Cumhuriyet Halk Partisi 'nin prensipleri olarak altı ok' u var.

Bunların hepsini tek tek sorguladığımızda, son çeyrek asırda, bu prensiplere ne kadar uyulduğunu da sorgulamakta fayda görmekteyim.

Burada, asıl amacım Türk Seçmeni'nin bilinçli seçmen olmasını istememdir...

Bu maddelerden ilk ele almak istediğim "Cumhuriyetçilik" maddesidir.

Dünyada bir çok cumhuriyet var. Çin Halk Cumhuriyeti, İran İslam Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti... Örneklendirme yaptığımız bu cumhuriyetlerin hiçbiri de birbirine benzememektedir... Çin'de muhalefet yoktur. İran'da kimin seçileceğine molalar Meclisi karar verir. Demokratik Kongo da ise siyasi başat güç diğer siyasi partilere  yaşama hakkı tanımaz. Siyaseten, silahlı mücadele vermeye de zaman zaman devam etmektedirler.

Bizde ise cumhuriyet, seçimli, siyasi partili bir sistemdir. Parlamenter demokrasi şeklinde bir siyasi hayatımız vardır...

Bizim siyasi  partilerimiz, homojen bir seçmen kitlesine sahip değildir...

Parlamentoda temsil edilen ve grubu bulunan partilerimizin yapıları incelendiğinde gördüklerimiz şunlardır ...

Birincisi, siyasal islamcı, liberal, batıcı, tek adamın kararlarının geçerli olduğu, Türk kavramının içinin boşaltıldığı, üniter yapının örselenmesi gerektiğini düşünen, cemaati, tarikatçı ve Türk'e ve devlet kurucusuna düşman bir siyasi yapıyı görmekteyiz.

Ayrıca, bölücülüğe prim vermekten çekinmeyen, devlete ait her şeyi satan ve halkı borçlandıran bir eylemi uygulamakta beis görmeyen yapıda siyasi bir kurum, karşımızdadır.

İkinci güç, devletimizi de kuran bir siyasi organizasyondur. Genelde, üniter yapıdan yana, seçimlerde  adayların tespiti  için  genelde  ön seçim yapan, halkçı, bilimsel gelişmeye açık, dine saygılı, hödüklüğe kapalı, Türk kavramına saygılı bir muhalefet olarak algılanmaktadır...

Üçüncü parti, ülkemiz için, kurulu nizamı yıkmak için uğraşan, elli beş bin insanımızın katili olan narko terör örgütünün siyasi uzantısı olan, milli olarak gördüğü  her şeye karşı olan, Türk, Türk Bayrağı, Türk Dili, Türk vatanı, Türk Anayasası, gibi kavramlara düşman, "yıkılasın Türkiye" , sloganıyla hareket eden bir siyasi organizasyondur. Halk düşmanı bir yapı... Bu yapıya hem birinci parti hem de ikinci parti oy kaygısıyla  şefkatli davranmaktadır. Azınlık ırkçılığı yaparak Türkiye'yi yıkmak için her şeyi yapan dış destekli siyasi bir yapıdır, karşımızda olan. Onlar için vatan savunması yapan güvenlik güçlerimizden şehit düşenler, yok hükmündedir.

Bunların siyasi temsilcilerinden bir kişiyi bile, şehit cenazesi için cami avlusunda göremezsiniz... Bu yapıya, ülkemizde var olan milliyetsiz Marksistler ve Sosyalistlerle bazı Devrimci oluşumlar da destek vermekten çekinmemektedirler... Tabii ki bazı dinci hizipler de bu gruba arka çıkmaktadır...

Dördüncü siyasi yapı ise fakir Anadolu çocuklarından oluşan ve vatan, bayrak, namus, ülke bütünlüğüne saygılı olmak ve vatan savunucusu, ilerlemeci, toplumcu, dine saygılı, dürüst, fedakârlıkta sınır tanımayan, Türk 'le yatıp Türk' le kalkan bir yapıya sahip bir partimizdi...  Ülkemizin her türlü kötülüğe karşı sigortası olan bir siyasi yapısıydı.

Şimdi, üçüncü yapının en büyük destekçisi oldu... Bu siyasi partinin  gelişmesi için  emek verenler, yeni söylemin sahibine karşı söyleyecek söz bulamamaktadırlar... Kaos içindedirler...

Beşinci yapı, dördüncü yapının içinden çıkmış, milli duruşu simgeleyen, dürüst bir siyasi duruş sergilemektedirler... Ancak, içlerinden seçilip de başka partilere giden yedi kişi için, aday yapacakları kişileri tanımayan, bilemeyen bir siyasi organizasyon görüntüsü vermektedirler.

Gelelim, diğer oluşumlara...

Bunlar, dikkate alınacak siyasi yapılar değiller.

Çünkü, bunlar, Birinci siyasi oluşumun ya türevleri veya  oradan ayrılan siyasi yapılardır. Ayrıca, birkaç milletvekili ile temsil edilen başka başka partiler de var ki bunlar üzerinde durmaya değmez...

Şimdi asıl konumuz olan CHP'ye gelelim.

Her şeyden önce, iktidar olmaya en yakın siyasi partiydi... Muktedirlerin parti içi hizipleri iyi tespit etmeleri ve siyasi, hukuki bazı oyunlarla bu siyasi yapının içini kurcalamalarıyla bütün dengeler altüst oldu.... Değişmiş oldu...

İhtiraslı bir zat olan eski genel başkan, geçmişi karanlık bazı tutum ve davranışlar göstererek, kullanışlı eleman olduğunu da göstermişti. Şimdi, ana muhalefet, iki başlı, ikiye ayrılmış seçmen kitlesiyle, ülke yönetimi denkleminden dışarıya doğru çıkarılma aşamasındadır...

