ALLAH RAZI OLSUN
Of’lu hoca Cuma namazında içki içenleri fena azarlıyordu:
-“Paranızı sokağa atıyorsunuz! Kazanan kim? Meyhaneci... En büyük dükkân kimin? Meyhanecinin... En güzel ev kimin? Meyhanecinin... Ya en güzel araba? Meyhanecinin. Bu paraları veren kim? Aha sizin gibi kafasızlar...”
Aradan 2 hafta geçer.
Bir adam koşarak hocanın yanına gelir ve ellerine sarılıp öperek:
-“Allah razı olsun hocam, senin verdiğin içki vaazı sayesinde hayatım kurtuldu...”
Hoca memnun:
-“Aferin… İçkiyi bırakmanın mükâfatını ahrette muhakkak göreceksin oğlum.”
Adam düzeltir:
-“İçkiyi bırakmadım hocam, meyhane açtım.”
SÖZ VERDİM
Üç erkek arkadaş balığa çıkmışlar, aralarında konuşuyorlarmış;
Birincisi:
-“Bugün balığa çıkabilmek için karıma bir hafta içinde bütün evi boyayacağıma dair söz verdim.”
İkincisi:
-“O da bir şey mi, ben bugün balığa çıkabilmek için karıma 1 hafta içinde bütün elektronik eşyaları yenileyeceğime dair söz verdim.”
Üçüncüsünden ses çıkmayınca sormuşlar;
-“Eee?... Sen ne söz verdin bugün balığa çıkabilmek için?”
-“Valla bir söz vermedim… Sabah kalkınca karıma ‘Balığa mı çıkayım, annemlere mi gideriz?’ diye sordum... Cevabı kesin ve net oldu: ‘Üstünü sıkı giyin, balık tutarken üşütürsün’…”
GELİŞME HIZI
Bill Gates Microsoft’un bir seminerinde bilgisayar sektöründeki gelişmenin hızını anlatmak için şöyle bir benzetme yapmış;
-“Eğer Volkswagen firması son 25 yıl içinde bilgisayar sektörü kadar hızlı gelişmiş olsaydı, bugün 500 dolara alacağımız arabalara 25 dolarlık benzin koyup dünya turu atmamız mümkün olacaktı.”
Birkaç gün sonra Volkswagen firmasının bir basın açıklaması yayınlanmış;
“Eğer otomotiv sektörü Bill Gates'in işletim sistemi gibi gelişmiş olsaydı, her alacağımız arabada tek koltuk olacak, diğer koltuklar için ekstra lisans parası ödemek zorunda kalacaktık;
Arabamız sadece bizim ürettiğimiz benzinle çalışacaktı.
Gösterge tablosundaki tüm ikaz ve uyarı ışıkları yerine üzerinde ‘Arabanız Geçersiz Bir İşlem Yürüttü ve Kapatılacaktır’ yazan tek bir lamba olacaktı.
Ayrıca her kazadan sonra arabanın hava yastıkları açılmadan önce bir düğmenin üzerinde ‘Hava Yastıkları Açılacak Emin misiniz?’ diyen bir ışık yanacaktı.”
PARMAK
Karadeniz’de bir marangoz atölyesinde iş kazası olmuş ve bir çalışanın parmağı kopmuş.
İlk yardım derslerinde öğretilenin aynısını yaparak, kopan parmağı bir buz torbası içinde hastaneye yetiştirip cerraha parmağı vermişler.
Parmağı alıp inceleyen cerrah;
-“Parmağın dokuları hala canlı bu çok güzel… Peki, hastamız nerde?”
-“Ne hastası? Onu da mı getirmemiz gerekiyordu?”
PAMUK
Bir Amerikan askeri birliğinde askerler hemoroit olmuş.
Revire gezmeye gelen komutan, her askerin önüne duruyor ve soruyormuş:
-“Merhaba asker, hastalığın nedir?”
-“Komutanım, hemoroidim var”.
-“Tedavi olarak ne yapıyorlar?”
-“İlaçlı pamuk efendim.”
-“Bir arzun var mı asker?”
-“Bir an evvel iyileşip tekrar vazifeme dönmek istiyorum komutanım...”
Komutan herkesin önünde durup aynı soruları sormuş ve hep aynı cevapları alınca memnun olmuş.
Sıra en son sıradaki adama gelmiş. Ona da aynı soruları sormuş;
-“Merhaba asker, hastalığın nedir?”
-“Bademciklerimden rahatsızım efendim”.
-“Öyle mi? Peki ne ilaç kullanıyorlar?”
-“İlaçlı pamuk efendim.”
-“Güzel. Peki, bir isteğin var mı evladım?”
-“Var, efendim. Mümkünse sıra bana gelince pamuğu değiştirsinler.”
NASIL ANLAYAYIM?
Temel ile Dursun plajda dolaşırken kapısında “Çıplaklar kampı” yazan etrafı duvarlar ve tel örgülerle çevrili bir yapıyla karşılaşmışlar.
İçeride ne olduğunu merak etmişler.
Dursun eğilmiş, Temel'de onun sırtına çıkıp yükselmiş içeri bakmış.
Dursun aşağıdan sormuş;
-“İçeride ne var?”
-“İnsanlar…”
-“Kadın mı, Erkek mi?”
-“Nasıl anlayayım. Hiç biri elbise giymemiş ki?”
SELAM
Temel askere gidince mutfakta çalışmaya başlamış.
Fakat mutfağa her girdiğinde buzdolabına selam veriyormuş.
Merak eden komutan sormuş;
-“Niye buzdolabına selam veriyorsun”. Temel cevap vermiş:
-“Üzerinde General Electric yazayi…”
ŞEMSİYE
Bir Amerikalı, bir Rus ve Temel yangın merdiveni olmayan bir otelde kalırken, gece yarısı yangın çıkmış.
Panik içinde yukarı katlara koşmuşlar, ama bir kurtuluş yolu bulamamışlar.
Çaresizlik içinde kalan Amerikalı, odada duran bir şemsiye bulmuş.
“Başka şansım yok!” diyerek şemsiyeyi açıp aşağı atlamış ve onu paraşüt gibi kullanarak sağ salim yere inmiş.
Bunu gören Rus, yandaki odada başka bir şemsiye bulmuş, aynı Amerikalı gibi yaparak şemsiyeyi paraşüt gibi kullanmış ve sağ salim yere inmiş.
O sırada bir karaltı, karanlıkta büyük bir gürültüyle yere çakılır.
Gidip baktıklarında kan revan içinde Temel’i görmüşler.
Amerikalı merakla sormuş;
-“Temel, ne oldu?”
Temel, inleyerek cevap vermiş;
-“Şemsiye bulamadım. Dolapta yağmurluk varmış, onu giyip atladım”
YOKSA!
Temel gemi ile seyahate çıkmış.
Güvertede gezinirken dengesini kaybedince denize düşmüş.
Kendisini gören olmayınca, mecburen yüzmeye başlamış ve bir ıssız adaya çıkmış.
Yıllarca adada tek başına yasamış.
Dört yıl sonra bir kadın denize düşmüş ve aynı adaya çıkmış.
Temel'i görünce, şuh bir pozla;
-“Yıllardır aradığına şimdi kavuşacaksın!” demiş.
Temel sevinçle sormuş;
-“Ula yoksa misir ekmeğimu getirdun?"
SEN SANKİ
Profesör, öğrencileri ile birlikte Karadenizli hastanın yatağının başına gitmiş…
Onlara yeni bir hastalığın belirtilerini öğretecekmiş…
Yatakta bitkin, kendinden yarı geçmiş vaziyetteki hastayı göstererek konuşmaya başlamış:
-“Bakın yüz rengi sarıya yakın… Gözler içeriye doğru çökmüş, o yüzden burun daha sivri görünüyor… En fazla değişik kas yüzümüzdedir… Bakın, kaslar tepki vermediğinden ifade anlamsız... Çene aşağıya sarkmış duruyor…”
Karadenizli hasta da, öğrenciler gibi dikkat kesilmiş dinliyormuş...
Profesör; tam “Bu bir batın sendromu belirtisidir” diyecekken, yerinden zorlukla dikilmeye çalışan hasta konuşmasına fırsat vermemiş…
-“Sen sanki dünya cuzelisun…”
SOYULDUK
Anadolu’nun orta halli bir kasabada 40-50 kadar kişi, yakındaki büyük kente alışverişe gitmiş.
Hayvanlara yüklemişler nohudu, buğdayı; pazarda satıp kumaşlar, tencereler almışlar.
Dönüşte 3 kişi, kervanın yolunu kesmiş, çekmişler silahlarını;
-“Yatın, kıpırdamayın!” diyerek hepsini soyup soğana çevirmişler.
Kafileyi kasabanın girişinde görenler şaşırmışlar ve sormuşlar:
-“Ne oldu size, ne bu haliniz?”
“Soyulduk” yanıtı alanlar yüklenmişler:
-“Kim soydu? Nerede soydu? Kaç kişiydi?”
İçlerinden biri durumu özetlemiş:
-“Onlar 3 kişi beraberdi, biz 40 kişi yalnızdık!”
İYİYDİN
Amiri yeni mezun polisi denemek için ona “İzinsiz gösteri yapan bir topluluk bul ve o kalabalığı dağıt bir görelim...” demiş.
Genç polis epey arayıp yol kenarında bir kalabalığı tespit edince hemen megafonu eline alıp:
-“Dağılın... Size söylüyorum dağılın!” diye bağırmış.
Birkaç kişi hareketlenmiş, “Oradan çekilin diyorum size!” diye sert bir komutla yinelemiş ve miğferini giyip plastik kalkanını da kullanarak kalabalığı ittire ittire dağıtmış ve:
-“Nasıldım?” demiş.
Amiri cevaplamış;
-“İyiydin de, orası otobüs durağıydı..!”
ŞAKA YAPIYORSUNUZ
Adam bankada vezne kuyruğunda beklerken müthiş bir hıçkırık nöbetine tutulmuş.
Sıra kendisine geldiğinde hıçkırmaları daha kötü bir hal almış.
Veznedeki kız elinden bozdurmak istediği çeki almış, bilgisayarında adamın hesabını bulmuş, çeke bakıp; “Bunu size ödeyemem” demiş,
-“Neden?”
-“Yeterli bakiyeniz yok, hesabınızdan biraz önce 5000 dolar çekilmiş.”
“O… Olamaz... Şaka yapıyorsunuz!” demiş adam telaşla,
Vezneci kız gülümseyerek;
-“Evet, yapıyorum. Ama bakın... Hıçkırığınız geçti bile..!”
ANLAŞMA
Dursun bankanın önünde kestane satan arkadaşı Temel’i görmüş.
Hemen yanına yaklaşıp borç istemiş...
Temel asmış suratını;
“Veremem..!”
Dursun sinirlenerek;
“Yahu neden vermiyorsun?..”
“Banka ile anlaşmamız var… Onlar kestane satmıyorlar, ben de borç vermiyorum…”
MERAK ETME
Temel bavulunu denize düşürmüş.
Dursun:
-“Ula Temel, pavulun düşti”
Temel sakin cevap vermiş:
-“Merak etme, anahtarı bendedur.”
İNSAN KAYNAKLARI
Camı açık bir odaya 100 kadar tuğlayı belli şekilde dizili bırakın.
Daha sonra odaya 2 veya 3 aday yollayın ve kapıyı kapatın.
6 saat sonra odaya giderek durumu analiz edin:
1- Eğer tuğlaları sayıyorlarsa;
Muhasebe bölümüne yerleştirin.
2- Eğer tuğlaları tekrardan sayıyorlarsa;
Denetçiler bölümüne yerleştirin.
3- Eğer odanın her yanına tuğla saçmışlarsa;
Mühendisliğe yerleştirin.
4- Eğer tuğlaları garip bir düzende sıralamışlarsa;
Planlama bölümüne yerleştirin.
5- Eğer tuğlaları birbirlerine atıyorlarsa;
Operasyonlar bölümüne yerleştirin.
6- Eğer uyuyorlarsa;
Güvenlik bölümüne yerleştirin.
7- Eğer tuğlaları parçalara ayırmışlarsa;
Bilgi teknolojileri bölümüne yerleştirin.
8- Eğer boş boş oturuyorlarsa;
İnsan kaynakları bölümüne yerleştirin.
9- Eğer bir çok farklı kombinasyon denediklerini söylüyorlar ama bir tuğlayı bile yerinden kıpırdatmamışlarsa;
Satış bölümüne yerleştirin.
10- Eğer odada değillerse;
Pazarlama bölümüne yerleştirin.
11- Eğer camdan boş boş dışarı bakıyorlarsa;
Stratejik planlama bölümüne yerleştirin.
Ve son olarak:
12- Eğer birbirlerine bir şeyler anlatıyorlarsa ve tek tuğla bile yerinden oynamamışsa;
Onları tebrik edin ve üst yönetime yerleştirin.
MÜJDE!
4 katlı bir binanın;
1. katında bir polis,
2. katında bir postacı ve
3. katında ise bir görme engelli oturuyormuş.
4. katta da yalnız yaşayan bir bayan varmış.
Bir gün kadın tam banyoya girecekken kapı çalmış.
Kadın güvenlik kamerasından bakmış ve kapının önüne gelen polisi görmüş.
Hemen bornozu üzerine geçirerek kapıyı açmış;
Polis çok mutlu bir ifadeyle:
“Hanımefendiciğim, o kadar mutluyum ki bugün bir sürü kapkaççı yakaladım. Bu mutluluğumu sizinle paylaşmak istedim” demiş.
Kadın; “Çok iyi, ne mutlu size” diyerek tebrik ettikten sonra polisi göndermiş.
Sonrasında yine tam bornozunu çıkarıp banyoya girecekken, kapı zili yine çalmış.
Kadın kameradan bakmış ki postacı.
Hemen bornozu tekrar giyerek kapıyı açmış.
Postacı:
“Müjde hanımefendi bu gün mektup dağıtmada rekor kırdım, bu mutluluğumu sizinle paylaşmak istedim” demiş.
Kadın; “Çok iyi, ne mutlu size” diyerek tebrik ettikten sonra postacıyı göndermiş. Sonrasında yine tam soyunup banyoya girecekken kapı zili yine çalmış.
Kadın kameradan bakmış ki 3. katta oturan görme engelli genç kapıda bekliyor. Soyunup giyinmekten bıkmış bir halde “Nasılsa bu görmüyor” diye düşünerek kapıyı çıplak haliyle açmış.
Görme engelli genç mutlu bir şekilde kadını baştan aşağı süzmüş ve;
-“Müjde hanımefendi, müjdeee…! Bu gün gözlerim açıldı…”