Bir devlet aklı var mı?Böyle bir soru bana yöneltilseydi, ben yok derdim.

Çünkü, Birinci açılım, saçılım döneminde, bölücü terör örgütünün kırk bin militanının Avrupa'da olduğunu, bunların AB tarafından desteklediğini görürdüm ve ayrıca, bu yapının ülkemizdeki insan kaçakçılığını, mal kaçakçılığını, uyuşturucu ticaretini, sanal bahis işini, fuhuş sektörünü elinde tuttuğunu bilir  ve buna göre hareket ederdim...  Tedbirler alırdım.

Teröristlerin tünel kazdığını görüp Sur faciasını yaşamazdım.

Çadır tiyatrosu adaletini önlerdim . Süleyman Paşa Sandukasını muhafaza eder. Bir saldırı anında da bölgeyi yakar yok ederdim. Sandukayı sırtlar  sınırımıza getirmezdim.

Kuzey Suriye'de kendi kontrolumda bir bölge ihdas ederdim.

Kıbrıs meselesinde "Yes be annem!" tavrını engeller, yeni argüman olarak vakıf arazileri tapusu üzerinden yürürdüm.

Ege Denizi'nde, mülkiyeti bana ait olan adalarda, Rum yetkililerin mangal sefası yapmasına engel olurdum.

15 Temmuz vak'asını hiç yaşamazdım.

Onun bunun çocuklarını kozmik odaya sokmazdım.

Silahlı kuvvetler üzerine Balyoz ve Ergenekon kumpaslarını yaptırtmazdım.

Devlet aygıtını Yahudi  uzantılı  bir yapıya teslim etmezdim.

Devletin kendi malı olan ve üretim seviyesi üst seviyede olan hiçbir kuruluşunu satmazdım.

Haberleşmeyi hiçbir zaman özellleştirmezdim.

Madencilikte, ülke yüzeyinin tamamını kapsayacak şekilde kıyıma uğratan uygulamalara da izin vermez, tutarlı ve ihtiyaç kadar üretim yaptırırdım. Mera ve zeytinliklere dokulmazlık verip yok olmalarını önlerdim

Orman yangınları için söndürme uçaklarından bir filo oluştururdum.

Teğmenleri ordudan atmaz bilakis ödüllendirirdim.

Ülke için her yıl denk bütçe  yaptırırdım.

Kamu ihalelerinin dosyalarını halkın incelemesine açar, naklen yayınla ihale yapardım.

En güzel ihdas ettiğiniz iş olan Alan Kılavuzluğu işini Kafkas Cephesi ve Kurtuluş Savaşı Cephesi için de uygular, üniter devlet yapımızı geliştirecek uygulamalara geçerdim. Çanakkale ölçeğinde, Alan Kılavuzluğunu yaşatacak tedbirleri alırdım.

Üniversiteleri ihtisaslaştırırdım.

Bilimsel yapı için akademik yapıyı, ders veren ve araştırma yapan, diye ikiye ayırır, böylece, bilimin gelişmesine katkı sunardım.

Enflasyonu düşürmek için ülkemize getirdiğimiz ne kadar yabancı varsa ülkemizden çıkartır ve önce kendi halkımın mutluluğunu düşünürdüm...

Bütün makamlar için iki dönem uygulamasını getirirdim. Siyasi partiler, esnaf odaları ve kooperatiflerde iki dönemden fazla görev yapılamayacağını yasalaştırırdım.  Erken veya geç seçim olsun tekrar aday olunmasını önlerdim.

Anayasamızın giriş bölümü ilk dört maddesi ve kimlik, dil gibi maddelerinin değiştirilmesinin teklif edilmesi değil, konuşulmasının bile yasaklanmasını sağlardım... Bunları konuşanları vatandaşlıktan çıkarıp yurt dışına gönderirdim.

Ülkemizde var olan makam araçları saltanatına son verir, sekiz bin beş yüz makam aracı bırakırdım.

Bunun sulandırılmasına da fırsat tanımazdım.

Türk Silahlı Kuvvetlerini hücum sistemine göre yeniden düzenlerdim. Her ilde üç kuvvetin de olduğu Tugay seviyesinde birlikler oluştururdum.

Öğretmen yetiştirme de doktora seviyesinde eğitim verdirir. Bütün tezleri bastırarak bilimin gelişmesini de sağlardım.

Camileri çevreleriyle birlikte yaşanacak merkez yapardım. Cuma hutbelerini o caminin imamına hazırlatırırdım ve  bir örneğini de müftülüklerde  muhafaza ettirirdim.

Camilerin minaresinden büyük bina yaptırtmazdım. Ayrıca, camilerin iki yüz metre çevresinde başka bina yapılmasına da izin vermezdim.

Tarım üretimi için boşalan köyleri tekrar canlandırırdım.

Planlı üretime geçerdim.

En az beş alanda "Dünya için Üretim Merkezi" olabilecek tedbirler alırdım...

Halkın temel ihtiyaçları için bütün tedbirleri alırdım.

Herkesi çalıştırır, devletten iane alma işini sıfıra indirirdim.

Hukuk için bağımsız mahkemeler oluştururdum. Hakim atamalarını elit bir hukuk kuruluna yaptırırdım.  Siyasetin hukuka doğrudan müdahalesini önlerdim.

İç güvenlik için gece bekçiliğini ihdas ederdim. Ayrıca, Çevre ve Doğa Polisi ihdas ederdim.

Siyasi partiler kanununu değiştirir, iki dönemden fazla kimse seçilemez maddesi koyardım.

Dar gelirlilerin, neler çektiğini görmeleri için milletvekilleri ve kamu üst yönetiminin üç asgari ücretten fazla maaş almamasını sağlardım.

Hastane hizmetlerini rehabilite eder. Hastane dışından hizmet alımını yasakladım.

Kamu malını çalanlar için mahkeme kararıyla, ad soyadın önüne hangi suç işlenmişse onun adının da yazılmasını sağlardım. Bu kişilerin seçme ve seçilme haklarını da ellerinden alırdım.

Bu kişilerin toplumda adı, Hırsız Ahmet, Irz düşmanı Mehmet, Dolandırıcı Hüseyin,

Katil Hasan, Tokatçı Abdullah, Yalancı Kezban, Yılan  yavrusu Osman, palavracı Ömer gibi sıfatlar takardım. Böylece bu tür zatların kamunun önüne çıkmalarına da engel olurdum.

Akademik Personeli ve Turist rehberlerini her iki yılda bir sınava tabi tutarak, dil ve bilim seviyelerini ölçerdim.

Yetmiş puan altında not alanları bir alt seviyeye indirirdim. Böylece herkesi çalıştırırdım...

Gibi gibi işler yapardım.

Bunlar yapılmadığını göre derin bir devlet aklı da yok demektir... Ancak, derin bir Ciasal akıl var, diye şüphelerim vardır. İnşallah yanılmış olurum.

Evet!

Bunları yapar ve gereğini yerine getirirdim.

Bilgi edinmeniz dileğiyle...

*****'

 Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam.