YALANLAR

Sayısaldan para çıksa, önce kimsesiz çocuklara, sonra da yaşlılara bağışlarım, haaa bi de okul yaptırırım...

Abi kızı göreceksin bir içim su...

Adem Bey şu an toplantıda... Kim arıyordu?

Sizden iyi olmasın çok iyi bir arkadaşım vardı...

Kuru ekmek bana yeter... Yeter ki huzurum yerinde olsun...

Dış transferleri 15 gün içinde bitireceğiz...

Aradım... Çaldı, çaldı açan olmadı...

Dünyanın en mutlu çifti olacağız...

Failleri en kısa zamanda yakalanacak...

Enflasyon düşecek...

Memuru enflasyona ezdirmeyeceğiz...

Bu konuda elimizden geleni yapıyoruz...

Benim işçim, benim köylüm, benim memurum...

Ben sizler için varım...

İNANILMAZ OLAYLAR

* “Modern dansın annesi” sayılan “Isadora Duncan” eşarp takmayı çok severmiş.

New York Times Gazetesinde yazılan bir yazıda anlatıldığı şekliyle 1927 de çok hızlı bir otomobille giderken, ipekten yapılmış olan eşarbı rüzgar yüzünden direksiyona dolaşmış.

Korkunç bir güçle boğazını sıkan eşarbını viyolonselcisi ve kuaförü çıkartmaya çalışsalar da başarılı olamamışlar.

Araba durduktan sonra hemen ilk yardım yapılmasına rağmen, bayan Duncan’ı kurtaramamışlar.

* Homer ve Langley Collyer, obsesyon derecesinde biriktirme hastalarıydılar.

İki kardeş gazete ve bir sürü şeyi evlerinde biriktiriyorlardı.

Evin koridorları, odaları, her yeri bunlarla doluydu.

1947’de evlerinde öldüler.

Evlerinden 100 ton çöp çıktı.

Kardeşler evde birbirlerinden 15 metre uzaklıkta bulunmuşlardı.

Beslenebilmek için gazetelerin arasında tünel yapıp öyle hareket ediyorlardı.

* Jerome Irving Rodale, sağlıklı yiyecek konusunda bir uzmandı.

Organik tarımda bir öncüydü.

Organik tarım ve bahçecilik konusunda bir dergi ve gazete çıkarıyordu.

Büyük bir övünçle en az 100 yaşına yaşayacağını söylerdi.

Rodale, 1971’de Di?? Cavett Show’da bir röportaj sırasında kalp krizi geçirip öldü.

Show sırasında uyuduğunu sanan sunucu hatta şaka yaparak “Sıkıldınız mı?” diye sormuştu.

Öldüğünde 72 yaşındaydı.

Bu röportaj hiç yayınlanmadı.

* Christine Chubbuck televizyonda intihar eden ilk ve tek haber spikeri olarak tarihe geçti.

1974 de TV programının başlamasından 8 dakika sonra sunucu depresyona girip şunları söyledi:

“Kanalın 40 yılında polisin son haberlerini, son kanlı cinayetleri ve renkli yaşamları aktardık. Şimdi bir tanesini daha göreceksiniz” dedikten sonra tabancasını çıkartıp başına dayadı ve ateşledi.

MANYAK SÖZLER

* Bebeğin tekine TIR çarpmış ama ölmemiş, neden?

Çünkü bezi bariyerliymiş.

* Bebeğiniz oldu,

Gözünüz aydın, kulaklarınız Manisa.

* Ben her şeyi düşünürüm,

Demek ki ben Tefal’im.

* Benetton

Sen etme.

* Biliyor musun, sen yüzme bilmesen ve denize girsen bile batmazsın.

Çünkü tipin kayık.

* Bir adam yatmış,

Karısı feribot.

* Bir adam ağzına yay sokuyormuş, neden?

Çünkü Yayla lezzet testi yapıyormuş.

* Bir adam çölde kalmış ve çayı çok severmiş, Çay bulmuş içmemiş, neden?

Çünkü, Ülker’siz bir çay saati düşünülemez.

* Bir adam çocuğunu dövüyormuş, kapı çalmış karısını dövmeyi bırakmış neden?

Eşek sudan gelmiş.

* Bir adamın metresi varmış,

Karısının ise santimetresi.

KAMYON ARKASI

* Demir gibi kollarım, hiç affetmem sollarım.

* Azrail bile ayağıma gelecekse, sen neyin tribindesin?

* Dün gece görmüşler seni, dağıtmışsın şanzımanı freni.

* Dağlar kurdun, yollar Ford’un.

* Kızı kolda, Ford’u yolda severim.

* Arkadaşın çok olur ama zor gününde yok olur.

* Doktor değiliz ama hastamız çok.

BEDDUA İSTEYENE

* Yüzün sivilce dola da, sürecek gram fondöten bulamayasın.

* Kuş gibi uçasın da konamayasın.

* Kulağına su kaçsın da çıkarama.

* Nezle olup da peçete bulamazsın İnşallah.

* Çorbandan kıl çıksın.

* Allah ölmüşlerine kavuştursun.

