KAPSAM

Çok ağır bir kalp krizi geçiren adam, aylarca süren bir dizi önlem ve tedavi sonucu iyileşmiş, taburcu olmadan önce "Sonuçlarınız mükemmel" demiş doktoru, "15 yaşındaki bir delikanlının kalbi ne kadar güçlü ise sizinki de öyle… İsterseniz koşup futbol bile oynayabilirsiniz..."

Adam sevinçle evine gitmiş, "Karıcığım!" demiş, "Tamamen iyileştim... Bu gece daha evvel hiç yapmadığımız şekilde bir 'vahşi aşk'a ne dersin?"

Karısı bir an düşünmüş, "Bilemiyorum..." demiş son derece isteksiz, "…kalbini zorlayabilir... Ama doktor bir rapor yazıp imzalarsa belki olabilir… Riske girmek istemiyorum!"

Adam hemen doktoruna koşmuş, durumu anlatmış, "Tabii... Tabii..." demiş doktoru, almış antetli kâğıdını eline başlamış yazmaya...

"Bay Temel benim kontrolümdeki hastamdır... Kalbi son derece güçlüdür.

Çılgın, ihtiraslı, heyecanlı bir aşkı ne zaman isterse yapabilir... İmza Dr. Dursun..."

"Tamam oldu işte..." demiş doktor, "Haa... Bir de eşinizin adı neydi yazıyı ona hitaben yazalım..."

"Boş verin doktor..." demiş adam sevinçten yerinde duramayarak "Belki melki diyip kıvırıp duruyor, olayı kişiselleştirerek kapsamını daraltmayalım... 'İlgilisine' deyin yeter..."

ORMAN HAVASI

"Çok iyi görünüyorsunuz..." demiş doktor ve sormuş; "Kaç yaşındasınız?"

"78 efendim..."

"78 mi? İnanın 60 yaşında gibisiniz... Nasıl bu kadar sağlıklı kalabildiniz?"

"Evlenirken karımla bir anlaşma yaptık doktor..." demiş adam, "… karım sinirlendiğinde sakinleşmek için mutfağa gidecekti ben de evimizin arkasındaki ormana... Her gün orman havası, her gün orman havası işte bu hale geldim!"

NE YAPACAĞIM?

Düğünden 3 hafta sonra yeni gelin bir aile büyüğünü arayıp "Efendim..." demiş ağlayarak, "John ve ben çok kötü bir şekilde kavga ettik... Bitti yani..."

"Sakin ol meleğim..." demiş adam, "Bitmez... Evlilikte kavgalar işin tuzu biberidir... İlk kavganız tabii ki olacaktı... Mühim olan bundan sonra dikkat etmek...!"

"Tamam da efendim..." demiş kız, "Cesedi şimdi ne yapacağım."

ANNEM OLSA

Korkunç bir gece, ilikleri ıslatırcasına yağan bir yağmur ve şiddetli bir rüzgâr var...

Damlaların her biri birer kurşun gibi... Herkes evine kapanmış, bakkal kapatıp gitmek üzereyken ıslanmaktan üzerine yapışmış çubuklu pijamaları, başının üzerinde geçirilirken kenarı yırtılmış naylon poşet, ayağında karşıdan karşıya geçerken ıslanmış terlikleri ile adamın biri nefes nefese koşmuş ve içeri girmiş...

"İki tane simit alabilir miyim lütfen!" demiş, titreyip gözlüğünün üzerindeki yağmur damlalarını pijamasının yakasında temizlemeğe çalışarak...

"Sadece iki simit mi? Başka bir şey yok mu?"

"Yok... Bir tane benim, bir tane de Mary için."

"Mary? Mary eşiniz mi?"

"Öyle tabii..." demiş adam ağlamaklı bir sesle, "Annem olsa bu havada hiç beni böyle dışarı gönderir miydi?"

KART!

Adam iş seyahati için evden ayrılırken "Aşkım..." demiş karısına "Eğer işim uzar ve daha uzun kalmam gerekirse sana bir kart atarım..."

"Zahmet etme..." diye cevap vermiş karısı, "Şimdiden okudum... Paltonun cebindeydi...!"

NE BEKLİYORSUN?

John, karısını bir başkasıyla birlikte olurken gördüğünü sinirli bir şekilde arkadaşına anlatırken

"Sen..." demiş arkadaşı, "Sen karını bir başka herifle o şekilde yakalıyorsun ve o herifin burnunun tam üzerine patlatmıyorsun! Neden?"

"Bekliyorum..." diye cevap vermiş John...

"Bek... Bekliyor musun? Neyi?"

"O kadının daha ufak tefek biriyle çıkmasını...!"

SAAT KAÇ?

Bu aralar karımla aramız hiç iyi değil...

Dün akşam 5'te işten döndüğümde beni çok kötü karşıladı...

2 saat karşılıklı oturup somurttuk...

"Bak hayatım bu böyle olmuyor..." dedim, "Şimdi kapıdan çıkıp tekrar geleceğim ve akşama yeniden başlayacağız... Tamam mı?"

Kabul etti, dışarı çıktım 5 dakika sonra gelince

"Bana bak...!" diye bağırmaya başladı, "Saat 7 olmuş, bu saate kadar neredeydin? Haa...!"

ROBOT

Bir gün Temel'in babası eve bir 'Robot' getirmiş...

Robotun özelliği, bir yalan söylendiği zaman hemen fark etmesi ve söyleyenin suratına anında bir tokat yapıştırması...

O gün Temel okuldan evine geç dönmüş, "Nerde kaldın oğlum?..." diye merakla sormuş babası...

"Bugün öğretmen 2 saat fazla ders yaptı baba..." demiş Temel ve robot anında fırlayıp Temel'in suratına patlatmış bir tokat...

"Bana bak..." demiş babası, "Bu robot yalan söyleyeni anında tokatlar... Bana hemen doğruyu söyle bakayım!"

"Baba, arkadaşlarla sinemaya gittik!"

"Hangisine?"

"İkinci Dünya Savaşı ile ilgili olana..."

"Şrrakkk!" diye bir tokat daha inmiş Temel'in yüzüne robottan...

"Pardon baba... Pardon... Vahşi Cazibe' adlı filme gittik!"

"Utanmalısın oğlum..." diye cevap vermiş baba, "Ben senin yaşındayken böyle filmlere asla gitmezdim...!"

"Şrrakkk" diye bir tokat da babaya inmiş.

Adam halının üzerinde sırtüstü yatarken sesleri duyan anne koşmuş içeri...

"Hemen bu robotu aldığın yere götürüyorsun!" demiş kocasına, "Oğluna ne kadar kötü örnek olduğunu görmüyor musun? Allah’tan ben varım da terbiye öğreniyor!"

Anında "Şrraakkk" diye bir Osmanlı tokadı da kadının suratında patlamış!.

MİNİK ADAM

Orman şefliği 'Ağaç kesici eleman aranıyor' diye gazeteye ilan vermiş, ertesi gün sıska, yaşlı ve minicik bir adam müracaat edince Şef, adamın tipine bakıp "Olmaz..." demiş.

"Bir dakika... Benim adım Temel..." demiş adam, "Henüz 72 yaşındayım... Lütfen bana bir şans verin ve neler yapabileceğimi görün...!"

Orman Şefi Temel'i başından savmak için "Tamam..." demiş, "Şu karşıdaki dev meşe ağacını görüyor musun? Baltanı al ve onu kes!"

Şef arkasını dönüp odasına gidemeden dev ağacın yere düşüş kütürtüsü ile birden dönmüş, bizim Temel omzunda baltası ile gülümsemekte...

"N... Nasıl yapabildin bunu bu kadar kısa sürede?" demiş Şef hayretle...

Temel cevaplamış: "Uzun süre 'Büyük Sahra Ormanı'nda çalıştım..."

"Büyük Sahra Çölü' demek istedin?" diye sormuş şef.

Temel gülümsemiş, "Aa, evet..." demiş, "Şimdi artık oraya böyle diyorlar...!"

669

Temel TV tamiri yaparken arızalı olduğunu tespit ettiği 669no'lu parçayı, ilgili firmanın yedek parça servisinden istemiş... İsteğinin yerine 699 numaralı parça gelince "Aklınızı başınıza alın!” gibi sert bir not ekleyerek paketi geri göndermiş...

Bir hafta sonra 4 kelimelik bir notla aynı paket geri gelmiş "Lütfen parçayı ters çevirin!"

A.B.

Temelin başhekim olduğu hastane, Sağlık Bakanlığı müfettişleri tarafından denetlenmektedir.

Teftişten sonra müfettişlerden biri

Temel'e sorar: "Bazı yatakların önündeki harfler, dikkatimi çekti. Mesela: “A.S”, “A.T”, A.Ü” gibi bunların manası nedir?"

Temel gerekli açıklamayı yapar:

-"A.S: Akut Siroz, A.T: Akut Tüberküloz, A.Ü: Akut Ülser anlamına geliyor."

Müfettişin aklına bir şey daha takılmıştır. Bu sebeple yeniden sorar:

-"Peki A.B'nin manası nedir?"

Temel cevap verir:

-"O, teşhisi konulmayan hastalıkları ifade eder. Manası da; ‘Allah Bilir’"

PEKİ YATMAYACAK MIYIZ?

Bir kadın ve bir adam, New York'ta bir gökdelenin tepesindeki restoranda romantik bir yemek yiyorlarmış.

Kadın sormuş: “N’apıcaz yemekten sonra?”

Adam, “Alışveriş yaparız, gezeriz sonrada yatarız gireriz” demiş

Bu cevap kadının zoruna gitmiş.

“Bütün erkekler böylesiniz işte. İlla yatak!” demiş ve üzgün bir şekilde kalkmış ve kendini gökdelenin 80. katından aşağı bırakmış.

Düşmeye başlamış...

Gökdelenin 74. katında camdan dışarıyı seyretmekte olan bir Fransız düşen kadını görünce hemen elini uzatmış ve kadını yakalayıp içeri çekmiş...

“Neden atlıyorsun? Hayat ne güzel, gel beraber Fransa’ya gidelim gezelim, alışveriş yapalım sonrada yatarız” demiş.

Kadın bunları duyunca yine zoruna gitmiş.

Gözyaşları içinde cama koşmuş ve aşağıya atlamış.

50. katta balkondan bakan İtalyan bir adam kadını düşerken görünce, hemen ellerini uzatıp yakalamış kadını ve “Neden atlıyorsun? Hayat ne güzel” demiş.

“Gel beraber İtalya’ya gideriz. Pizza yeriz, dolaşırız sonra da yatarız...” demiş.

Bu böyle bir kaç defa sürmüş ve en sonunda kadın yine aşağı doğru düşerken 18. katta bizim Temel yakalamış kadını havada...

Tutmuş içeri almış ve sormuş: “Neden atlıyorsun hayat ne güzel” demiş. “Ben seni Karadeniz’e götürürüm. Balık tutarız, hamsi yeriz, çay toplarız, hamsili pilav yeriz, hamsi ekmek yeriz, hamsili tatlı yeriz” demiş.

Kadın şaşkın bir tavırla sormuş:

“E peki sonra yatağa yatmayacak mıyız yani?”

Temel sinirlenmiş ve “Seni gidi fahişe!” diyerek kadını aşağıya atmış!

MAÇ GİRİŞİ

Temel maç seyretmek için stadın gişesine gelmiş.

Gişe memuruna: “Bilet ne kadar?” diye sormuş.

“500 lira!” cevabı alınca Temel 250 lira uzatmış.

Gişe memuru sinirle: “Beş milyon dedik ya kardeşim!”

Temel sakin cevaplamış sorusunu: “Ben sadece bizim takımı seyredeceğim”, !demiş. “Öbür takım beni ilgilendirmiyor.”

YILDÖNÜMÜ

Katolik mahallenin papazı, o kiliseye gelişinin 25. yıldönümü şerefine verilen bir yemeğe davetliydi.

Onuruna bir konuşma yapması için kasabanın ileri gelenlerinden bir politikacı seçilmişti.

Aynı zamanda bir kongre üyesi olan politikacı trafik nedeniyle yemeğe geç kalmıştı.

Herkes sıkıntıyla beklerken papaz bir konuşma yaparak sessizliği dağıtmak istedi.

"Bildiginiz gibi, günah çıkarırken söylenenler asla açıklanmaz..." diye başladı papaz, "...ancak size burada duyduğum ilk itirafı anlatmak istiyorum. Tabi kim olduğu hakkında bir ipucu vermeyeceğim, ama bu kasaba hakkındaki ilk izlenimlerimi anlatmak için bahsetmek istiyorum. 25 yıl önce buraya ilk geldiğimde bana günah çıkarmak için gelen ilk kişi yüzünden buranın korkunç bir yer olduğunu düşünmüştüm. Bu kişi bana bir TV çaldığını, yolda onu durduran polisi öldürdüğünü, zimmetine para geçirdiğini ve patronunun karısıyla ilişkisi olduğunu itiraf etmişti. Şaşkına dönmüştüm! Fakat zaman geçtikçe onun buradaki en kötü insan olduğunu ve kasabanın geri kalanının son derece iyi, namuslu ve dürüst insanlardan oluştuğunu anladım ve burada kaldığım için çok mutluyum."

Papaz konuşmasını tam bitirmişti ki, politikacı kan ter içinde yemeğe yetişti. Herkesten özür diledi ve hemen konuşmasına başladı;

"Sevgili papazımızın buraya ilk geldiği günü hiç unutmam. Aslına bakarsanız, kendisine ilk kez günah çıkarmak şerefi de 25 yıl önce bana ait olmuştu!"