İşin bitmiş
Hayli yaşlı adam çapkınlık yapmak için şehrin “Kırmızı fenerli” otellerinden birine gitmiş.
Onu odasında soyunurken gören Lolita:
“Şaka yapıyor olmalısın amca!” demiş, “Senin işin bitmiş... Bitmişşş!”
Adam: “Nasıl Yani?” diye sormuş.
Lolita: “Bitmiş diyorum, bitti artık..!”
Yaşlı adam: “Hadi ya?” diyerek sevinmiş ve tekrar giyinmeye başlarken, “Öyleyse borcum ne kadar?”
Doğduğu gibi
Uzun zamandır birbirlerini görmeyen Dursun ile Temel kahvede karşılaşmışlar.
Dursun başlamış anlatmaya:
“Ula Temel artık yaşlanduk. Ayaklarum, kollarum, başum anlayacağun her tarafum ağriyi. Bu yaşliluk ne kötü bişeydur. Eeee sen nasilsun bakalum?”
Temel yanıt verir:
“Eyiyum eyiyum. Anamdan doğduğum ilk günkü gibiyum. Başumda saçum yok. Ağzumda dişum yok. Altuma yapayrum haberum yok…”
Acaba
Doktor diline baktığı yaşlı kadını muayene ettikten sonra dedi ki:
“Hanımefendi, sizin diliniz paslanmış.”
Kadın nedenini buldu ve sordu:
“Doktor bey, iki gündür gelinimle kavga etmiyorum. Ondan mı acaba?”
Kim o
3 tane yaşlı amca bir gün oturuyorlarmış.
Birinci yaşlı demiş ki:
“Ben artık merdivenleri bile çıkamıyorum.”
İkincisi demiş ki:
“Benim de kulaklarım duymuyor.”
Üçüncüsü ise;
“Allaha şükür benim öyle bir derdim yok” dedikten sonra kulağını çekip masaya vurmuş sonrada kapıya dönerek bağırmış:
“Kim o?!”
Hafıza testi
Üç yaşlı adam doktorda hafıza testindedirler.
Doktor ilk yaşlı adama sorar:
“Üç kere üç kaç eder?”
“274...”
Doktor üzgün bir şekilde İkinci yaşlı adama döner:
“Şimdi sizin sıranız. Üç kere üç kaç eder?”
“Salı...”
Doktor artık iyice ümitsiz şekilde üçüncü yaşlı adama döner:
“Evet, şimdi de sizin sıranız üç kere üç kaç eder?”
“Dokuz...”
Yanıtını sevinçle karşılayan doktor
“Bu harika, nasıl buldunuz?”
Üçüncü yaşlı adam sakince:
“Oh, çok kolaydı. Sadece 274 ten salıyı çıkardım!”
Kötü anı
Bir araştırmacı gazeteci, köyün birinde yaşlı bir amca ile röportaj yapıyormuş...
Yaşlı amcaya sormuş:
“Bize güzel bir anını anlatır mısın amcacığım?”
Yaşlı amca anlatmaya başlamış:
“Bir gün muhtarın evde kalmış kızı kaybolmuştu... Tüm köylü birlik olup kızı aramaya başladık. Sonra kızı bulduk. Zaten ortalarda kimse olmayınca kıza…”
Gazeteci biraz şaşırmış fakat belli etmeden tekrar sormuş:
“Başka bir güzel anınızı anlatır mısın amcacığım?”
Yaşlı amca:
“Bir gün komşumuzun evde kalmış kızı kaybolmuştu... Tüm köylü birlik olup kızı aramaya başladık. Sonra kızı bulduk. Zaten ortalarda kimse olmayınca kıza…”
Gazeteci iyice utanmış…
Kızgın ve düşünceli bir halde sormuş:
“Peki amcacığım! Bize kötü bir anını anlatır mısın?”
Yaşlı amca başını öne eğmiş:
“Bir gün ben kayboldum…”
Üç dilek
Yaşlıca bir bayan evindeki koltuğunda oturup uzun geçmiş hayatını gözden geçirirken birden bir peri karşısına çıkıverir ve ona üç dilekte bulunabileceğini söyler.
