Üfürme tarihin etkisinde kalarak, siz de bir şeyler üfürmüşsünüz... Hem de iktidar partisinin Belediye Meclis Üyesi olarak, iyi bir şey yapmış gibi kurum kurum kurulmuşsunuz... Reis Paşa için ağzınıza geleni söylemişsiniz.
Ben, 5816 Sayılı Kanunu çok lüzumsuz
bir kanun olarak gören bir kişiydim.
Yani, ülkenin namusunu kurtaran kişiye hiç kimse hakaret etmez, diye düşünürdüm.
Gerekçelerim de vardı...
******
1821 yılında, Rumlar, Mora'da ayaklanırlar ve arkalarına aldıkları İngiliz, Fransız, Rus desteğiyle de bizim yerli güvenlik güçlerini bir oldu bittiyle imha ederler...
Mora'da Türkleri savunacak kimse kalmamıştır...
Bu sırada, Rum çeteleri yüz yıllarca komşu olarak yaşadıkları Türk Köylerine girerek önce on iki yaşından büyük erkekleri yakalayıp koyun boğazlar gibi boğazlarlar, bir kısmınında canlı canlı derisini üzerler... Bir kısmının da makat üstünden bir bıçakla kesik açarlar ve Türk erkeklerini tutarak kesikten omurga bölgesine ve oradan boyun bölgesinden ucu çıkacak şekilde kazığa oturturlar.
Bu arada, hemen can verenler, bu işkenceden kurtulurdu... Ölmeyenler güneş altında, yardım çığlıkları içinde ölümü beklerdi... En fazla kim yaşayacak, diye Rumlarca kontrol edilirlerdi... En fazla bir gün yaşayan oldu... Diğerleri daha çabuk ölmüştü...
Sıra kadınlara gelmişti... Hemen hepsinin ırzına geçilerek onlar da öldürüldü... Cinsel organlarına kazık sokuluyordu... Acı içinde kıvranarak terk i hayat ediyorlardı...
Geriye kız çocukları kalmıştı. Onları zengin Rumlar, odalık, diye almışlardı. Türk kızları, Rumların seks kölesi olmuştu... Biraz daha büyükler, bu vahşet karşısında ilk fırsatta, bir ip bulup koşarak bir ağaca ipi bağlayıp, intihar ettiler. O kış, meyve ağaçları, meyve yerine Türk kadınını ve kızlarını, meyve olarak vermişti...
Sonra, sıra oğlan çocuklarına geldi. Önce, kiliseye götürüldüler ve vaftiz edilerek Hıristiyan yapıldılar. Bu çocukların bir kısmı da içoğlan gibi kullanıldı...
Mora'dan kainata yükselen çığlıkları kimse duymamıştı. Yardıma gelen de yoktu.
Türk çaresizdi.
Ne Padişah ne de Halife olarak aynı kişi bir şey yapamadı. Yapmak istese de gücü yoktu... Türk, kaderiyle başbaşa kalmıştı...
Bu tarihten sonra, bütün Balkanlar, hemen hemen aynı kaderi paylaştı...
Türk, masum ve mazlum olarak ölümü bekledi. Çapsız ve liyakatsiz devlet adamı kılıklı şahsiyetler de bir şey yapamıyordu... Balkanlarda bir tek İttihatçılar, vatan savunması için bu işe baş koydular. Enver, bu mücadelede iki yüz on silahlı çatışmaya girdi. Atıf Kamcıl, Yakup Cemil, Süleyman Askeri, Resneli Niyazi Bey, Ohrili Eyüp Sabri gibi gibi kahramanlar, serdengeçtiler bu mücadelede bayrak kişiler oldu...
Sonra, Birinci Dünya Savaşı ve Mondros Ateşkes Anlaşması imzalandı. Osmanlı teslim oldu.
Bu sırada, Samsun'dan Batum kadar, Rum ve Ermeni çeteleri Mora'da yaptıklarını bu bölgede de yapmaya başladı.
Güvenlik yoktu. Sinop'tan Batum'a kadar bütün Türkler korumasızdı.
Samsun'da, yani sizin memleketinizde kırk ayrı Rum ve Ermeni çetesi vardı. Hava karardığı zaman bu çeteler, masum Türk Köylerine girip, yüz yıl önceden bu yana tecrübeli oldukları bütün melâneti yapıyorlardı...
Türk' ün namusu lekeleniyor ve kimse bir şey yapamıyordu. Rumlar ve Ermeniler, Yavuz hırsız ev sahibini bastırır gibi. Türklerin kurduğu dört çeteden şikayetçi oldular. Bu asayişsizliği önlemek için bir Askeri heyet görevlendirilecekti. Askerlik hayatı lekesiz bir komutan aradılar ve buldular... Bu asker Mustafa Kemal'di. O, on bin kadar kitaba sahip ve dört bin kadar kitabı da altını çizerek okumuş, aydın bir kişiydi. Onun son kararı, kurtuluş millete dayalı milli bir hareketle olmalıydı. En çok olay Samsun'dan bildiriliyordu. Reis Paşa'da işe oradan başlamak için, şu an hür ve bağımsız oturduğunuz, Türk'e ait bir şehir halinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir şehri olan Samsun'a geldi... Önce, sizin anneannelerinizin, babaannelerinizin namusunu kurtarmak için işe sizin şimdi ikâmet ettiğiniz şehirden başladı... Durum tespiti yaptı. Sonra, daha az tehlikeli olan şehirlerde milli bir direnç oluşturmak için harekete geçti ve büyük bir başarıyla bu işi bitirmiş oldu. Bazen en güvendiği arkadaşları bile onu yalnız bırakma durumunda oldu. O, yılmadı. Türk'ü teşkilatlandırdı. Yoktan, bir millet oluşturdu ve namusumuzu kurtardı.
