Kahve sadece enerji vermekle kalmıyor, aynı zamanda bağırsak ve zihni de aktif olarak yeniden şekillendiriyor. Araştırıcılar hem kafeinli hem de kafeinsiz kahvenin, daha iyi ruh hali ve daha düşük stresle bağlantılı şekillerde bağırsak bakterilerini değiştirdiğini bildiriyor.

Kafeinsiz kahve öğrenmeyi ve hafızayı geliştirirken, kafeinli kahve odaklanmayı artırıyor ve kaygıyı azaltıyor.

Kahve uzun zamandır sindirim ve ruh sağlığına faydalarıyla ilişkilendiriliyor, ancak bu etkilerin ardındaki biyolojik nedenler tam olarak bilinmiyor. Bu çalışma, geniş bir yelpazede biyolojik ve psikolojik ölçümler kullanarak kahvenin mikrobiyota-bağırsak-beyin eksenini nasıl etkilediğini gösteriyor.

Araştırmada kahve içenlerle içmeyenler karşılaştırılmış. Katılımcılarda bağırsak bakterilerindeki ve duygusal durumdaki değişiklikleri gözlemlemek için dışkı ve idrar örnekleri incelenmiş.

Deneyin başlangıcında, kahve içenler iki hafta boyunca kahve tüketmeyi bırakmışlar. Bu süre zarfında araştırmacılar biyolojik örnekler toplamaya ve ruh sağlığını izlemeye devam etmişler. Düzenli kahve içenlerin bağırsak mikropları tarafından üretilen metabolitlerde belirgin değişikliklere yol açmış.

Deneme öncesi perhiz aşamasından sonra, katılımcılar kafeinli mi yoksa kafeinsiz mi kahve içtiklerini bilmeden, kahve kademeli olarak tekrar verilmiş, katılımcıların yarısı kafeinsiz kahve içerken, diğer yarısı normal kahve tüketmiş. Her iki grup da stres, depresyon ve dürtüsellik düzeylerinde azalma da dahil olmak üzere ruh hallerinde iyileşmeler meydana gelmiş. Bu sonuçlar, kahvenin kafein içermese bile ruh halini iyileştirebileceğini gösteriyor.

Çalışma ayrıca kahve içenlerde daha yaygın olan belirli bakterileri de belirledi. Düzenli olarak kahve tüketenlerde bazı bakteri türlerinin yüksek olduğu dikkati çekiyor. Bu mikropların, sindirim sisteminde asit üretimi ve safra asidi sentezi gibi süreçlerde rol oynadığı ve zararlı bakterilere ve enfeksiyonlara karşı koruma sağladığı düşünülüyor. Araştırmacılar ayrıca, daha önce kadınlarda olumlu duygularla ilişkilendirilen bir bakteri grubu olan 'Firmicutes'te de bir artış gözlemlediklerini belirtiyorlar.

İlginç bir şekilde, öğrenme ve hafızadaki iyileşmeler yalnızca kafeinsiz kahve içen katılımcılarda görülüyor. Bu bulgu, polifenoller gibi kafein dışındaki bileşiklerin belirli bilişsel faydalardan sorumlu olabileceğini düşündürüyor.

Öte yandan, kafeinli kahve belirgin avantajlar gösteriyor. Sadece kafein tüketen katılımcılarda kaygı düzeylerinde azalma, dikkat ve uyanıklıkta iyileşme meydana geliyor. Kafein ayrıca iltihaplanma riskini de azaltıyor.

Son zamanlarda ikinci beyin olarak tanımlanan bağırsak sağlığına olan ilgi artıyor. Sindirim ve ruh sağlığı arasındaki ilişki de giderek daha iyi anlaşılıyor.

Kahve sadece kafeinden ibaret değil; bağırsak mikroplarıyla, metabolik faaliyetlerde, hatta pozitif duyguların gelişiminde önemli rol oynuyor. Araştırma bulguları, kafeinli veya kafeinsiz olsun, kahvenin sağlığı farklı ancak birbirini tamamlayıcı şekillerde etkileyebileceğini gösteriyor.