Türk Milliyetçileri/Ülkücüler, hatıralarını gönüllerine gömerek, bu dünyadan birer birer ayrılıyorlar. Hedefleri kalmayan ve farklı söylemler geliştiren bu topluluk yok olmaya mahkumdur... Yine, daha fazla olumsuzluklar yüklenen bir siyasi çizgide de sapmalar vardır... Kaça ayrıldılar, belli değil! Gidişatları da iyi değil... Onlar, tarih yazarlarının bir konusu durumunda, diyen bir Dost'a cevaptır...
Tabii ki 20.Yüzyıl'ın ikinci yarısının en önemli topluluğu Ülkücü Gençlerdi.
Sözü ve özü birdi... Yaşadıkları köy veya mahallenin örnek alınacak kişileriydi... Onların bu tavrını beğenen daha küçük yaştaki gençler, onlar gibi olmak isterlerdi... Ülkücüler, yaşadıkları her yerde, en güvenilir kişilerdi... Korkusuz kişilikleri, medeni cesareti, sözünü esirgemez tavrıyla da örnek kişilerdi... Türklüğün Yılmaz savunucularıydı... Canlarından daha çok ülke sevgisiyle donanmış kişilerdi... Türk Milletinin geleceği olan bu gençler, emperyalizmin yerli işbirlikçileri tarafından biçildiler... Kançalarya emri altındaki Türklük düşmanları tarafından, emellerine ket vurdukları için, ortadan kalkması gereken yiğitlerdi...
Binlercesi şehit edildi veya hapsedildi... Bu kadar baskı ve zulme rağmen dik durmaya devam ettiler. Kamuda çalışanlara, sürgünlerden sürgün beğendirildi... Bu tür, olumsuzluklara rağmen, bir gün bile geri adım atmadılar... Daima ileriye, geleceğe umutla baktılar... Ta ki terörist başını kutsayan söylemiyle, siyasi parti başında bulunan zatın üfürmesiyle en tepeden darbe yemiş oldular... Bunun, Türklükle ne ilgisi var? Türklüğe ne faydası var? Sorularına cevap veremez oldular. Her toplumda, sözü dinlenen Ülkücüler, ilk defa cevap veremez duruma düştüler...
Şimdi, genelde, yaş aldıkları için sağlık problemleriyle uğraşıyorlar... Yürekleri yirmili yaşlarda bulunan bu önder kişilikler, ömürlerinin sonunda, başları önünde, kahır çekmektedirler...
Bence, bu topluluk, hatıralarını yazmalı ve yayınlamalı...
Tlemsan'da Oruç Reis'in yiğitleri, Çin Sarayı'nı basan Kürşad'ın arkadaşları, Çanakkale'de Mustafa Kemal'in askerleri olup ölümlerle eğlenen Tunç yürekli, çelik bilekli yiğitlerin , yakın dönemde de Türkeş'in Bozkurtları olarak bilindiler... Şimdi, onların da hatıralarını yazmalarını isterim. Çünkü, siyaset kurumunda vitrinde bulunanlar, bu destansı hayatı yaşayan ve yaşatan yiğitlerin kendi hayatlarındaki fedakârlğının sınırsızlığı karşısında defolup giderler de dürüst insanlara yerlerini bırakırlar, diye düşünürüm.
Bizim hareketin, bir Başbakan veya bir Cumhurbaşkanı çıkaramamasının da bir gün gelir hesabı sorulur, diye düşünürüm.
Bizim için, hayatın beş kuruşluk değeri yoktur. Türklük için tetik düşürmekten imtina edecek halimiz de yok. Benim gibi milyonların var olduğunu da biliyorum.
Çünkü, onlardan birisi de benim...
Türklük için "gök girsin kızıl çıksın!"
Tanrı Türk'ün Korusun ve Yüceltsin!
Karabudun'dan Bir Türk!