Şehir hayatından bunalan insanımız, çoban olmak vardı diye içinden geçirir. Elektrik, su, doğalgaz, telefon, internet, kira, apartman aidatları, yakıt, benzin parası derken gelirler giderleri karşılamazken beş on koyuna çoban olmak vardı diye herkesin bir özentisi olmuştur. Hatta bağımlısı olduğu şehir donanımları bile sürekli ekonomiyi aşağıya çektiğinden sıkıntı verir insana. Oysa çobanlık zor zanaattır.

Çobanlık herkesin yapabileceği bir iş değildir. Köy yerinde itibarını düşürdüler çobanın ama çobanlık emek kadar zeka da ister insanda. Çobanlıkla hayvan bakıcılığı arasında önemli farklar vardır. Günümüzde hayvan bakıcıları daha çok kapalı sistem büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılan işletmelerde iş yapıyor. Yıl boyu sürekli olarak ahır ile sağım ünitesi arasında gidip gelen hayvanlara bakıyor. Eline verilen programı uyguluyor. Hatta üzerine hayvan pisliği bile değmiyor. Temizlik ve yem dağıtımı yanında sağımın dışında çok fazla işi olmuyor. Bu işlemler de zaten günün tamamını dolduruyor. Gölgede çalışıyor. Çobana göre rahatı beyde yoktur.

Çobanlığı daha çok meraya dayalı hayvancılıkta görüyoruz. Koyun ve keçi yetiştiriciliğinde kış demeden yaz demeden hayvanların peşinde o dağ senin bu dağ benim gezen, onca yola karşılık bir de sağım işlerini üstlenen çobanlık zor zanaattır. Hayvan yönetiminden anlayan, hayvanın derdini bir bakışta çözebilendir çoban. Önünde ne kadar hayvan varsa hemen hepsinin şeceresini sayabilen çobanlar, aslında oldukça zekidirler. Keçi ve koyunun değerlenmesi çobanlığı bırakmış olanları geri döndürür mü bilinmez ama sonradan çoban olunmaz.

Şimdi öyle koyun-keçi çobanları var ki, görülmeye değer. Son model cep telefonu, elinde şemsiye güneş çarpmasın diye, boynunda radyo, kulaklarında kulaklık, çağdaş dünyanın bütün nimetlerinden yararlanabiliyor. Özenilmeyecek gibi de değil. Eskiden bir torba ve torbanın içinde yarım ekmek, iki dilim peynir, bir şişe de ayran yetiyordu. Nasıl olsa hayvanların erek yerinde bir çeşme başında karnını doyuracak. Mevsimine göre soğan, domates gibi sebzeler de sofrasına zenginlik katıyordu. Şimdi bunları taşımaya, boşuna hamallık yapmaya gerek yok. Cepten alo deyince mevkiini söylemek yeterli. Tost, hamburger, ekmek arası köfte hemen ayağına gelsin. Ya da eve telefon et, çocuklar getirsin.

Çekirdekten yetişme çoban bulma imkânları gittikçe daralıyor. Hiçbir çoban çocuklarının bu mesleği seçmelerine izin vermiyor. Köyde hiç kimse çobana kız vermiyor. Afganistan’dan, Suriye’den gelen çobanlar olmasa koyunu keçiyi güdecek adam yok.

Daha önce 300 koyun projesiyle gençler çoban yapılmak istendi ama tutmadı. Geçenlerde yeni bir kampanya başlatıldı. Bu defa 100 koyun. Başka destekler de var. İşe yarar mı? Elbette hayır. Kendi koyununu güdemezken millet bu proje zor tutar. Hem et açığını kapatmada devede kulak kalır. 150 bin koyun 200 bin kuzu yapar. Hepsini kessen memlekette cumartesi günü yenen eti karşılamaz.