Malum geçim daraldıkça memleket ekonomistten geçilmiyor. Geçimin zor olduğunu hemen herkes görüyor ama işsizliğin artışıyla ilgili gelişmeler çok daha kötü bir seyir izliyor.
Dolar tahminleri, altın tahminleri aldı başın gidiyor. Memleketin ekonomi uzmanı bilinenleri de döviz ve altındaki yükselişe, iktidara yaranmak için başka sebepler uydurmaya çalışıyor. Fiyat artışlarını vurgunculara bağlamaya çalışan yandaşlar pazara çıktıklarında fiyat farkının büyük olduğundan yakınıveriyorlar inandırıcı görünmek için.
Gerek Ziraat Odaları ve gerekse Ticaret Bakanlığı tarla ile tezgâh arasındaki farkın ne kadar büyük olduğunu belirli aralıklarla deklere ediyorlar. Devlet enflasyonla mücadele uydurmasıyla yandaşını zengin edip kendi çiftçisini batırıyor. Üretim maliyetleri artan Türk çiftçisi ithal malların altında eziliyor.
Mevcut ekonomik durumun teknik olarak açıklaması var. Uydurmaya kaydırmaya hiç gerek yok. Bunun adı stagflasyondur.
Resesyon, makroekonomide geleneksel olarak reel gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) iki veya daha fazla çeyrek yıllık dönemde arka arkaya negatif büyüme göstermesi durumudur. Ekonomide durgunluk olarak da adlandırılabilir.
Enflasyon ise bir ülkede alınan mal ve hizmetlerin satın alma fiyatının sürekli olarak artış göstermesi anlamına gelmektedir. Bunu milletimiz yıllardır biliyor zaten.
Stagflasyon, resesyon ile enflasyonun aynı dönemde görüldüğü durumdur. Bu durumda ekonomideki işsizlik oranı artarken fiyatlar da hızla yükselmektedir.
Normalde enflasyon ve işsizlik oranı arasında ters orantı mevcuttur. Biri düşerken diğeri yükselir. Stagflasyon ortamında her ikisi de yükselmektedir.
Ekonomilerde enflasyonun ortaya çıkması, toplam talebin toplam arzı aşacak derecede artması sonucudur. Toplam arz, toplam talepteki artışı karşılayamamaktadır. Üretim talebi karşılamaktan uzaktadır. Böyle durumlarda talep ithalatla karşılanmaktadır. Hemen her alanda üretimin dinamikleri körelmiştir.
Gelişmekte olan ülkelerde, kronikleşmiş bir düşük istihdam görülür. Diğer taraftan personel verimliliği de son derece düşüktür.
Stagflasyon ortamında ise ülke ekonomisi, hem gelişmekte olan ekonominin, hem de gelişmiş ekonominin tepkilerini vermektedir.
Büyüme rakamları sürekli olarak yüksek gösteriliyor. Gerçi seçim malzemesi olarak da kullanıldı. Dağdan akan suyunu yabancı sermayeye teslim eden memlekette kazanan sürekli yabancı sermaye oldu. AVM’ler yabancı firmaların mal ve hizmet sattıkları, yurtiçin de yaratılan kazancı yurtdışına hortumlayan alanlar haline geldi. Bir kahve zinciri şube sayısıyla rekor kırdı.
Son günlerde büyük firmalar, üretimin aktörleri konkordato-iflas antlaşması ilan ediyor. Dışarıdan kontrolsüz bir şekilde giren ürünlere karşı rekabet edemiyor.
İşsizlik artıyor. Üniversite mezunu gençlerimiz iş aramaktan perişan oluyor.
Gıdadan teknolojiye hemen her sektörde yüzlerce mal ve hizmette dışa bağlı hale gelen memlekette, fiyatların artması doğaldır. On yıldır 50 milyar doların üzerinde dış ticaret açığı veren ülkede, paranın değerinin düşmesi maniplasyon değildir.
Memlekette üretimin gayri safi milli hasıla içindeki payı sürekli geriliyor. İhtiyaçlar ithalatla karşılanıyor. Oysa herkes biliyor ki ekonomiyi ayakta tutan üretimdir.