Malum bu hafta Çevre Haftası. Çevreye olan duyarlılığı artırma etkinlikleri yapılıyor. Korona salgınında mikrop kapmamak için neler yapılması gerektiği epey detaylandırılmıştı ama her şey gibi onlar da unutulup gitti. Çevreyi ekololik olarak tanımlayacak olursak, bir organizmanın yaşamının herhangi bir bölümünde veya tamamında etkili olan canlı ve cansız varlıklardan oluşan faktörler bütünüdür diye ifade edebiliriz.

Aslında insan olarak düşündüğümüzde, nefes aldığımız havadan, ayda bir uğradığımız berbere, yılda bir uğradığımız terziye kadar hepsi çevremizi oluşturur.

İnsanoğlu çevresinde olup bitenlere duyarsız değildir. Birçoğu ise apartman hayatında tanımadığı komşularla birlikte yaşar. Çevreye ne kadar ilgili olduğunu pek tartmaz.

Bugün kirliliği, yerlere çöp atmayınız düsturundan ibaret sayanlar var. İnsanın çevreyi kendi amaçları doğrultusunda aşırı ve baskıcı kullanımı sonucu ortaya çıkan küresel ısınma, denizel canlılığın yok olması, kuraklık, aşırı yağışlar, sel felaketleri, çölleşme gibi ekolojik krizler insanoğlunu tehdit eder hale gelmiştir. Elbette ekolojik krizlerde fosil yakıt kullanan sanayi ülkelerinin payının büyük olduğunu açıkça söylemekte yarar var. Ülkemiz ekolojik krizlerde çok etkin olmasa da bireysel bilinç düzeyi olarak oldukça gerilerde bulunmaktadır.

Pazar ve market alışverişlerinde çözünmeyen malzeme kullanımı sürekli artıyor. Sebze pazarları akşamüstü çöplüğe dönüyor. Bütün malzemeler için naylon diye tabir ettiğimiz poşetler kullanılıyor. Şehir çöplüklerinin 4-5 km etrafında oluşan poşet denizlerini görmemeye imkan yok. Naylon malzemeler okyanuslarda büyük adalar oluşturmaya başladı. Geri dönüşümü kolay olan kâğıt torba ve poşetler artık neredeyse kullanılmıyor.

Temizlik adına kâğıt peçete ve havlu kullanımı sürekli artıyor. Temizlik güzel, ancak anılan malzemelerin üretimi için atmosferin akciğerlerinden milyonlarca ağacın kesildiğini çoğu insan düşünmüyor.

Evsel atıkların ayrımı neredeyse hiç yapılmıyor. Pillerin çöpe atılmaması gerektiğini çok az insan biliyor. Toplama kutularına normal çöp atanlar az değil.

Küresel ısınmanın en önemli aktörü karbon üretimi, diğer bir deyişle petrol ve kömür gibi fosil yakıtların aşırı kullanımıdır. Özel araçlarla atmosferi daha fazla kirletmekten ziyade trafik yoğunluğundan şikâyet eden, otobüse binmeyen insan sayısı sürekli artıyor.

Gıda israfının yansımaları doğal kaynaklar üzerindeki baskının artması ve çölleşmenin hızlanması şeklinde ortaya çıkıyor. Tarımsal üretimi artırmak için daha fazla gübre, daha fazla ilaç ve su kullanımı tarım alanlarının ömrünü kısaltıyor. Orman, mera ve akarsu gibi komşu ekosistemlerde canlı hayatı felç ediyor.

Sahillerde ayakların ota değmemesi için yapılan temizlikler aslında denizel ekosistemlerde gıda zincirinin ana üretici ayağını yok ediyor.

Tarımsal üretimde kullanılan ilaçlar, ilaç ambalaj malzemeleri kirliliği daha da artırıyor. Yine sulamada kullanılan tek kullanımlık damlama boruları tarlalarda veya dere içlerinde birikiyor.

Şehirlerimizin giriş ve çıkışlarında dikkatimizi çeken en önemli kirlilik ise gelişigüzel değişik boyutlarda ve renklerde dikilmiş tabelalardır. Oysa bir şehrin imajını yeşillikler içerisindeki temiz ve düzenli bir giriş oluşturmalıdır.