“Peki!” der yaşlı kadın. “Zengin olmak istiyorum!”
Peri bir el hareketiyle kadının koltuğunu som altına çevirir.
“İkinci olarak ta güzel ve genç bir prenses olmak istiyorum!” der.
Birden başında paha biçilemez bir tacı olan dünya güzeli bir prenses oluverir.
“Üçüncü ve son olarak ne istersin?” diye sorar peri...
O sırada yaşlı köpeği ağır bir şekilde kafasını kaldırır ve zayıf bir “Hav” sesi çıkartır.
Prenses olan yaşlı kadın çok sevdiği köpeğine bakar ve şöyle der:
“Köpeğimi yakışıklı bir prense dönüştürebilir misin?”
Tam o anda, şimdi güzel bir prenses olan yaşlı kadının önünde dünyada hiç kimsenin görmediği kadar yakışıklı bir prense dönüşür köpek...
Hiç kimsenin hayal bile edemeyeceği kadar yakışıklıdır bu prens...
Kadın ona büyük bir hayranlıkla bakar ve o anda ona âşık oluverir.
Prens ona doğru yaklaştığında kadının heyecandan dizleri titremeye başlar.
Prens ona doğru eğilir ve dudakları neredeyse kadının kulağına değecek şekilde şöyle fısıldar:
“Eminim şu an; zamanında beni hadım ettirdiğine çok pişmansındır!”
Yaşlı adam
75 yaşındaki adam, doktora şikâyette bulunuyordu:
“Evladım birincisinde iyi, ikincisinde de eh şöyle böyle idare ediyorum. Ama üçüncüsünde dizlerim kesiliyor, hele dördüncü de nefes nefese kalıyorum.”
“Hop! Amca ne yapıyorsun, delirdin mi? Senin birincide durman gerekir!”
“Nasıl durayım evladım, beşinci katta oturuyorum!...”
Aşk elbisesi
Yaşlı kadın yeni evlendirdiği kızının evine gitmiş.
Kızı kendisini, çırılçıplak bir halde karşılayınca şaşırarak sormuş: “Kızım bu ne hal hiç bu halde kapı açılır mı?”
Kız da annesine: “Üzerimde aşk elbisesi var anne! Nasıl oldu da fark edemedin?”
Yaşlı kadın eve gidince hemen o da kızı gibi aşk elbisesini giymiş ve kocasını beklemeye başlamış.
Aradan biraz zaman geçtikten sonra kapı çalmış.
Gelenin kocası olduğunu anlayınca hemen kapıyı büyük bir heyecanla açmış.
Tabii adam gördüğü manzara karşısında şaşkınlığını attıktan hemen sonra:
“Karıcığım bu ne hal? Böyle çırılçıplak ne yapıyorsun?”
Karısı: “Çırılçıplak olur mu? Üzerimdeki aşk elbisesi...”
Kocası da: “Hmm demek aşk elbisesi... Ama bir daha ki sefere aşk elbiseni ütülemeden giyme olur mu!...”
Oto yol
Amerika’da 22 numaralı karayolunda, devriye görevi yapan bir otoyol polisi arabasından yolu takip ederken, bir araba görmüş.
Radarda; asgari 50 km hız ile gidilmesi gereken yolda bu aracın 22 km ile hız ile gittiğini fark etmiş.
Bu araba trafiği tıkıyormuş.
Aracı durdurup sürücüyü uyarmak için aracın peşinden gidip durdurmuş.
Bir de ne görsün…
Aracı kullanan çok yaşlı bir teyze, aracın arka koltuğunda da; tir tir titreyen 3 tane yaşlı teyze…
Polisi görünce, yaşlı sürücü endişelenerek sormuş:
“Polis bey çok mu hızlı gidiyordum?”
Polis:
“Hanımefendi, hızlı değil, aksine çok yavaş gidiyorsunuz ve bu bütün otoyol trafiğini etkiliyorsunuz! Radardan gördüğüm kadarıyla 22 km. hızla gidiyordunuz.”
Yaşlı teyze:
“Ama otoyolun girişinde ‘22’ yazıyordu ve bende bu hıza uymak istedim!”
Polis:
“Hanımefendi o ‘22’ otoyolun numarası. Bu yolda en az 50 km hızla gitmelisiniz.”
Yaşlı teyze:
“Tamam, anladım bundan sonra hızlanacağım” der…
Polisin gözü arkadaki tir tir titreyen üç yaşlı kadına takılmış ve merakını yenemeyerek sormuş:
“Hanımefendi arkadaki hanımların nesi var? Rahatsızlar mı? Bir şeyden kormuş gibi de duruyorlar?”
Yaşlı teyze:
“Vallahi ben de anlamadım, 250 numaralı yoldan çıktığımızdan beri böyleler!...”
İyilik
Yaşlı kadın, bir gün, tanıdığı genç ve güzel bir kızla karşılaşmış ve hal hatır sormak için: “Nasılsın kızım, durumlar nasıl, ne var ne yok?” demiş.
Genç kız: “İyilik, güzellik efendim sizi sormalı?”
Yaşlı kadın: “Vallahi bizden yalnız iyilik!”
Yağı değiştir
80’lik ihtiyar 20 yaşındaki kıza âşık olur ve evlenirler.
Küçük kasabada büyük olay yaratan evlilik, memnun mesut devam ederken bir yıl sonra ihtiyar karısını doğum yapmak üzere hastaneye getirir.
Herkes şaşkınlık içindedir.
Derken hemşire gelip adamı tebrik eder;
“Bu mükemmel bir şey! Bu yaşta bunu nasıl başardınız?”
“Eee...” der ihtiyar. “Motoru sıcak tutacaksın kızım!”
Ertesi yıl 80’lik ihtiyarın 20’lik karısı tekrar hamile kalır ve yine aynı hastaneye gelirler.
Hemşire yine büyük bir şaşkınlık içinde:
“Tebrik ederim, bu olağanüstü bir şey!”
Deyince ihtiyar kıs kıs güler:
“Sana söyledim. Motoru sıcak tutacaksın!”
Bir sonraki yıl, ihtiyarın karısı yine hamiledir ve karısı doğumhanede iken gelen hemşire ihtiyara,
“Vay be ne erkekmişsin!” der.
İhtiyar,
“Motoru sıcak tutacaksın” diye böbürlenince hemşire atılır:
“Amca motoru fazla sıcak tutmaktan motor yandı galiba, baksana bu seferki zenci…”
Bacak ağrısı
İki yaşlı adam karşılıklı dertleşiyorlarmış.
Biri demiş ki:
“Şu sağ bacağımdaki romatizma ağrısına artık dayanamıyorum! Ne diye ağrırsa kör olası?”
“Neden olacak”, demiş diğeri... “Yaşlılıktan! Bunların hepsi yaşlılık alâmetleri!”
“Saçma!”, demiş bacağı ağrıyan. “Sol bacağım da sağ bacağım ile aynı yaşta, o neden ağrımıyor?”
Rica etsem!
Hayli yaşlı kadın alışveriş merkezinde arabasını nereye park ettiğini unutmuş, o kattaki güvenlik görevlilerinden biri onun telaşlı halini görüp: “Bir şey mi var?” diye sorunca:
“Arabamı bulamıyorum” demiş yaşlı kadın heyecanla.
Yardımcı olmak için “Ne marka idi?” diye sormuş görevli.
Yaşlı kadın görevliye bakmış, bakmış
“Rica etsem” demiş, “Bana biraz marka sayabilir misiniz?”
Tam idrar tahlili
Temel hastaneye gider.
Girişte Dursun’un ağladığını görür.
Yaklaşır ve sorar: “Hayrola hemşerim? Neden ağlıyorsun?”
Dursun: “Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmağımı kestiler” der demez bu sefer de Temel hüngür hüngür ağlamaya başlar.
Ne olduğunu anlayamayan Dursun, Temel’e sorar: “Hayırdır hemşerim. Sen niye ağlamaya başladın şimdi?”
Temel cevap verir: “Ben idrar tahlili yaptırmaya geldim.”
Üçü de
Avukat, müvekkiline telgraf çekti: “Başınız sağ olsun. Karınızın cenazesinin gömülmesini mi, mumyalanmasını mı, yoksa yakılmasını mı istersiniz?”