Burada, hukuk da sopa olarak kullanıldığı için kimin üstün geleceği bilinmektedir... Hukuk'un ülke yönetiminde taraf olarak kullanıldığı geçmiş dönem uygulamaları da bilinmektedir. Burada, kitlesel bir uygulama görüyoruz ki bu gelecek seçimlerin de kaderini yüzde yüz etkileyecektir...

Peki!

Bu duruma nasıl ve neden geldik?

1- Millet iradesi meselesi, CHP'yi hiç ilgilendirmedi... Seçimlerde yapılan hileler için kılını bile kımıldatmadı. Ayrıca, mücadele vermek isteyen vekillere de destek olunulmadı... Yani, millet iradesi iğdiş edilirken CHP yöneticileri meydanlarda yoktu. Muharrem İnce'nin yalnızlaştırılmasını da  ibretle izledik...

2- Oy verme...

CHP, oy verme meselesinde, yeni sistemde, kendi ruh dünyasına da  ters kişilere oy verilmesi istendi..

Tıpış tıpış oy verecekler, diye seçmenlerle dalga geçildi...Seçmenle dalga geçen bu zat, derhal görevden uzaklaştırılmalıydı. Bu yapılamadı. Şimdi, aynı zatın kumpası ve hırsıyla parti çıkmazlara sürüklenmiş olmakta...

3- Millet Meclisi...

Partinin milletvekilleri, birçok meselede, meclise bile gelmediler. Bilhassa maden meselesinde, Alan Kılavuzları meselesinde tribünlere oynadılar... Yine, ihraç edilen teğmenler meselesinde de daha aktif olabilirlerdi, olamadılar...

4- Ulusal Egemenlik...

Yunanlıların Ege Denizi'nde on sekiz adamızı işgal etmelerine sessiz kaldılar. Hele, Süleyman Şah Türbesi'nin nakli meselesi, monşer milletvekillerinin hiç de umurunda olmadı. Şehit cenazeleri yerine, terörist hendeklerine çiçek koyan vekillerine ağızlarını bile açamadılar. Guguk kuşu operasyonuna da ses çıkaramadılar. Parti, Atatürkçü çizgiden çıkarak, terörist sever bir çizgiye doğru evrildi. Bu konuda da kimsenin gıkı çıkmadı.

Ayrıca, çağdışı kalan  parti programını güncelleme işinde de  geç kaldılar. Somut bir parti programı ortaya koyamadılar...

5-Seçme ve siçilme işlerinde, partinin en liyakatli kişilerini değil, en cambaz kişilerini listelere koydular. Merkezden koyduranları  Belediye Başkanı yaptılar, Aydın, Afyonkarahisar, Çanakkale örneklerinde olduğu gibi.

Parti örgütünü çöp niyetine kullandılar. Onların iradesine başvurmadılar...

Şimdi, gelinen noktanın müsebbibi de bütün parti üyeleri ve çalışanlarıdır... Çalışanlar, kendi iradelerinin parlamento da olmamasının hesabını soramadılar... Bu durumda, önümüzdeki seçimlerde de aynı tavır olacaksa yeni bir seçim yenilgisi daha yaşanacaktır, derim.

6- Yönetim...

Parti yöneticileri için , daha partiyi yönetemiyorlar ki bunlar, bir de ülke yönetecek, bunlara ülke bırakılır mı? Ülke teslim edilir mi? Kaygısı oluşturuldu... Artık ağzınızla kuş tutsanız  bile iktidar olma ve ülkeyi esenliğe kavuşturma  fırsatını da kaybetmiş oldunuz...

Bu kadar kasvetli bir ortamdan hiç mi çıkış yolu yok?

Tabii ki de var...

Her şeyden önce enaniyetlerden kurtulacak, CHP, İyi Parti, Zafer Partisi, Kutlu Parti, Ata Partisi, BTP, TİP ve bu oluşuma girmek isteyen yüreği Türkiye, diye çarpan bir siyasi topluluklar koalisyonu  olmalı... Bunların temizlik ve hasar giderici, onarıcı bir programı olmalı...

Bu program, ülkemizi dönüştürmeli ve geleceğe hazırlamalı...

Somut verilerle ilk beş yıl neler yapılacak, halka net olarak anlatılmalı.

Her ilde, "dönüşüm ve gelişim komiteleri" kurulmalı. Buralarda, gönüllülük esasına göre çalışmalar yapılmalı...

Bu çalışmalara fikri olan herkes çağırılmalı...

Böylece, her ilde oluşan raporlar, Ankara'daki biraraya getirilmeli ve ilk beş yılın programı ortaya çıkmalı... Burada, bu çalışmalarda liyakatli  görülen ve herkes tarafından kabul gören toplum önderleri vitrine konulmalı... Parası olan vitrine konuşlanmamalı... Fikri olan  vitrinde olmalı...

Hemen her meslekten kişiler bu oluşumun içinde olmalı... Akademisyenler, askerler, iş adamları, teknik meslek sahipleri, Tıp doktorları, eski siyasetçilerden  de yirmi kadar kişi olmalı ki tecrübeleriyle örnek kişilikler olmalı... Ad verin, derseniz ad da verebilirim.

Bence, ülkemizin çıkış yolu buradan geçmektedir...

CHP'nin diğer umdelerini de sırasıyla sorgulayacağız ve yeni bakış açıları da sunacağız...

Şimdi, bu uzun yazıyı okuyanlar, benim göremediğim ;ama, sizin gördüğünüz daha farklı şeyler varsa, onları  da yazarsanız bize katkı sunmuş olursunuz...

Diğer başlıkta görüşmek dileğiyle Türk Milletine sağlık, huzur ve mutluluk dilerim.

Bilgi edinmeniz dileğiyle...

******

Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam...