Komutan; eğitimde erlere sormuş:
“Bir ciple çölde gidiyorsunuz ve yukardan düşman uçağı sizi bombalıyor siz ne yaparsınız?”
İdris:
“Ben cipi durdurup altına girerim...”
Dursun:
“Ben cipi bırakır ve kaçarım...”
Temel:
“Ben de sağa sinyal verip sola dönerim...”
OTOBÜSTE TELEFON
Temel otobüste cep telefonuyla Dursun ile konuşuyormuş.
Otobüs şoförü Temel'i uyarmış:
"Beyfendi cep telefonuyla konuşmanız yasak!"
Bunun üzerine Temel:
"Dursun benum telefonla konuşmam yasakmuş! Sen konuş ben dinliyrum!"
KOMEDYEN
Komedyenin biri, çakır keyif bir kulübe gitti.
İçerinde hoşlanmadığı birkaç kişiyi görünce yüksek sesle bağırdı:
"Baylar, bayanlar. Sağda oturan birkaç ayı ile solda oturan birkaç maymun hariç hepinizi saygı ile selamlarım..."
İri kıyım bir adam yumruklarını sıkarak ayağa kalktı:
"Bana bak, ben ayı değilim."
Komedyen tavrını bozmadan konuştu:
"Peki, o halde öbür tarafa geç..."
MUMLU İNFAZ
Amerikalının biri geri kalmış bir ülkede hapishaneye gitmiş.
Bu sırada hücrelerden birinden sesler yükselmiş.
Hapishane müdürüne sormuş:
"Bir mahkûmu idam ediyorlar" yanıtını almış.
Amerikalı:
"Vahşice bir infaz bu. Biz mahkûmu elektrik sandalyesine oturturuz"
deyince hapishane müdürü gülmüş:
"Bizim kasabaya elektrik gelmediği için biz o işi mumla yapıyoruz"
PAPAĞAN
Kadının biri bir petshop a gider ve:
“Bir papağan almak istiyorum” der.
Petshop sahibi Mehmet:
“Hanımefendi elimde bir tane papağan kaldı fakat bu papağan çok küfürbaz almak istemezsiniz sanırım”
İlla bir papağan sahibi olmak isteyen kadın:
“Hayır almak istiyorum” der ve papağını alır.
Evine geldiğinde bir bakar ki gerçekten papağan kadını her eve geldiğinde:
“Hoşgeldin kaşar” diyerek karşılar.
Buna dayanamayan kadın papağanı alır ve petshopa geri götürür:
“Mehmet Bey, bu papağan gerçekten çok terbiyesiz. Her eve geldiğimde beni ‘hoşgeldin kaşar’ diyerek karşılıyor ve ben buna dayanamıyorum. Papağını geri getirdim ve paramı geri istiyorum.”
Fakat o anda paraya ihtiyacı olan Mehmet Bey:
“Hanımefendi merak etmeyin birkaç gün bana bırakın ben terbiye edeyim daha sonra gelin alın...” der.
Mehmet papağanı alır ve bir çaydanlık su kaynatır:
“Ne diyeceksin lan kadın eve geldiğinde?” diye sorar papağana.
“Hoşgeldin kaşar diyeceğim."
Der demez papağanın kafasını kaynar suyun içine sokar ve tekrar sorar.
Papağan yine aynı yanıtı verir.
Bir olur, iki olur ve papağan işkenceye dayanamaz:
“Hoşgeldiniz hanımefendi diyeceğim” der.
Ertesi gün kadın gelir ve Mehmet Bey kadına papağanı terbiye ettiğini söyler.
Kadın bunu kontrol etmek istediğini söyler ve papağana sorular sormaya başlar:
“Ben eve geldiğimde bana ne diyeceksin?”
“Hoşgeldiniz hanımefendi diyeceğim.”
Kadın çok şaşırır ama emin olmak için devam eder:
“Peki yanımda bir kız arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?”
“Hoşgeldiniz hanımefendiler diyeceğim.”
“Peki yanımda bir erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?”
“Hoşgeldiniz beyefendi diyeceğim.”
Kadın papağanı şaşırtmak için tekrar sorar:
“Peki yanımda 3 erkek arkadaşımı getirirsem ne diyeceksin?”
Papağan biraz duraksar ve cevap verir:
“Oğlum Mehmet suyu kaynat lan! Bu kadın harbiden kaşar!”
TELAŞ YOK!
Temel hayvanat bahçesinde bir kafese dalmış. “Hoop, Orası aslan kafesi!” diye bağırmışlar.
Temel geri dönmüş:
“Ne telaş yapaysinuz? Sanki aslanunuzu yeduk!”