Ertesi gün cevap gelir: “Emin olmak için üçü de yapılsın.”
Tanıyamadım
40 yaşlarındaki kadın kalp krizi nedeniyle hastaneye yatırılmıştı.
Kendinden geçmiş durumdaydı.
Doktorlar kurtarmak için çılgınlar gibi uğraşıyordu...
Tam bu sırada beyaz ışık kadına göründü. “Yanına geliyorum Tanrım,” diye inledi kadın.
“Hayır!”, diye cevap geldi Azrail’den, “Daha önünde 35 yıl, 2 ay, 8 gün var...”
Kadın nihâyet kendine gelmişti.
Doktorlar mutluydu.
Kadın daha da mutluydu.
Biraz iyileşince kesenin ağzını açtı.
Yüzünü gerdirdi.
Liposuction yaptırdı.
Sarkmış yerlerini silikonla düzelttirdi.
Kadının ısrarlarına dayanamayan hastane yönetimi bir kuaförün gelip saçlarını plâtine boyamasına izin vermişti.
Artık bomba gibiydi kadın.
Kendini çok iyi hissediyordu.
Hayatının kalan bölümünü mutlu bir biçimde geçirmeye hazırdı.
Nihâyet taburcu oldu.
Dışarıya çıkıp temiz havayı içine çekti.
Taksiye binmek üzere caddenin karşısına geçerken bir ambulans çarptı kadına.
Vahimdi durumu.
Derin karanlığa doğru kayarken sordu:
“Ulu Tanrım, sen her şeyi daha iyi bilirsin, ama hani önümde daha 35 yıl vardı?”
Azrail cevapladı bu soruyu:
“Tanıyamadım ki...”
Kurabiyeler
Yaşlı adam ölüm döşeğindeydi...
Artık son dakikalarını yaşıyordu...
Hasta yatağında yatarken birden mutfaktan gelen kokuyu duydu, en
sevdiği çikolatalı kurabiyelerin kokusu...
Birden gözleri aralandı, kendini ayağa kalkacak kadar güçlü hissetti...
Bu şaşılacak bir şeydi, ölmek üzere olan adamı ayağa kaldırmaya kurabiyelerin kokusu yetmişti...
Duvara tutunarak merdivenlere kadar yürüdü...
Basamakları ağır ağır inerken sanki mutfağa değil hayata yaklaşıyor
gibi heyecanlıydı...
Nihayet mutfak kapısına kadar geldi...
İşte masanın üzerindeki tepside onlarca çikolatalı kurabiye, tam karşısında duruyordu...
Son gücüyle masaya yaklaştı, o kurabiyelerden bir tane ağzına atabilse sanki ömrüne ömür katılacaktı...
Bir tane almak için elini uzattı...
Ama birden karısı yetişti ve eline vurdu:
“Çek elini bakayım... Onlar cenaze için...”
Alfabetik sıra
AB’ye almak için ülke temsilcilerini sınava tabi tutuyorlar.
Birinci temsilciye soruyorlar;
“İlk atom bombası ne zaman atıldı?”
“1945 yılında...”
“Tamam bildiniz, içeri buyurun”
İkinci temsilciye soruyorlar;
“İlk atom bombası nereye atıldı?’’
“Hiroşima’ya…”
“Tamam siz de bildiniz, içeri buyurun.”
Sıra Türk Temsilcisine gelmiştir;
“Atom bombasının atıldığı Hiroşima’da kaç kişi öldü ve ölenlerin isimlerini alfabetik sırayla söyleyiniz...”
Giden para
Vaktiyle bir Amerikan kasabasındaki bankaya kovboyun biri gelip çek bozdurmak istemiş.
Veznedar başlamış sormaya:
“Doğum yerin? Sürekli oturduğun adres? Kimlik kartın? Kefil göstereceğin kişiler vs...”
Kovboy:
“Buraya bak veznedar. Sen daha önce bu kasabada yargıç olarak adam asarken bile, bu kadar belge aramazdın; ne oldu sana?”
Veznedar:
“E, demiş, burada giden bizim para; şayet giden senin hayatın olsa yine üstünde o kadar durmazdık...”