* Allah seni davul etsin, beni de tokmak emi.

* Yaşam ünitelerine bağlanan fişini çekme kararları bana sorulsun inşallah.

* Sırtından sopa, kafandan bit eksik olmasın.

İLGİLİSİNE

Çok ağır bir kalp krizi geçiren Temel, aylarca süren bir dizi önlem ve tedavi sonucu iyileşmiş.

Taburcu olmadan önce “Sonuçlarınız mükemmel…” demiş doktoru Dursun, “15 yaşındaki bir delikanlının kalbi ne kadar güçlü ise sizinki de öyle… İsterseniz koşup futbol bile oynayabilirsiniz…”

Temel sevinçle evine gitmiş, “Karıcığım” demiş, “Tamamen iyileştim... Bu gece daha evvel hiç yapmadığımız şekilde bir ‘Vahşi bir aşk’a ne dersin?”

Karısı bir an düşünmüş, “Bilemiyorum” demiş son derece isteksiz, “Kalbini zorlayabilir... Ama doktor bir rapor yazıp imzalarsa belki olabilir… Riske girmek istemem!”

Temel hemen doktoruna koşmuş, durumu anlatmış, “Tabii… Tabii...” demiş doktoru, almış antetli kâğıdını eline başlamış yazmaya...

“Bay Temel benim kontrolümdeki hastamdır... Kalbi son derece güçlüdür.

Çılgın, ihtiraslı, heyecanlı bir aşkı ne zaman isterse yapabilir... İmza Dr. Dursun... Tamam oldu işte...!” demiş doktor Dursun ve eklemiş; “Haa... Bir de eşinizin adı neydi yazıyı ona hitaben yazalım…”

“Boş verin doktor…” demiş Temel sevinçten yerinde duramayarak “Karım ‘Belki, melki’ diyip kıvırıp duruyor, olayı kişiselleştirerek kapsamını daraltmayalım... ‘İlgilisine’ deyin yeter…”

ANNEM OLSA

Korkunç bir gece, ilikleri ıslatırcasına yağan bir yağmur ve şiddetli bir rüzgâr var...

Damlaların her biri birer kurşun gibi... Herkes evine kapanmış, bakkal kapatıp gitmek üzereyken ıslanmaktan üzerine yapışmış çubuklu pijamaları, başının üzerinde geçirilirken kenarı yırtılmış naylon poşet, ayağında karşıdan karşıya geçerken ıslanmış terlikleri ile adamın biri nefes nefese koşmuş ve içeri girmiş...

“İki tane simit alabilir miyim lütfen?” demiş titreyip gözlüğünün üzerindeki yağmur damlalarını pijamasının yakasında temizlemeğe çalışarak...

“Sadece iki simit mi? Başka bir şey yok mu?”

“Yok... Bir tane benim, bir tane de Mary için…”

“Mary? Mary eşiniz mi?”

“Öyle tabii” demiş adam ağlamaklı bir sesle, “Annem olsa bu havada hiç beni böyle dışarı gönderir miydi?”

MASAL

7 yaşındaki minik kız annesinin yatak odasına gidip yatmakta olan kadıncağızdan ona masal anlatmasını istemiş…

Annesi karanlıkta kızını başucunda görünce şaşırıp “Bir tanem neden hâlâ uyumadın?... Nerdeyse sabah oluyor...” demiş, “Bak, saat iki buçuk...!”

“Biliyorum anne...” demiş minik kız, “Ama mutlaka bir masal dinlemek istiyorum...”

“O zaman gel yanıma yat meleğim...” demiş kadın, “Babanın gelmesini beraber bekleyelim o nasılsa gelince bir tane anlatacak beraber dinleriz...!”

ROBOT

Bir gün Temel’in babası eve bir ‘Robot’ getirmiş...

Robotun özelliği, “Bir yalan söylendiği zaman hemen fark etmesi ve söyleyenin suratına anında bir tokat yapıştırmasıymış...”

O gün Temel okuldan evine geç dönmüş, “Nerde kaldın oğlum?...” diye merakla sormuş babası...

“Bugün öğretmen 2 saat fazla ders yaptı baba...” demiş Temel ve robot anında fırlayıp Temel’in suratına patlatmış bir tokat...

“Bana bak!” demiş babası, “Bu robot yalan söyleyeni anında tokatlar... Bana hemen doğruyu söyle bakayım!”

“Baba, arkadaşlarla sinemaya gittik!”

“Hangisine?”

“İkinci Dünya Savaşı ile ilgili...”

“Şrrakkk!” diye bir tokat daha inmiş Temel’in yüzüne robottan...

“Pardon baba... Pardon... ‘Aşk Meleği’ adlı filme gittik!”

“Utanmalısın oğlum...” diye cevap vermiş baba, “Ben senin yaşındayken böyle filmlere asla gitmezdim...!”

“Şrrakkk!” diye bir tokat da babaya inmiş. Adam halının üzerinde sırtüstü yatarken sesleri duyan anne koşmuş içeri...

