ÇAKMAK

Yaşlı adam cebinden altın kaplamalı çakmağını çıkarır:

“Bu çakmağı, servetiniz karşılığında satın almanızı teklif ediyorum.”

Zengin adam şaşırır:

“Bu basit çakmağın karşılığında servetimi mi istiyorsun? Çıldırdın mı sen!”

Yaşlı adam çakmağı çakar, cin çıkar:

“Buyrun bayım, benden ne istersiniz?”

Yaşlı adam:

“Bana bir çay getir.”

Masada çay belirir.

Zengin adam hemen çakmağı satın alır.

Eve gidince cin çıkar:

“Buyrun bayım, benden ne istersiniz?”

Adam heyecanla:

“Bana servetimi geri getir, uçak, yat ve sarışın bir afet istiyorum.”

Cin üzülerek:

“Özür dilerim bayım… Ben yalnız çay ve kahve yapmasını bilirim.”

ASANSÖR

Temel ve oğlu İstanbul’da bir otelde asansörü görür.

Kapılar kapanır, 150 kiloluk şişman bir kadın girer.

Numaralar yükselir, sonra düşer.

Kapılar açıldığında içinden genç, seksi bir sarışın çıkar.

Temel hayranlıkla oğluna döner:

“Ula uşağum… Hemen git ananı köyden al ve buraya cetur.”

VERGİ DAİRESİ

Adam vergi dairesine çağrılır, ne giyeceğini müşavirine sorar.

Mali müşavir:

“En eski elbiselerini giy, yoksul görün.”

Avukatına sorar.

Avukat:

“En pahalı elbiseni giy, güven ver.”

Adam tatmin olmaz, filozof arkadaşına sorar.

Filozof bir hikâye anlatır:

“Bir gelin zifaf gecesi ne giyeceğini sorar. Biri kapalı gecelik der, diğeri şeffaf der. Ama sonuç değişmez.”

Adam sorar:

“Vergi dairesiyle bunun ne ilgisi var?”

Filozof gülerek:

“Ne giyersen giy, başına gelecek şey aynıdır.”

PAPAĞAN

Hırsız gece bir eve girer.

Karanlıkta bir ses duyar:

“İsa seni izliyor!”

Şaşkınlıkla etrafa bakar, tekrar ses gelir:

“İsa seni izliyor!”

Feneri çevirir, bir papağan görür.

“Bunu sen mi söyledin? Adın ne?”

Papağan:

“Evet, adım Musa.”

Hırsız güler:

“Musa mı? Hangi salak bir papağana Musa adını koyar ki?”

Papağan cevaplar:

“Bilmiyorum. Tahminimce arkanda duran Dobermana ‘İsa’ adını veren salak olabilir.”

İYİLİK YAP

Temel boğulan bir adamı kurtarır.

Sonra tekrar denize atar.

Dursun sorar:

“Uy ne yaptun da?”

Temel:

“Dedemin lafidur… İyiluk yap, denize at.”

AV SEZONU

Temel doktora:

“Haçan ava gittiğimde canım Fadime’yi istiyor. Ne yapayım?”

Doktor Temel’e tavsiye vermiş:

“Avdayken, Fadime’yi canın çekince bir el ateş et, o da yanına gelsin.”

Aradan aylar geçmiş.

Temel şehre indiğinde doktora rastlamış, doktor sonucu sorunca da anlatmış:

“Sorma doktor, baştan çok iyi idi. Fakat av mevsimi başladığından bu yana Fadime kötü yola düştü…”

PİSLİK

Trende Temel’in karşısındaki adam sürekli bakıp şöyle der:

“Pislikkk…”

Temel şaşırır, eve gidip Fadime’ye anlatır.

Ertesi gün aynı adam yine karşısına çıkar ve bu kez:

“Dedikoducu pislikkk…”

KARlŞTIRIRSIN

Adam lokantanın adresini sorar:

“Pardon, Karadeniz Lokantası nerededir?”

Bakkal:

“Uşağum, buradan dümdüz 50 km gideceksun. Sağdaki Shell’i görünce U dönüşü yapıp 15 km geri geleceksun.”

Adam şaşırır:

“Peki 35 km gidip sola dönsem daha iyi olmaz mı?”

Bakkal gülerek:

“Karıştırursun…”

ZEHİR

Eczacı Temel akşam saatlerinde Dursun’un kapısını çalmış:

“Ne oldu Temel, nedir telaşın?”

“Sorma be Dursun. Ben bugün sana ‘mide ilacı’ veriyorum diye yanlışlıkla ‘fare zehiri’ vermişim.”

“Eyvaaaah! Ne olacak şimdi?”

“Ne mi olacak? Beş milyon daha vereceksin!”

TAKTİK

Dursun sorar:

“Yav Temel, neden millete AIDS oldum diyorsun? Halbuki sen kansersin…”

Temel:

“Yahu Tursun, öyle de öleceğiz, böyle de öleceğiz… Bari karıyı sağlama alayım dedim.”

BU SEFER

Karı koca yine kavga ederler ve kadın annesini hararetle arayıp,

-“Anne artık dayanamıyorum yine kavga ettik. Ben çantamı alıp size geliyorum” der.

Annesi hiç düşünmeden cevaplar:

-“Hayır kızım… Kocan bu sefer hatasının bedelini ödeyecek. Çünkü ben sizinle yaşamaya geliyorum.”

YUMURTALAR

Yeni evlenen mutlu çift odalarına çekilirler. Damat bey yeni karısına:

-“Senden bana söz vermeni istiyorum. Başucumda duran bu komodinin ilk çekmecesini hiç açmayacaksın ve bana da hiç bir zaman bunu sormayacaksın.”

Karısı “Tamam” diyerek söz vermiş.

Aradan 10 yıl geçmiş.

Kadın meraktan çıldırıyormuş.

Artık dayanamamış ve verdiği sözü çiğneyerek çekmeceyi açmaya karar vermiş.

Çekmeceyi açınca ne görsün?

İçinde 3 yumurta ve 750 Dolar var.

Kocası akşam işte geldiğinde ona, merakını yenemediğini anlatmış ve bunların ne olduğunu sormuş.

Adam, “Madem gördün bende sana açıklayayım o zaman!” diyerek anlatmaya başlamış:

-“Evlendiğimiz gün kendi kendime karar verdim. Eğer bir gün seni aldatırsam, her aldattığıma karşılık çekmeceye bir yumurta koyacaktım.”

Kadın kocasının 3 kaçamağını affetmiş ve tekrar sormuş: “Peki o 750 Dolar ne?”

Adam: “Yumurtalar çekmeceye sığmayınca onları satıp dolar aldım…”

BİLET!

Temel otobüsün kapısına yanaşır.

İçeride bulunan şoföre:

-“Affedersiniz bütün bilet gişeleri kapanmış, eğer sizce bir sakıncası yoksa biletimi son duraktan alabilir miyim?”

Şoför cevap vermiş;

-“Biletsiz binmeniz mümkün değil. Yolculara sorun bakalım.”

Temel otobüsten içeri girer ve bağırmaya başlar:

-“Ağabeylerim, ablalarım… Biletimi son duraktan alsam olur mu?”

NE YAPARIM?

Baba, gelinlik çağına gelmiş kızını yanına çağırdı:

-“Kızım müjde, geçen gün seni görmeye gelen genç seni benden istedi.”

Kız yapmacık ağlamaya başladı.

-“Ah babacığım… Ben annemsiz ne yaparım?”

Baba zevkle atıldı:

-“Onu da götür kızım, onu da!..”

TALİHSİZ ADAM

İriyarı, külhanbeyi tavırlı bir adam sert adımlarla barın tezgâhına doğru yürümüş.

Orada oturan pısırık adamı iteleyerek tabureye oturmuş.

Adamın önündeki içki kadehini alıp başına dikmiş, sonra elinin tersiyle ağzını silmiş:

“Ne o birader, neden böyle surat asıyorsun, gemilerin mi battı?”

Pısırık adam mutsuz bir şekilde cevap vermiş:

“Sorma, ben çok talihsiz bir adamım.”

İriyarı adam şaşırmış:

“Neden?”

Pısırık adam anlatmaya başlamış:

“Bu sabah karımla kavga ettik, beni evden kovdu. O sinirle işe geç kaldım, patronum bahane arıyordu, beni işten attı. İşten çıktım, yolda araba çarptı. Eve gittim, karımı başka bir erkekle yakaladım. Kendimi öldürmeye karar verdim, tabancayı dayadım alnıma, silah tutukluk yaptı. İple asayım dedim, ip koptu. Doğal gazla öleyim dedim, parasını ödemediğim için gaz kesikti. Sonunda evdeki bütün ilaçları topladım, içki bardağıma koydum… Onu da geldin sen içtin. Of of görüyorsun ne kadar şanssızım.”

ÇEKİLİN!

Bir sarışın, bir kızıl ve bir esmer kız yanmakta olan bir binanın çatısında mahsur kalmışlar.

İtfaiye, hemen olay mahalline gelmiş.

Çatıdan atlayanları tutmak için yanlarında getirdikleri çarşafı tuttuktan sonra, çatıya doğru seslenmişler; “Atlayın!”

Esmer olan kız çatının kenarına kadar gelmiş ve kendisini aşağıya bırakmış.

Tam çarşafa gelirken, itfaiyeciler birden çarşafı kenara çekmişler.

Esmer kız domates salçası gibi yere yapışmış.

İtfaiyeciler tekrar çatıya seslenmiş;

“Hadi atlayın. Yoksa kurtulamayacaksınız!”

Kızıl saçlı aşağıya bağırmış;

“Atlamam. Ya! Çarşafı çekerseniz?”

İtfaiyeciler; “Hayır, çekmeyiz. Biz sadece esmerler için bunu yaparız!”

Bunun üzerine kızıl saçlı da kendisini çatıdan aşağıya bırakmış ama yine aynı şey olmuş.

Kızıl saçlı da elmalı kek gibi yere serilmiş. İtfaiyeciler daha önceki gibi bağırmışlar;

“Atla, atla. Yoksa yanarak öleceksin".

Sarışın; “Kesinlikle atlamam. İki arkadaşım atladığında çarşafı çektiniz. Ben atlarken de çekersiniz"

İtfaiyeciler; “Kesinlikle çekmeyeceğiz. Söz veriyoruz!”

Sarışın kız;

“Bakın, sizin çarşafı çekmeyeceğinize güvenemiyorum. şimdi çarşafı yere bırakın ve etrafından çekilin...!”

RAPOR

Karı-koca tatil günü evde televizyon seyretmekten sıkılmışlar ve yatak odasına geçmeye karar vermişler.

Ama ne mümkün.

7 yaşındaki oğlan evde.

“Oğlum, hadi biraz sokağa çık, gez, oyna!”

“Iıı… ıhhhhh...”

Israr faydasız. Afacanın sokakta gözü yok.

Babası son bir umutla;

-“Öyleyse, annenle biz odamıza geçelim, sen de balkona çık ve etrafta neler olup bitiyor, yüksek sesle bize rapor et!”

Oğlan biraz mızıklanmakla birlikte çaresiz balkona geçmiş.

Anne ve babası da odaya.

Ve afacan canlı yayına başlamış:

-“Şu an bizim sitenin otoparkına yabancı bir araç park etti… Şimdi de tüp arabası sokağa giriş yaptı… Yaşlı bir kadın markete giriyor…”

Kısa bir sessizlik...

Ve rapora devam:

-“Yan komşumuz Ahmet Bey Amca ile karısı Necla Teyze, yatak odasında sizin yaptığınızı yapıyorlar…”

Anne ve babası telaşlanıp toparlanıyorlar ve babası sesleniyor içeriden:

-“Oğlum, nereden çıkardın şimdi bunu?”

 “Hiçç...” diyerek iç çekmiş afacan ve devam etmiş; “Kızları Ayşe, balkona çıkmış rapor veriyor da”

ALMAN VATANDAŞI

Uzun cabalar sonucunda Alman vatandaşlığına kabul edilen genç, babasına sürpriz yapmak için sevinç içinde eve koşmuş:

-“Babaaa… Bak Alman vatandaşıyım artık...”

Birinci kuşak milliyetçilerden olan baba çok sinirlenir:

-“Ulan soysuz, hangi yüzle gider de Alman vatandaşı olursun” diye gürlerken oğlunun suratına bir de Osmanlı tokadı patlatmış.

Oğlan büyük bir acı ile kıvranırken, bu durumu seyreden annesine dönerek;

-“Şu hale bak yaa… Alman vatandaşı olalı bir saat geçmedi Türklerle başım belaya girdi...”

NAYLON TORBA

Ufak tefek yaşlı bir kadın iki plastik torba taşıyarak caddede yürüyormuş.

Torbalardan biri delinmiş ve 20 dolarlıklar havada uçuşmaya başlamış.

Polisin biri kadını durdurup;

"Hanım efendi torbadan paralarınız dökülüyor" demiş.

"Kahretsin! Uyardığınız için sağolun. Ben şimdi dönüp toplarım onları."

"Bir durun bakalım! O kadar para nereden geliyor? Çaldınız mı yoksa?"

"Yok canım! Benim bahçe stadyum parkına bakıyor. Arada sırada oradaki araçlarda parti veriyorlar. O partilerden çıkan adamlar çoğunlukla benim çiçek tarlalarımı tuvalet olarak kullanıyor.

Ben de elektrikli kesiciyle çalıların arkasında bekliyorum. Onlar işlerini görmeye hazırlandığı anda benim kesiciyi çalıştırıp; 'Ya 20 dolar verirsin ya da senin ki uçar gider!' diyorum."

"Vay be!" demiş polis gülerek.

"İyi fikirmiş. Peki öbür torbada ne var?"

Yaşlı hanım cevap vermiş;

“Eee... Hepsi ödemiyor tabii.”

İŞ BULDUM!

Bütün gün işsiz güçsüz gezen adam, bir akşam hoplaya zıplaya neşe içinde eve gelmiş.

Karısı çok şaşırmış:

-“Hayrola kocacığım, çok sevinçlisin?”

-“Tabii sevinirim karıcığım! Sonunda iş buldum!”

-“Ciddi misin? Nasıl bir iş?”

-“Bak böyle bir zamanda bundan güzel iş olamaz. Sabah 10’da başlıyor, akşamüstü 5’e kadar. Fazla mesai yok, hafta sonunda çalışmak yok ve haftada 600 dolar!”

-“İnanılır gibi değil... Kocacığım bu gerçekten harika bir işe benziyor...”

-“Böyle düşüneceğini biliyorum hayatım... Pazartesi başlıyorsun!”