2017 yılında bundan dokuz sene önce Amerika’nın gelmiş geçmiş en yaşlı başkanı oldu. Gerçi kendinden sonra daha yaşlısı geldi ama bu gidişle Biden’ın yaş rekorunu da kırar ölmezse. Çünkü en fazla iki dönem yasasını değiştirmeyi sıklıkla dile getiriyor. 2017 yılında koltuğuna oturur oturmaz ortalığı toz duman etmişti. Şimdi daha deneyimli bir şekilde toz duman etmeye devam ediyor. Dokuz sene önce tehdit ettiği ülkeler bir arpa boyu yol almamış. İyimser olacak tutulur hiçbir tarafı yok.
Trump Alman kökenli bir ailenin çocuğu. Almanların ne kadar ırkçı olduklarını hemen herkes bilir. Dürüstlükleri konusunda ellerine su dökülmez Almanların ama bu aile biraz başka görünüyor.
Trump’un dedesi onaltı yaşında Amerika’ya gelir. Berberlik yaparken Kanada’da altın bulur ve işletmeye başlar. Aynı zamanda, altın arayanlara kılavuzluk da yapar. Bir ara genelev işletir. Kerana patronluğunda memleketin bir numarası olur.
Dedenin düzenbazlıkta sınır tanımadığını herkes bilir. Askerlik yapmamak ve vergi vermemek için Almanya’ya gider, ancak Almanya’ya kabul edilmeyince tekrar geri döner. Genç yaşta vefat edince, hanımı ve oğlu şirket kurarlar ve özellikle ikinci dünya savaşından sonra işlerini büyütürler.
Donald Trump’un babası annesiyle birlikte şirketle orduya çok iş yaparlar ve servetlerine servet katarlar. Sosyal alanda da etkilidirler. Siyahî karşıtı örgütlerin eylemlerine katılırlar. Trump’un doğumu ikinci dünya savaşı sonrasına denk gelir. Annesi İskoç asıllıdır. Baba alman, anne İskoç olduğu halde ırkçı bir aile ortamında yetişir.
Trump liseye giderken müzik öğretmenini döver. Bunun üzerine askeri liseye verilir. Ancak hayali film yapmak olduğu için subaylıktan vazgeçer. Vietnam Savaşı'na ayağında topuk iğnesi olduğu gerekçesiyle katılmaz. Dedesi gibi askerlikten kaçar.
Yetmişli yılların başında babasının şirketinin başına geçer ve şirketin iş alanlarını ve merkezini değiştirir. Hyatt Otelleri'nin sahibi ile ortak olur. Hem bu ortaklığı, hem de vergi vermemek için belediye ile yaptığı 40 yıllık anlaşma onun ilk başarısıdır. Şeytanın aklına gelmeyen hileleri vardır. Ardından mağazalar, plazalar, gökdelenler, yap-sat inşaatlar, şirketi uçurur. Milyarlarca dolarlık projelerin üstesinden gelir.
Televizyonda şov programları yapar ve tüm Amerika tarafından tanınmaya başlar. Güzellik yarışmaları organize eden şirketlerden hisse satın alır. Evlilikleri de bu çevrede gerçekleşmiştir. Önce Çek modelle, sonra bir aktris ile en sonunda şimdiki hanımı Slovenyalı model ile evlenir.
Seksenli yıllarda siyasetle ilgilenmeye başlar. Hollywood kökenli Reagan’ın destekleyerek siyaset sahnesine adım atar. İki binli yılların başlarında siyasete iyice ısınmıştır artık. Daha o yıllarda başkanlığa aday olacağını dillendirmeye başlar. On yıl içerisinde altı defa cumhuriyetçi, dört defa da demokrat adaylara destek verir. Bizdeki fırıldakların kat be kat üzerinde bir karaktere sahip olduğunu gösterir. 2011 yılından sonra sadece cumhuriyetçilere destek vermeye başlar. Bir iki defa başkan adaylığı için girişimlerde bulunur ama daha sonra vazgeçer.
İkinci döneminde dünyanın başını ağrıtıyor. Grönland adasını almak istemesi, Kanada’yı ülke olarak görmemesi, Moduro’yu yatağından alması orta doğuyu kan gölüne çevirmesi neler yapacağını gösteriyor. Epstein meselesinde yüzü bile kızarmadı. Bu da daha neler yapabileceğini gösteriyor.