“Hemen bu robotu aldığın yere götürüyorsun!” demiş kocasına, “Oğluna ne kadar kötü örnek olduğunu görmüyor musun?”

Anında “Şrraakkk” diye bir Osmanlı tokadı da kadının suratında patlamış!

AĞAÇ KESİMİ

Orman şefliği “Ağaç kesici eleman aranıyor” diye gazeteye ilan vermiş.

Ertesi gün ufak tefek, sıska, yaşlı ve minicik bir adam müracaat edince Şef, adamın tipine bakıp “Bu olmaz...” demiş.

“Bir dakika, benim adım Temel...” demiş küçük adam, “Henüz 72 yaşındayım... Lütfen bana bir şans verin ve neler yapabileceğimi görün!”

Orman Şefi Temel’i başından savmak için “Tamam...” demiş, “Şu karşıdaki dev meşe ağacını görüyor musun? Baltanı al ve onu kes!”

Şef arkasını dönüp odasına gidemeden dev ağacın yere düşüş kütürtüsü ile birden dönmüş, bizim Temel omzunda baltası ile gülümsemekte...

“N... Nasıl yapabildin bunu bu kadar kısa sürede?” demiş Şef hayretle...

“Uzun süre ‘Büyük Sahra Ormanı’nda çalıştım...”

“Büyük Sahra Çölü’ demek istedin?”

Temel gülümsemiş, “Aa, evet...” demiş, “Şimdi artık oraya böyle diyorlar...!”

ÖRDEK

Temel, dere kenarında otururken tam yanına jeep’iyle bir adam gelip “Kardeşim...!” diye başlamış konuşmasına ve sormuş, “Dere derin midir?... Jeepimle karşıya geçebilirmiyim?”

“Derin değildir...” diye cevap vermiş Temel, “Geçebilirsin...”

Adam, Temel’e güvenip dereye arabasıyla girince bir anda suların içinde kaybolmuş, kan-ter içinde debelenerek sudan çıkıp Temelin yakasına yapışmış;

“Hani derin değildi ulan?” diye tartaklamaya başlayınca, Temel hiç istifini bozmadan;

“Birader benim gerçekten suçum yok...!” demiş “Demin bir ördek geçti vallahi su hayvanın beline geliyordu!”

DELİKANLILARIMIZ

Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı, bir de bizim Temel barda sohbet ederlerken sıra gelmiş memleketlerini övmeğe...

İngiliz, “Arkadaşlar...” demiş “Bizim biramız çok meşhurdur... Harika biralar üretiriz içmeğe doyamazsınız...”

Fransız hemen girmiş konuya “Bizim kızlarımız meşhurdur...” demiş, “Öpmeye kıyamazsınız...”

Alman içini çekip “Hey gidi memleketim...” demiş, “Biz öyle arabalar üretiriz ki binmeğe doyamazsınız...”

Hollandalı hemen atılmış, “Evlerimiz...” demiş, “Bizim dünya şirini evlerimiz meşhurdur...”

“Bizim en meşhur şeyimiz övüncümüz KGB’dir...” demiş Rus, “Dünyanın bir ucunda sinek havalansa haberdardır!”

Söz ona gelince İranlı “Halılarımız...” demiş, “Yumuşacıktır ve çok meşhurdur...”

Sonra hepsi birden suskun oturan Temel’e dönmüşler...

Temel sakin sakin bakmış onlara ve gülerek başlamış söze...

“Arkadaşlar! Bizim delikanlılarımız meşhurdur!...” demiş... “Öyle ki, alır Fransız’ın kızını, içer İngiliz’in birasını, atar Alman’ın arabasına götürür Hollandalının evine, yatırır İran halısının üzerine çatır çatır öper, değil kocasının, KGB’nin bile ruhu duymaz...”

JAGUAR

Temel yaş gününde karısına ne istediğini sormuş...

“Jaguar isterim!” diye tutturmuş karısı...

“İyi bir fikir olduğunu zannetmiyorum!” demiş Temel...

Karısı yalvarmış, ağlamış, Temel’in canına okuyana kadar...

Temel sonunda razı olup ona bir Jaguar almış...

Hayvan eve girer girmez kadını yemiş...

699 NOLU PARÇA

Temel TV tamiri yaparken arızalı olduğunu tesbit ettiği 669 no’lu parçayı ilgili firmanın “Yedek parça servisinden” istemiş... İsteğinin yerine 699 numaralı parça gelince “Aklınızı başınıza alın!” gibi sert bir not ekleyerek paketi geri göndermiş...

Bir hafta sonra 4 kelimelik bir notla aynı paket geri gelmiş “Lütfen paketi ters çevirin!”

AHA BUYDU!

Temel bir gün kadının birine elle sarkıntılık yaparak, taciz edip kaçmış.

Kadın da bunu polise şikâyet etmiş. Polisler şüpheli olan bazı adamları tutuklayıp karakola getirmiş.

İçlerinde de Temel varmış.

Şüphelileri kadın tanısın diyerek yan yana dizmişler.

Kadın odaya girmiş, Temel kadını görür görmez heyecanla; “Aha! Taciz ettiğim karı aha buydu!” demiş.