Daha önce Cumhuriyetçilik umdesi üzerine bir yazı yayınlamıştım. Bu konuda birçok arkadaşımız da kendi fikirlerini ortaya koyacak beyanlarda bulundular...

Genelde,ilk yazımıza yorum yapan arkadaşlarımızın ortak bakış açısı, hem parti hemde yönetim şeklimizde  olumsuzlukların olduğu üzerine ortak bir yargı oluşmak üzereydi... Temenniler, Cumhuriyete sahip çıkma üzerine yoğunlaşmıştı... Bu yazılar belki de doğru taşı doğru yere atma  yazısı olarak da görülmeli, diye düşünürüm.

Şimdi de CHP'nin bir başka umdesi olan "Milliyetçilik" kavramı üzerine duygularımızı paylaşalım...

Burada, ilk önce "Türk Milleti kimdir?" kavramı üzerinde durmalıyız... Bu Soruyu  cevapladığımızda gerekli olan değerlendirme için de bir yol açmış oluyoruz...

Buna göre,Türkiye, Türklerin bir  imparatorluk bakiyesi olarak, Batı Türklüğünün yok olma aşamasından çıkıp yeniden varlık gösterdiği bir mücadele ve sonucunda geriye kalan insan kaynağımızın tamamı, Batı Türklüğünü oluşturuyor, diyebiliriz...

 Türklerin, iyi bir komutanla  neler yapabileceğinin örneğini de  gördüğümüz büyük bir mücadele verilmiş ve yıkılan Osmanlı Devleti yerine yepyeni bir devlet olarak  da Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş oldu.

Burada, vatan duygusu ön planda olan kişiler, hiç düşünmeden cepheye koştular ve bin bir güçlükle de düşmanı,

 vatanımızdan söküp atmış oldular...

 Bu mücadelede, az veya çok herkesin katkısı olmuştur.

 Tabii ki yabancı devletlerin şefkatine sığınmak isteyenler de olmuştur. Burada, Saray, Saray Hükümeti, bir kısım subay, ulema sınıfından bazıları da böyle bir mücadeleye karşı duruyordu.

Anzavur, Ali Batı, Koçgiri, Konya, Düzce ve diğer küçük çaplı isyanlar da güçlükle bastırıldı...

İsyan edenlerin vatan duygusundan uzak olmaları da toplumsal yapımızda büyük yaralar açmış oldu.

Reis Paşa, büyük bir sabırla ve dirayetle başarılı bir süreç yürüttü...  Türk Milletine yeni, bağımsız bir devlet de kazandırmış oldu...

Reis Paşa'nın, başlangıçta yanında olanların bir kısmı  da daha sonra padişah  yanlısı davranışlar sergilemişlerdir... Bu yüzden, zamanla yol ayırımı oluştu.

Devletimizin varlık sebebi olan Lozan ve yenileşme hareketleriyle de  yeni bir ülke kurulmuş oldu...

Bu ülke, birbirini seven, ortak değerler ve paydada birleşebilen kişilerden  oluşmalıydı...

Vatan savunması zaferle sonuçlanınca yeni bir savaş başlatıldı.

Büyük bir millet olabilme ideali içinde olmalıydık... Ayrıca, sınıfsız, imtiyazsız bir devlet oluşturabilmek için de cehalete  savaş açıldıi...Dil  birliği ortak payda olmalıydı. Herkes birbiriyle anlaşabilmeliydi... Eğitim seferberliği yapıldı... Bu yüzden alfabe değişikliği de gündeme geldi ve uygulandı...

Böylece, kıvançta ve tasada  aynı duyguları taşıyan ve paylaşan büyük  bir millet varlığı oluşsun istendi... Bunun oluşması için de çok çalışıldı...

Ayrıca, bu mücadele bize Türk Milletinin , yeniden tarih sahnesine çıkmasını sağlamış oldu...

İşte, Milliyetçilik umdesi'nin temelinde bu duygu ve "Türk Milleti" kavramı yatmaktadır.

O zaman "Türk Milleti kimdir?" sorusuna da cevap vermemiz gerekmektedir...

Türk Milleti kimdir?

Tarihin karanlık dönemlerinden itibaren varlığını sürdüren en eski insan  topluluklarından birisi de Türklerdir...

