Bizim Reis(Prof. Dr. Vahit Türk), Damira İbrahim adlı arkadaşıyla yukarıdaki başlıkla büyük kırım dönemi olan yirmili yılların sonunda ve otuzlu yılların, ilk yıllarında (1929-1933) Kazakistan'da, Stalin Kasabı'nın yaptığı soykırımı anlatan bir kitabı Türkiye Türkçesi' ne aktarmışlar.
Kitabın tanıtım yazısının altına aşağıdaki yorumu yazmıştım.
Önemine binaen bir kez de böyle bir paylaşımla görüşlerimi açıklamak istedim.
Okunması dileğiyle...
Bilgi edinmenizi ve iç dünyanızda oluşacak duygularınızı da yazmanızı beklerim...
Şimdi, yazıyı okuyalım...
"Reis,
Bir de Gulaglara göndererek, oralarda yok etmek, vardı... Aleksandr Soljenitsin çok güzel anlatmış. Türkler ve "Ruslara göre" Türk tohumu olan Ukraynalılar bu işte kırıma uğratılmıştır... Sınıfsız ve eşit bir toplum yaratmak için ve sanayileşmek için ucuz iş gücüne ihtiyaç vardı. Bu iş gücü Türkler ve Rus'a problem çıkaracağı düşünülen toplulukların Gulaglara gönderilmesiyle çözüldü.
Tohumluk olarak ayrılanlar da dahil buğday, mısır ve başka bitkiler yetişmesin ve tam kıyım olsun, diye bütün tohumlar toplatıldı. İnsanlar, yeni doğan çocuklarını bile yamyamca yemişler. Ayrıca, yeni gömülen cesetler de çıkarılıp yenmiş. Bunları okuduğumda, insanlık adına bunalıma girmiştim. Bu ne vahşet...
Günde bir öğün yemek ve on sekiz saat çalışmak... Rusya, sanayileşti;ancak, Türk ve Ukraynalıların kan ve gözyaşlarıyla...
Sonra, Volga ve Don Nehirleri'nin Kanal gibi kullanılması işinde de Türkistan, Kafkasya ve Ukrayna coğrafyasında yaşayan bizim insanlarımız kullanılmıştır. Burada çalışıp ölenler de bu su yollarının kıyılarına gömülmüşlerdir.
Bunlar, kimlerdir? Hangi ana baba kuzusudur? Bilmiyoruz...
Stalin, yirmi beş milyon kişiyi öldürtmüştür... Tetikçisi de Beria'ydı...
Mao, altmış beş milyon kişiyi öldürtmüştür. Çoğunluğu Türk kökenlidir.
Kızıl Kımerler, iki milyon kişi öldürmüştür...
Ha!
Bizim yerli Marksistler de kitlesel olarak Ülkücü kıyımı yapmışlardır...
Niyazi Haskırış, Selim Aksakal, Murat Menteş, Salih Zencir ve diğerleri... Adana'daki teknik öğretmenler, Ankara Kasalarda, Piyango Tepe'de. İstanbul'da Haşatlılar ve Karadenizli işçiler. Bunlar da masum insanlardı. Stalinist uygulamaya maruz kaldılar.
Şimdi güzelleme yapılan, Terör örgütü mensuplarının Başbağlar'da, Mardin'de, Bingöl' de yaptıkları da aynısıydı... Günümüzün Stalin'i olan ve kendisine ada tahsis edilen it de Türk'e ve masum insanlara katliam yapan bir canidir... Ermeni tohumudur...
Neyse, yüreğimdeki yarayı deşmiş oldunuz...
Altmışlı yılların sonları ve yetmişli yıllar içinde de benim gibi birçok masum kişi, devrime engel oluyor, diye öldürülmek istendi... Tesadüflerle hayatta kaldık... Şimdi, köşemize çekildik ve Türk için, sadece gözyaşı döküyoruz... Aslında, bunları yazmamız gerekirdi... Hep ihmal ettik... Bazen, niyetleniyorum, hadi, yazayım diyorum;sonra, yürek yaram kanıyor ve yazamıyorum.
Elimizde, gözyaşımızdan başka gücümüz de kalmadı...
Bir de eksiliyoruz...
Bu konuları yazarak İyi bir iş çıkartmışsınız. Bizim yapamadığımızı yaparak, gelecek nesillere belge bırakmışsınız, ne güzel...
Tebrik ederim.
Çalışmaya devam...
Var olun...
Türklük için "gök girsin kızıl çıksın!"
Gönülden selamlar..."
******
Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam...