Malum bütün dünya stres içinde. Diktatörlerin ne yapacağı belli olmuyor. Stres ise insanda en önemli unutkanlık sebeplerinden biri olarak gösteriliyor.

Yeni bir çalışma, özellikle umutsuzluk duygularından kaynaklanan stres ve stresi içselleştirmenin yaşlı Çinli Amerikalılarda hafıza gerilemesini önemli ölçüde hızlandırabileceğini ortaya koyuyor.

Araştırmacılar, kültürel baskıların ve kalıplaşmış düşüncelerin duygusal sorunların fark edilmemesine ve tedavi edilmemesine neden olabileceğini söylüyor. Araştırma bulguları, hedefli, kültürel olarak duyarlı stres azaltma yöntemlerinin bilişsel sağlığın korunmasında güçlü bir rol oynayabileceğini gösteriyor.

Rutgers Sağlık, Sağlık Politikası ve Yaşlanma Araştırmaları Enstitüsü araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmada, 60 yaş üstü Çinli yetişkinlerde bilişsel gerileme riskini artırabilecek veya azaltabilecek bir dizi faktör gözden geçirilmiş.

Araştırmacılar, kültürel beklentilerin ruh sağlığı sonuçlarını şekillendirmede rol oynayabileceğini belirtiyorlar.  Asya kökenli Amerikalılar sürekli olarak başarılı, eğitimli ve sağlıklı olarak tasvir eden "örnek azınlık" olarak gösteriliyor ve klişe Asya kökenlilerde ek baskı yaratıyor. Aynı zamanda, birçok yaşlı göçmen dil engelleri ve kültürel farklılıklar gibi zorluklarla karşı karşıya kalıyor ve bu da sürekli strese katkıda bulunabiliyor. Bu sorunlar yalnızca Asya kökenli Amerikalılara özgü görünmüyor. Dünyanın diğer bölgelerinden göç etmiş Amerikalılarda da görülebiliyor.

Stres ve umutsuzluk, yaşlanan nüfusta fark edilmeyebiliyor, ancak beynin yaşlanmasında kritik bir rol oynuyor. Oysa bu duygular değiştirilebilir olduğundan, yaşlı yetişkinlerde bu duyguları hafifletmek için kültürel olarak duyarlı stres azaltma müdahaleleri işe yarayabiliyor.

Stres koşullarının hafıza kaybı üzerindeki etkileri irdelemek için 2011'den 2017'ye kadar Chicago bölgesinde yaşayan 1.500'den fazla katılımcının durumları gözden geçirilmiş. Araştırmacılar üç temel sosyolojik davranışsal faktörü incelemişler. Stresin içselleştirilmesi, mahalle veya topluluk uyumu ve dışsal stresi azaltma unsurları. Bu faktörler arasında içselleştirilmiş stres öne çıkıyor. Bu stres türü, umutsuzluk duygularını ve stresli deneyimleri ifade etmek veya çözmek yerine içselleştirme eğilimini içeriyor. Her üç unsur da hafızayı kötüleştiriyor. Ancak stresin içselleştirilmesi çok önemli görünüyor. Diğer unsurlar çok anlamlı görünmüyor.

İçselleştirilmiş stresin hafıza kaybında önemli rol oynadığı dikkate alınırsa hafıza kaybının önüne geçilmesi için çözüm yolları bulunuyor. Araştırma bulguları yaşlı yetişkinlerde duygusal iyilik halini ve bilişsel sağlığı destekleyen stratejiler geliştirme fırsatı sunuyor. Araştırmacılar, yaşlanan göçmen nüfusunun benzersiz deneyimlerini dikkate alan kültürel açıdan duyarlı yaklaşımların önemini vurguluyorlar.

Doğup büyüdükleri topraklardan uzakta, farklı kültür ve geleneklere sahip başka bir dünya uyum sağlamaları zaten zor olan insanların yaşlandığında streslerinin daha da artması ve hafıza kaybının güçlenmesi kaçınılmaz görünüyor. Dolayısıyla hayatın içine daha fazla çekmek, stresi içselleştirmenin önüne geçmek gerekiyor.