O zaman, Türk Milleti özne olarak çok önemlidir...

Varlığımızın öznesi olan Türk Milleti, CHP için ne anlam ifade ediyor? Şimdi bunu sorgulayalım...

1- "Türk Milleti kavramı"  CHP yönetiminin  yeniden oluşturduğu , parti programında yok denecek kadar az sayıda geçmektedir... Ancak, milletimiz, bu topraklar üzerinde yaşayan bizim insanlarımız, gibi söylemlerle Türk Milleti kastedilmektedir. Yine, Türk Milleti kavramı parti programında neredeyse hiç geçmemektedir...

Yeni parti programında, "Türk Milleti" kavramının olmaması bir bakıma ikinci açılım  dönemi sufliliğine  parti yönetiminin sahip çıktığı anlamını da   bize hatırlatmaktadır...

Parti Tüzüğü'nde  sadece birkaç yerde adı geçen milletin adının "Türk" olduğunu da unutmamak gerekir...

2- Milli Bağımsızlık, Türk Milleti' nin  değer verdiği en büyük kavramlardan birisidir...

Bölücü terör örgütü, milli bağımsızlık kavramını biliyor ve bunu örseliyordu.

Dış güçlerin maşası durumundaydı. ... Ancak, eylemleriyle de Türk Devleti'ni yıkmayı aklına koymuştu... Günümüzde, bu kavramı ortadan kaldırmak için ,  terör örgütü, her türlü entrikayı yapmaktadır... Bu yüzden, Yüce Türk Milleti 'nin varlığına göz diken teröristlerle mücadelede hiç taviz verilmeden sürdürülmelidir, derim. Türk Milleti' nin düşmanlarıyla mücadele etmek her Türk'ün birincil görevi olmalıdır... Bu mücadeleye, ben Türk'üm, diyebilen herkes, her zaman ve  her yerde, daima hazır ve nazır olarak beklemelidir... Türkler, terör örgütün imha etmek için, teröristi nerede görürse hemen harekete geçmeli ve terörü yok etmek  için çalışmalarını da  titizlikle sürdürmelidir, derim.

CHP, yeni tavrıyla da sessizliğe gömülmüş, izlenimi vermektedir.

Yoksa, CHP'nin iki başlı yönetiminin her ikisi de terör örgütüyle yeni bir anlaşmamı yapmıştır ki sessizliğe bürünmüştür...  Böyle bir fiili durum karşımıza çıkarsa, halk ne yapacaktır, bunu da düşünmek gerekir...

3- Ülkemiz, imparatorluk bakiyesi olarak, bir topluluklar cenneti durumundadır... İster az konuşulsun ister çok konuşulsun, kurucu irade, kapitülasyonları kaldırarak, kanun önünde herkesi eşit kılmıştır...  Bu yüzden halkın çoğunluğu  olarak ki, bu oranın %85 kadarı  da Türk'tür ve Türkçe konuşmaktadır... O zaman, Halkın çoğunluk dili olan Türkçe de halkın tamamının konuştuğu dil olarak, Türkçe olmalıdır, kararı kurucu irade tarafından verilmiş ve bu durum karşı tarafa da kabul ettirilmiştir... Ülkemizdeki çok dilli ve çok kültürlü  toplulukların da  varlıklarını  sürdürmesine izin verilmiştir.

Sadece, herkes için ortak iletişim dili olarak, çoğunluğun konuştuğu Türkçe, resmi dil olarak kabul edilmiştir... Son zamanlarda, açılım ve açılım işlerine bulaşan CHP'nin yönetim Kadrosunda, ikinci bir dilin de resmi dil olarak kabulüne doğru bir meyil  görülmektedir. CHP içine sızan guguk kuşu, bir grup milletvekili de dil birliği konusunda, suskun davranmakta, bir kısmı da açıkça bu durumu desteklemektedir... O zaman, ülkenin parçalanmasına doğru gidecek olan bu durum karşısında, kurucu partinin bu zoraki nikahtan ayrılması gerektiğini bir kez daha hatırlatırız. Dil meselesini kabul eden bir CHP, kurucu parti özelliğini de kaybetmiş demektir... CHP'yle de ayrıca mücadele etme, durumu ortaya çıkacaktır ki bu, hiç de kabul edilebilir bir durum değildir... CHP, bu konuda hiç taviz vermemelidir...

4- Ulusalcılık, yani, tasada ve kıvançta bir olmak, ortak duygular içinde olmak...

CHP, bazı konularda yönetim erkine gerekli olan tepkiyi gösterememektedir. Ülkemizde on milyon kadar vatandaşımız olmayan sığınmacılar yaşamaktadır. Bunlar, Türk toplumuna entegre olmak istememektedirler. Demografik yapımızı bozmaktadırlar. İktidar erkinin, "Türk, Kürt, Arap" sözcüklerini sıralaması, ülkemizi üçlü bir yapıya bölmek ve daha sonra, bağımsız devletler olarak, topraklarımızda , üç ayrı  devlet  kurulsunu, istemek demektir. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Bu söylemler, ulus kimliğimize bir saldırıdır. Bu konuda CHP, herkesten çok milli duruş sergilemelidir... Şimdilik bu tavrı tam olarak göremiyoruz. Terörist mezarlarına çiçek koyan milletvekillerine de yönetimce bir şey yapılmamış olması, kabul edilecek bir davranış değildir, derim.

5- Kültür Birliği

CHP, ülkemizin kültür birliği için 1938 yılına kadar güzel işler yapmıştır. Daha sonra bu konularda Köy Enstitüleri hariç bir şey yapmamıştır.

Yerel yönetimleri, Türk kavramına, şehit kavramına uzak durmaktadır...

Meselâ, Çaka Bey'in sembolik mezarını ve anıtını yapmamıştır. Çanakkale Sokak, Cadde, Park ve Meydanlarına Mustafa Kemal'in emrinde savaşmış ve şehit düşmüş Alay Komutanlarının adını vermekten imtina etmiştir...

Çanakkale Milletvekili ve Demokrasi Şehiti Rahmetli Fatin Rüştü Zorlu'nun adını Çanakkale sokak, cadde, park ve meydanlarında yaşatmayı bilememiştir. Fatin Rüştü Zorlu, bu günkü Kuzey Kıbrıs Türk Devleti'nin kurulmasını sağlayan garantörlüğü bize kazandırarak  çok büyük bir iş yapmıştır. Siyasi rakibimiz, diye bazı başarıları görmezden gelmek makul bir iş değildir.

Bu konularda, CHP'nin sicili epey bozuktur. Mesela, Alan Kılavuzluğu meselesi, CHP'nin ilgi alanı dışında gibi izlenimi vermektedir. Bu mesele, hem turizm hem de gelir getirici bir iş olduğu gibi, birlikte yaşama duygusunu pekiştirecek bir iştir de... Ancak, CHP, bu işte de üç maymunu oynamaktadır.

Bu durum, Kültür birliğimize darbe vurmaktadır... Sadece hatırlatırız...

6-Vatan bütünlüğü konusunda, ülkemizi bölmek için uğraşan terör örgütünü protesto edemeyen bir CHP kabul edilemez. Ege Denizi'nde Rumlarca işgal edilen on sekiz  adamız için bir söylemi olmayan CHP kabul edilemez... Süleyman Paşa Sandukasını  sınırımıza taşıyarak Türkiye dışında var olan vatan toprağımızı kaybetmemiz, konusunda CHP sınıfta kalmıştır...

CHP, vahşi madencilik  meselesinde parlamentoda yeterli mücadeleyi ve muhalefet tavrını da  gösterememektedir.

CHP, yeni bir tarih yazımı ve müfredatla hem Reis  Paşa'yı hem de Türk Milleti'nin birlikte yaşama azmini pekiştircek çalışmalar yapmalıdır.... Bunları da görememekteyiz...

Sahi, CHP hangi sosyal grubun partisidir? Bir bilsek de ona göre tavır alsak.

Bence, CHP, önce Türk olmayı bilmeli...

Yoksa, ülkemiz, kaosa sürüklenecektir...

Benden uyarması...

Şimdilik bu konularda söyleyeceğim, bunlardır. Dostlarımız, kendi görüşleriyle  katkı sunarak, bakış açımıza  zenginlik katabilir.

Bağımsızlığımızın ve toprak bütünlüğümüzün teminatı olacak bir CHP'yi özlüyoruz...

Bilgi edinmeniz dileğiyle...

******

Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam..