Farklı pencerelerden toplumumuza bakarak, kendi görüşünü aynı topluma dayatan, iktidar ve muhalefet severlere, birkaç söz...
Biz önce, Liyakat ve Dürüst kişileri seçip başımıza getirmeliydik...
Bir uygulamadan dolayı Erbakan Hoca, bizim çocuklar da işi öğrenmiş, diyerek çürümenin dolaylı yoldan daha önce de var olduğunu beyan etmişti...
Sadece, çeyrek yüzyılda olanları sırasıyla inceleyip "yapılanlar ve maliyet hesapları" çıkarıldığında bilinçli bir yolsuzluk( 17-25 Aralık, Ankara, İstanbul, Bursa, Balıkesir, Düzce Belediye Başkanları'nın görevden istifa ettirilip adaletten kaçırılması, Adalar Denizi'nde on sekiz adamızın işgali, Kuzey Irak ve Suriye petrollerinin el altından Türkiye üzerinden İsrail'e ve diğer ülkelere satılması ve bu kaçak gelirin ABD Doları üzerinden yapılması sonucu, doları takip eden ABD'den de iş, tahkim mahkemesine götürülür ve bir milyar beş yüz milyon dolar ceza almamıza sebep olunur... Bu arada, bu işe sebep olanların da kamu oyundan kaçırılması, çevre felaketleri, şimdiki Mili Eğitim Bakanı'nı makama getirmek için, ünvan vermek ve rektör olması için iki yıl bekleme süresini önce kaldırıp atamayı yaptıktan sonra da tekrar kanunun eski haline getirilmesi işlemi, emeklilerin süründürülmesi ve bu durumun gündeme gelmesinin önlenmesi, yasaklar, yolsuzlukla mücadele ve yoksullukla mücadele edilecek, deyip bunların hiçbirini gündeme getirmemek ve değerlendirmemek...
İktidarıyla muhalefetiyle ülke problemlerini çözebilecek bir siyasi programın, kamuoyu gündemine getirmemek, hepimizin yaşadığı bir gerçektir.
Yukarıda yazdığım herhangi bir olay bile, iktidar değişikliği için yeterli bir durumdur...
Bir proje gibi, iktidarıyla ve muhalefetiyle çapsızlıkları ve yeteneksizlikleriyle ün salmış siyaset kurumu, ülkemizi felâha kavuşturacak siyasi kuruluşlar değilerdir, yargısı bizde oluşmuştur... Halk çaresizdir..
Ülkemizde, sadece doğruları söyleyecek bir aydın krizi ve problemi de vardır.
Aydın, doğru peşinde koşmalı. Doğruya doğru, eğriye de eğri diyebilmeli...
Ülkemizin gündemi lüzumsuzca işgal ediliyor ve gerçeklerin kamuoyunca bilinmesi, bilinçli bir şekilde önleniyor...
Türk Aydını, aklını başına toplamalı ve yeni fikirleri ortaya atarak, Türk Milletine umut olmalı...
Hırsıza, her kimse, herkes de "hırsız" demeli...
Benim hırsızım, senin hırsızını döver tavrı terk edilmeli...
Hukuk, herkese işlemeli...
İçimizdeki en bilgili ve yetenekli kişiler kamu idaresinin başında olmalı...
Bunun için siyasi partiler Kanunu değişmeli. İki dönemden fazla kimse, hiçbir görevde olmamalı... Siyasi parti üyelerinin hepsinin katıldığı bir ön seçimle adaylar belirlenmeli...
Siyasi partilere, devletin ekonomik desteği bitmeli... Siyasetin finansmanı açık hesaplarda, herkesin görebileceği şekilde, şeffaf olmalı...
Puştların ve zenginliğinin nereden geldiği meşkuk kişilerin siyaseti dizayn etmek için siyasi partilere finans sağlaması önlenmeli...
Ülkemizde, hiçbir görev iki dönemden fazla sürecek bir süreye evrilmemeli...
Anayasa'nın iğdiş edilmesine izin verilmemeli...
Türkçe'den başka bir dilin resmi dil olması teklif bile edilebilmemeli...
Yerel yönetimler de, mahalli dillerin kullanılması derhal önlenmeli... Başka başka dillerde yer adları kullanılmasına izin verilmemeli... Çünkü, bir tabelada en az on farklı isim ortaya çıkar ki bu da aptalca bir durumdur...
Anadolu coğrafyasında , biz, son kez gelmeden önce, Anadolu'da, bir tane bile Kürt yoktu. Bize muti, diye onları 1500'lerde biz Anadolu'da getirdik...
Şimdiki, İdlip ve Afrin'de çok küçük gruplar halinde varlardı...
Bizim, bu coğrafyaya son gelişimizde de bize karşı ayaklandılar ve Meytafakirin, denilen yerde, bunların tamamını kırdık. Sonra, bize muti bir topluluk oldular ve biz de onlara sahip çıktık...
Diyarbakır'da, 1500 yılında bir tane bile Kürt yoktu.. Arşiv orada duruyor. Hâlâ, Çermik, Çüngüş, Ergani Türk'tür... Türkiye Kürtleri, %80 Türk, %10 Ermeni ve %10'da genleri meşkuk Kürt ve başka topluluklardan oluşmaktadır.
Bölücü örgütün bile yazışmaları, anlaşmayı sağlamak için, Türkçe'dir...
Özetle, biz, ülkemizde emeli olan dış güçlerin ve içimizdeki bazı, nesebi meşkuk kişilerin dayatmasıyla savruluyoruz.
Bu savrulmalar, bilinçli bir tarih şuuruyla önlenir.
Biz, işe buradan başlayıp, üniter yapımızı bozacak her türlü girişimi de faş edip önlemeliyiz, derim.
Son sözüm:Türk olun!
Göreceksiniz ki birçok problem kendiliğinden çözülmüş olacaktır...
Ha! Hiç kimsenin de yaşayışına, özel hayatına, kültürel değerlerine ve kendisini ifade etmesine engel olunmamalı...
Herkes, herkese saygılı olmalı...
En önemlisi de uyanık olmalıyız...
Gönülden selamlar...