22 yaşındaki bir kadına tecavüz eden adam, mahkeme tarafından 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Ancak çıkan bir afla, daha 20 ay bile dolmadan özgürlüğüne kavuştu.
Kadın, yaşadığı acıyı ve adaletsizliği unutamadı.
Bir gün eline geçen bir tabancayla, kendisine bu zulmü yaşatan adamı sokak ortasında dört kurşunla vurdu.
Kısa süre sonra yakalandı ve hâkim karşısına çıkarıldı.
Hâkim sordu:
“Kızım, neden öldürdün o adamı?”
“Çünkü bana tecavüz etti, Hâkim Bey.”
“Ama devlet onun cezasını vermedi mi?”
“Verdi Hâkim Bey. Yirmi yıl hapis cezası verdi. Ama daha yirmi ay bile yatmadan çıktı.”
“Devlet affetmiş işte kızım. Bunun nesi yanlış?”
Kadın bir anda öfkeyle ayağa kalktı.
Sesi mahkeme salonunda yankılandı:
“Hâkim Bey! Bu adam devlete değil, bana tecavüz etti! Bana sormadan, benim acımı yaşamadan, benim hayatımı geri vermeden onu kim affedebilir?”
Salonda derin bir sessizlik oldu.
Çünkü bazen verilen ceza, mağdurun yarasını sarmaz; bazen af, yalnızca suçluyu özgür bırakır.
Hani şimdilerde bir af yasası dolaşıyor ya meclis koridorlarında.
Hah işte onu demek istedim.
Devlet sadece kendisine işlenen suçlarda affedici olabilir.
Nedir bunlar?
Zimmet: Kamuya ait malı kişisel çıkar için kullanmak.
İrtikap: Görevi kötüye kullanarak haksız menfaat sağlamak.
Rüşvet: Görevini yapmak veya yapmamak için menfaat alıp vermek.
Anayasayı İhlal: Cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs.
Ülkenin tamamını veya bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak.
Devlete karşı suç işlemek amacıyla örgüt kurmak veya üye olmak.
Tüm bunlar affedilir.
Ama:
Cinayet işlemiş biri, tecavüz etmiş biri Devlet tarafından affedilemez.
Şimdi gelelim şu anda meclis kapısında bekleyen kanun teklifine.
Teklif 5 Ağustos 2026’da Meclis’e sunuldu ve 8 Ağustos’ta Adalet Komisyonu’ndan geçti…
Dün itibarıyla Genel Kurul aşamasında ve henüz kanunlaşmış değil.
Teklifin adı “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” ve 12 maddeden oluşuyor.
İsmi o kadar uzun ki, söyleyebilene aşkolsun…
Peki bu yasa ne getiriyor?
Kimler yararlanacak?
Kimler yararlanamayacak?
Ve en önemlisi, neden bu kadar tepki var?
Soru cevap sistemi ile anlatalım.
SORU: Bu yasa kısaca ne diyor?
CEVAP: Öncelikle şu söyleniyor:
Teklifin adı “Af kanunu” değil.
Düzenleme:
PKK/KCK’nın fiili varlığının sona ermesi ve silahların teslim edilmesinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesini, bunun da Millî Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesini şart koşuyor.
Bu şart gerçekleşirse belirli suçlardan soruşturulan, yargılanan veya hüküm giymiş kişiler için özel bir hukuki mekanizma devreye giriyor.
15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl erteleniyor.
15 yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda ise bu süre 10 yıla çıkıyor.
Hükümlüler açısından da benzer bir sistem öngörülüyor.
Kişi erteleme süresi içerisinde yeni bir terör suçu işlemezse, soruşturma veya dava bakımından dosyanın düşmesi; kesinleşmiş ceza bakımından ise cezanın infaz edilmiş sayılması öngörülüyor.
Yani teknik olarak “Genel af” denilmiyor fakat sonuçları bakımından bazı hükümlüler açısından oldukça önemli bir ceza ve dava sonuçlandırma mekanizması getiriliyor.
SORU: Peki herkes bundan yararlanabilecek mi?
CEVAP: Hayır.
Teklifte özellikle örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçları kapsam dışında bırakılıyor.
Ayrıca 1 Haziran 2005’ten önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren bazı suçlar da kapsam dışında tutuluyor.
Dolayısıyla “Bütün PKK’lılar serbest kalacak” demek doğru değil.
Ama “Hiçbir terör suçlusu yararlanamayacak” demek de doğru değil.
Asıl tartışma zaten burada başlıyor.
SORU: Peki yaklaşık kaç kişi bundan yararlanabilir?
CEVAP: İşte burada çok dikkatli olmak gerekiyor.
Şu anda TBMM’nin yayımladığı kanun teklifinde “Şu kadar kişi yararlanacaktır” şeklinde kesin bir sayı yok.
Basına ve kulislere yansıyan tahminler ise yaklaşık 3.500 ile 5.000 kişi arasında değişiyor.
Ancak bu rakamların hiçbiri resmi olarak açıklanmış kesin sayı değil.
SORU: Bu kadar tepki neden?
CEVAP: Çünkü mesele sadece cezaevinden çıkacak insanların sayısı değil.
Asıl tartışma, Devletin yıllardır terör örgütü olarak tanımladığı PKK’nın mensuplarına hangi şartlarla yeniden hukukî bir statü kazandırılacağı noktasında düğümleniyor.
Bir tarafta “Terör bitsin, silahlar bırakılsın, artık yeni bir dönem başlasın” diyenler var.
Diğer tarafta ise şu soru soruluyor:
“Devlete ve millete karşı silahlı mücadele yürütmüş insanların geçmişte işledikleri suçların hesabı ne olacak?”
İşte tepkinin önemli bir bölümü buradan kaynaklanıyor.
Çünkü düzenleme, sadece örgütün silah bırakmasını değil, örgüt mensuplarının geçmişteki bazı suçları bakımından da önemli hukukî sonuçlar doğuruyor.
SORU: “Adam öldürmeyenler serbest kalacak” sözü doğru mu?
CEVAP: Eksik.
Teklifte “Adam öldürmemiş herkes serbest kalacak” diye bir hüküm yok.
Esas bakılan şey: Kişinin hangi suçtan hüküm giydiği.
Örneğin örgüt üyeliği, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, propaganda veya örgüt faaliyetleri kapsamında işlenen ve kasten öldürme kapsamına girmeyen bazı suçlar düzenlemenin kapsamına girebiliyor.
Dolayısıyla “Silah kullanmadıysa çıkar” şeklinde bir kriter de yok.
SORU: Peki yardım ve yataklık yapan neden terörist sayılmıyor?
CEVAP: Burada önemli bir hukuki ayrım var.
Bir kişinin terör örgütüne yardım etmesi, onun otomatik olarak örgütün üyesi olduğu anlamına gelmiyor.
Hukukta kişinin fiili ile örgüt üyeliği birbirinden ayrılabiliyor.
Bir kişi örgütün üyesi olmadan da örgütün faaliyetlerine bilerek ve isteyerek yardım edebilir.
Bu nedenle “Yardım eden terörist değildir” demek de yanlıştır.
Daha doğru ifade şudur:
Yardım eden kişi terör örgütü üyesi olmayabilir; ancak yaptığı yardım ayrıca bir suç oluşturabilir.
Nitekim teklifin kapsamına da açıkça “Örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme” suçları alınmış durumda.
Yani yasa, yardım ve yataklığı görmezden gelmiyor.