Tarihi, bütün detaylarıyla okuyunca, yapılan işin büyüklüğünü de anlamış oluyoruz...
Şimdi, siz, bu adama ve onu sevenlere hakaret etme yarışındasınız...
Çok genç ve okuma azmin olmadığı için Reis Paşa'ya kimler düşman onların profilini çizeyim de, siz de hangi gruba giriyorsunuz, grubunuzu seçin, biz de tavrımız ona göre takınmış olalım...
******
Reis Paşa'yı kimler sevmez...
1- İslam düşmanları sevmez, çünkü, Mora'da nasıl İslamı bitirdilerse Anadolu'da da bitireceklerdi, Reis Paşa buna engel oldu.
2- Ermeniler sevmez, çünkü Anadolu'da bir Ermeni Devleti'nin kurulmasını engellemiştir de ondan, Ermeniler sevmez...
3- Rumlar sevmez. Çünkü, Pontus Rum Devleti'nin kurulmasını Topal Osman'la birlikte Reis Paşa engellemiştir. Bu yüzden Pontus severler ile dönme ve devşirmeler de Reis Paşa'yı sevmezler...
4- İngilizler Reis Paşa'yı sevmezler. Çünkü, İngilizlerin büyük bir emellerinin gerçekleşmesini engel olduğu için sevmezler... Hatta, Reis Paşa aleyhine, bizden görünen, yerli işbirlikçileri bularak, sahte evrak ve belgeler de oluşturdular ve sizin gibilerini de Türk'e ve Reis Paşa'ya düşman ettiler...
5- Hoca efendi kılıklılar, Reis Paşa'yı sevmezler. Çünkü, Reis Paşa, kadına değer vermiştir. Kadını cahil bırakarak seks kölesi gibi kullanılmasını önlemiş ve kadını birey yapmıştır. Reis Paşa, olmasaydı, bu gün evinizde oturuyor ve kimbilir kimin, kaçıncı eşi olarak hizmetçilik ediyordunuz. Siz, bu gün beldenizin meclisinde görev yapıyorsanız, bunu da Reis Paşa'ya borçlusunuz. Çünkü, seçme ve seçilme hakkınızı da Reis Paşa vermişti...
6-Reis Paşa'yı Arapçılar sevmez. Çünkü, Türkleri, bir yüz yıl sonra Araplaştıracaktık. Bir adam çıktı,bütün planlarımızı bozdu... Bu emelimize engel oldu. Türk dedi, Kur'an dedi... Biz, mevzu hadisler ve hurafelerle işimizi ne güzel döndürüyorduk. Bu adam, üniter devlet, dedi. Aydınlanma, dedi. Kuran'ı Türkçeye çevirttirdi, halkı eğitti. Halkın bize danışması işini de engelledi. Ne güzel halkı söğüşlüyorduk ki bir adam geldi, düzenimizi bozdu, dediler. İşte bu zatlar, Reis Paşa'nın düşmanıdırlar...
7-Ülkemizi soyan Duyûn-u Umumiyeciler Reis Paşa'dan şikayetçiydi. Çünkü, Reis Paşa, Tren yollarını, Limanları, Gemi İşletmelerini devletleştirmişti.
Bu imtiyazlı sınıfı, Reis Paşa, ülkemizden kovdu. İşte, bu zatlar da tatlı kârlarını kaybettikleri için Reis Paşa'nın düşmanıdırlar...
8-Halkı bilinçlendirdiği, okuma yazmayı geliştirdiği için halkın sırtında bir kene gibi duran ağalar, tarikat şeyhleri de Reis Paşa'dan şikayetçiydi...
9-Türk ve Müslüman görünümlü Ermeni, Yahudi, Rum, Arap ve diğer milletlerden kişiler de Reis Paşa'dan şikayetçiydi..
Çünkü, Mason Dernekleri gibi ucu dışarıda olan ne varsa bu gibi durumda olan her şeye Reis Paşa karşıydı. Bu yüzden, bu durumdaki zatlar da Reis Paşa'yı sevmezlerdi...
Bu maddelerden hangisine mensupsunuz ki siz de Reis Paşa'yı sevmiyorsunuz?
Reis Paşa, kendi adını, fethedilemez, alınamaz kale anlamında Kamal olarak değiştirdi... Çünkü, ruhu buna uygundu. Türk çocuklarının alınamaz bir kale olmasını istiyordu... Bence, çukur ruhluların onu anlaması mümkün değildir...
Size, sizin gibi olanlara tavsiyem her şeye bulaşabilirsiniz;ama Reis Paşa'ya bulaşmayın, derim.
Bilgi edinmeniz dileğiyle...
******
Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam.