Çok ilginçlik yabancı kaynaklarda yüzsüzlükle ilgili çok fazla açıklama ve kayıt yok. Demek ki eğitimli erdem sahibi kesimlerde yüzsüz pek yok. Japonya’da hele hiç yok. Ne hikmetse Ortadoğu toplumlarında, hele hele memlekette binlerce kayıt var. Hatta yüzsüzlerin sokakta paşalar gibi gezdiği de malum.
Memleket sözlüklerinde yüzsüzlük, yüzsüz insan, utanmaz, vicdansız ve ahlaki değerlere aykırı hareket eden kişi olarak tanımlanıyor. Bu tür insanlar, yaptıkları yanlışlar veya etik dışı davranışlar karşısında pişmanlık, utanma veya suçluluk hissetmiyorlar. Hatta kendilerine yaptıkları işi hak görüyorlar.
Yüzsüz bir insan genellikle şu şekilde davranıyor. Utanmaz ve arsızdır diyor sözlük. Empati eksikliği vardır. Çoğu zaman yalan söyler ve manipülasyon yapar. Kendi çıkarları için her şeyi yapmaya hazırdır. Pişkinlik gösterir. Sınırları aşar. Genellikle yüzsüz insanlarla başa çıkmak için sınırlar koymak, duygusal mesafe korumak ve açık iletişim kurmak önerilir. Ancak böyle bir tutum sergilemek üçüncü dünya ülkelerinde mümkün değildir.
Pişkin ve yüzsüz kavramları benzer anlamlar taşısa da tam olarak aynı şeyler değildir. Pişkin kelimesi, saygısızca davranarak işini yürüten ve herhangi bir şeye alışmış olan, olgun anlamlarına geliyor. Yüzsüz kelimesi ise cesur, gözü kara ve utanmaz anlamlarında kullanılıyor. Bu nedenle, pişkin kelimesi daha çok davranış biçimini ifade ederken, yüzsüz kelimesi kişinin karakterini tanımlıyor.
Yüzsüz insan için kullanılabilecek bazı atasözleri var. Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme yüzsüz edersin. Yüzünü bulan yüzsüz, astarını da ister. Yüz versen yüzsüz astarını da ister. Bunlar ne yazık ki her geçen gün çoğalıp duruyor. Memleketin yüzsüzleri çoğalıyor.
Yüzsüzlere "yüzsüz" deniyor. Yüzsüz, yüzü olmayan, utanmayan, çekinmeyen, arsız anlamlarında kullanılıyor. Ayrıca, "yüzsüz insan" tabiri, ahlaki sınırları aşan, utanmaz, cesurca başkalarını manipüle eden veya başkalarının haklarına saygı göstermeyen kişiler için de kullanılıyor.
Siyasetten sokağa hemen her yerde yüzsüz insanları görmek mümkün. O kadar çoğaldılar ki, toplum da yavaştan kanıksıyor sanki. Çünkü utanma ve ar duyguları bulunmayan bu karakterler hemen her yerde insanın karşısına çıkıyor.
Et ve sütün emanet edildiği bir bürokrat, yurtdışında şirket kurup, memlekete milyonlarca avroluk et ve canlı hayvan ithal ediyor. Adamın suratı meşinden yapılmış. O kadar ağır laflara aldırış bile etmiyor. Memlekette et üreticilerinin baş temsilcisi de aynı. Getirdiği her dana kendine oy veren gariban çiftçinin bir ineğini kestiriyor zararına ama adamda domuz derisinden yüz var. Umurunda bile değil. Çıkıp ben hata ettim demiyor.
Rektör kardeşine kadro ilan etmeden yüzsüz kardeş sosyal medyada klimalı bilgisayarlı odam hazır diye sosyal medyadan ilan veriyor.
Çok daha kötüsü Milli Savunma Bakanının bulunduğu bir ortamda gerçekleşiyor. Temsil ettiği ordu mensuplarına ağır hakaretlerde bulunan bir haine cevap vermek yerine başını öne eğiyor. Koltuğunu tercih ediyor. Yazıklar olsun.