Üfürme tarih üzerine, palavralara cevaplar...
Cevaplardan sorular anlaşılabilir...
Okuyunuz Efendim...
Yine üfürme tarih üzerine söylem geliştiriyorsunz. Tarih bilimi için Londra merkezli" Wellington House" bakış tarzı bir söylem var ki işimize geleni söylemektir. Üstadı İngilizlerdir.
Bir de Moskova tarzı bir tarihçilik vardır. O da, sömüren ve sömürülen milletler tarihçiliğidir.
Bunların dışında, Ben de "Ankara Bakışlı" bir tarihçiliği öneririm. Sadece gerçeği yazalım... Biz de sadece gerçeği yazıyoruz...
Siz, İngiliz tipi çarpıtılmış tarihçiliğin bir örneğini dayatıyorsunuz. Bu yanlıştır, diyoruz.
Bir de tarihçiliğin solcusu sağcısı olmaz. Bilimin sağcısı solcusu olmadığı gibi...
Talat'ın ailesine Reis Paşa sahip çıktı. Diğerleri zaten emekli paşaydı. İhtiyaçları yoktu...
Süleyman Askeri, Mehmet Emin, Yakup Cemil, Silahçı Tahsin, Atıf Kamcıl, Eyüp Sabri ve diğerleri vatan için ölümü göze almış kişilerdi.
Enver, Balkanlarda, iki yüz on çatışmaya girerek, komitacıları haklamak, ortadan kaldırmak için uğraştı...
İttihatçılar, devlet yönetimine Babıali Baskını'yla yani 1913 yılında girdiler. Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'nda, teslim anlaşmasını 30 Ekim 1918'de imzaladı. Demekki, İttihatçılar, devlet yönetiminde, beş yıldan sorumlu... Siz, daha İttihatçıların ne kadar süre devlet yönetiminde olduğundan bile haberdar değilsiniz...
Vahdettin, kifayetsiz, devlet adamlığı da olmayan bir şahsiyetti... Zoru görünce, kaçtı. Ölmeyi bilemedi...
Refet Bele, kendi bildiğine göre hareket eden, sonra, burnu sürttüğünde de tekrar hizaya gelen bir şahsiyetti. Münferit hareket ediyordu... Ancak, iyi bir komutandır...
Vahdettin, hiçbir görüşmesinde muhatabını ağzının içine girecek kadar kabul etmez. Refet Bele de nerede duracağını bilir. Ayakkabının uçu Vahdettin'in burnuna değmez, çünkü Padişah yerde olmalı ki bu iş oluşsun. Vahdettin, sönük bir şahsiyette olsa yerde sürünen bir kişilik değildir.
Siz, hatıraları tam doğru olarak alıyorsunuz. Bu yanlış. Çapraz okuma yapmak gerekir. Halil Hoca, İlber Hoca, Erhan Hoca için dedikleriniz doğrudur, derim. Murat Bardakçı için aynı şeyi söyleyemem.
Reis Paşa için MI6 aparatı bir gazeteci ile yaptığı bir röportajda, bu gazeteciye "ben dinsizim, dinlerin hepsi yerin dibine batsın" , diye beyanda bulunmuş... .
Reis Paşa, söylemedikleri üzerine palavra atan bu gazeteci için kendi özel notlarında, uyardığını , palavra atmamasını söylemiş. Bu gazeteci, tamam, demiş ama, palavra yazmaya devam etmiş. Reis Paşa'nın not defterlerinde bu olayı reddettiğini ve gazetecinin beyanlarını düzeltmesini istediğini yazmış.
Murat Bardakçı, bu gazetecinin palavrasını işte yazılmış, diye belge diye gösteriyor. Çapraz okuma yapmıyor. Reis Paşa'nın reddiyesini görmezden geliyor. Böyle tarihçilik olmaz...
Siz de söylüyorsunuz, bitmiş bir ülkenin başına geçmiş Vahdettin. Kim bitirmiş, beş yıl ülke yöneten İttihatçılar mı?
Abdülhamit, Almanlardan top almış. 1875 imalat tarihi var. Krupp firmasından almış... Gelibolu Yarımadası'nda olan topların numarası ve tarihine bakın. 1875 tarihli toplar. Siz, bunlarla 1915' te savaşa giriyorsunuz ve zafer kazanıyorsunuz. Yani, İttihatçılar, olağanüstü gayretle mucizevi mücadele ile Savaşı kazanıyorlar...
Siz, gerçek hainleri görmüyorsunuz. Mustafa Sabri, Dürrüzade Abdullah, Ali Kemal, Rıza Tevfik, Hüsnüyadis ve diğerleri...
1913'te, Balkan Savaşlarında, Bolayır Muharebelerinde, yenilgide Onuncu Kolordu Komutanı Hurşit Paşa ve Enver Bey'in de Kumay Başkanı olduğu birlik zamanında Şarköy'e gelemediği için yenilgi kaçınılmaz oldu... Burada irade, kime ait bilmeniz gereken yenilen birliğin, yani Mürettep Kolordu'nun Komutanı Fahri Paşa'dır. Kurmay Başkanı Ali Fethi ve Harekât Şube Müdürü de Mustafa Kemal'dir. Savaş alanından kaçtılar söylemi, tam bir palavradır. Sizin neyi nereden okuduğunuzu bilmiyorum. Birliklerin tamamını yok olmaktan kurtarmak ve tekrar savaşa hazırlamak strateji işidir.
Neyse, tarihi çok yönlü okuyun, derim. Cehaletinize de şapka çıkartılır. Doğru ve yanlışları da harmanlamak böyle oluyor herhalde... Lütfen tarih okuyun.
Bir de Vikipedi'de üfürme bilgileri bize tarih diye yutturmaya kalkmayın. Genel Kurmay Başkanlığı'nın bu konularda yazılan belgeli eserleri var.
Savaşta neler olduğu oralarda yazıyor. Hatıralar, tam bilgi değildir. Dönemin paydaşlarının da hatıraları veya günlükleri okunmalı... Osmanlı Ordusu'nda bir gelenek olarak günlük cerideler tutulur. Orada yazılanlar net doğrudur...
Siz, üfürme olarak Vikipedi'de yazılanları bize tarihi doğru olarak sunuyorsunuz. Bunlar, saçma sapan yanlış bakış açısıdır... Size göre Mürettep Kolordu Komutanı Fahri Paşa ve Onuncu Kolordu Komutanı Hurşit Paşa yenilmiyorlar da onların emrinde olan subaylar mı yeniliyor?
Siz önce Ahmet Cevat, Yalçın Gürbüz, Rupert Furneux'u okuyun, sonra karar verin.
Yine, bu konularda Trakya Üniversitesi ve ÇOMÜ 'de Tarih bölümünde bulunan akademik kadroların makalelerini okuyun ve sonra karar verin.
Bir de, solcu falan söylemleri bırakın. Sağcıların, nesnel tarih için bir değerlendirmesini görmek zordur. Onlar, duygusal söylem içindedirler...
Balkanları anlamak için Hamdullah Suphi'nin hatıraları da okunmalı. Ayrıca, Ahmet Hikmet de okunmalı. Hatta Ömer Seyfettin de okunmalı... Yine, İvan Turgenyev'in , Fırtına Öncesi adlı eseri de okunmalı...
Benim, Gazi Osman Paşa'yla ilgili olarak yazdığım makaleyi de Tokat Gazi Osman Paşa Üniversitesi Sempozyum Tebliğler Kitabı'nda bulup okumalısınız...
Yine, Fırat Üniversitesi Sempozyum Tebliğler Kitabı' nda da Misyoner Okulları üzerine yazdığım makaleyi de okumanızı tavsiye ederim.
Ayrıca, Ali Suavi'nin "Hive Hanlığı ve Rusya'nın Türk İllerine Yayılması" adlı kitabın ön sözünü de lütfen okuyun. Bu konularda neyin ne olduğunu da daha iyi anlarsınız...
Lütfen üfürme tarihten vaz geçin.
Ayrıca Galip Vardar'ın," İttihat ve Terakki İçinde Dönenler" , Ahmet Bedevi Kuran'ın, "Osmanlı Devleti'nde ve Türkiye Cumhuriyeti'nde İnkılap Hareketleri" adlı kitabı da okumanızı tavsiye ederim. Bin kırk sayfa... Ama, işin aslını da öğrenmiş olursunuz...
Yine, Celal Bayar 'ın Atatürk üzerine yazdığı değerlendirmeleri de okursanız, İttihat ve Terakki' yi daha iyi anlarsınız... Devletin yıkılış sebeplerini de öğrenmiş olursunuz. Sadece okuyun. O kadar.
Sosyal medyayı da kaynak olarak almayın.
Bol bol okuyun. Geleceğiniz nokta sizin de hayal edemeyeceğini bir yer olacaktır...
Tarih bilimi için sağ veya sol bakış tarzının olmadığını da göreceksiniz...
Bir de, konuşamayacak kişilere hakaret etmeyin. Noksan bilgi üzerine, bilginizi inşa etmeyin.
Sol bilgiliydi söyleminiz de de sıkıntılar var. Tek pencereden bakan ve buradan gördüğünü sunan kişi net doğruları göremez... Çoklu okuma yapmanızı öneririm.
Bir de ben, ben Türk'üm, diyen kimseye hakaret etmem.
Türk'ün tarihi şahsiyetlerine de noksan bilgiyle bühtanda bulunmayın, derim...
Okumalarınızda kolaylıklar dilerim.
Bilgi edinmeniz dileğiyle...
******
Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam..