Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır diye bir slogan vardır. Çoğu ticari firma bu sloganı kullanır. Kılıçdaroğlu’nun hikayesi ne yapacağını açıkça göstermektedir.
Türkiye’nin gündemine bomba gibi düşen ve daha sonra fetö terör örgütünün operasyonu olduğu kesinleşen kaset komploları Kılıçdaroğlu’nu Ana Muhalefet partisinin başına getiriverir. Malum o yıllarda iktidar partisi fetö terör örgütü ne isterse yapmaktadır. Ne isterse vermektedir.
Kaset komploları, 2010’lu yılların başına damga vurur. İktidar sahipleri günümüzde farklı boyutuyla muhalefeti hukuka aykırı ama adli yargı organları vasıtasıyla seçim dışına itmeye çalışmakta, iktidarı elinde tutmaya çalışmaktadır.
Komplolar hem CHP hem de MHP'de üst düzey yönetimlerin tamamen tasfiye edilmesine ve siyasi dengelerin kökten değişmesine neden olan karanlık operasyonlardır. Yıllar sonra açılan davalar ve iddianamelerle, bu gizli kamera ve dinleme kumpaslarının arkasında fetö terör örgütü unsurlarının olduğu hukuken kesinleşmiştir.
7 Mayıs 2010 tarihinde internete, dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile eski CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok'a ait olduğu iddia edilen müstehcen gizli kamera görüntüleri sızdırılmıştır. Hatta görüntülerin Erdoğan’a izletildiğine dair görüntüler de internete verilmiştir. Deniz Baykal, 10 Mayıs 2010'da düzenlediği basın toplantısıyla komployu yalanlama yerine siyasi bir tertip olarak nitelemiş ve istifa etmiştir.
Aynı dönemde CHP Grup Başkanvekili olan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığıyla popülaritesi artan Kemal Kılıçdaroğlu, ilk günlerde istemem yan cebime koy misali aday değilim dese de CHP'nin o dönemki ikinci adamı olan Önder Sav, Kılıçdaroğlu'nu aday olmaya ikna etmiştir.
Kılıçdaroğlu, kasetin sızdırılmasından yaklaşık iki hafta sonra, 22 Mayıs 2010'da toplanan 33. CHP Olağan Kurultayı'nda tek aday olarak oy birliğiyle CHP Genel Başkanı seçilmiştir. Aynı dönemde MHP'de üst düzey yöneticilerden 9 isim istifa etmiştir. Bu operasyonun temel amacının, MHP'yi seçim öncesinde tamamen felç ederek %10 olan ülke seçim barajının altında bırakmak ve parlamentodan tasfiye etmek olduğu siyaset uzmanları tarafından sıklıkla dile getirilmiştir.
İlerleyen yıllarda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan Kaset Kumpası Davası sonucunda hem CHP hem de MHP yöneticilerinin evlerine, yatak odalarına ve ofislerine gizli ses ve görüntü kayıt cihazları yerleştiren kişilerin Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı içerisine sızmış fetö terör örgütü mensubu polislerin olduğu tespit edilmiştir.
Bahçeli ve Erdoğan seçimlerde birbirlerine çok ağır hakaret etmelerine rağmen İYİ Parti’nin doğuşu esnasında İktidar sahipleri Bahçeli’nin koltuğunu korumasında yargı desteği vermiş, yasa uygulayıcılar yasal olmayan kararlarla Bahçeli’nin koltuğunu korumasına yardımcı olmuşlardır. Neticede Bahçeli iktidara destek vermeye başlamıştır.
Son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş anketlerde yüksek oy oranlarına sahip iken, İYİ Parti bu iki isimden birini isterken Kılıçdaroğlu, Akşener’e kapıyı göstermiş ve kendisi aday olmuştur.
CHP’yi %22-25 bandına oturtup iktidarın ekmeğine yıllarca yağ süren Kılıçdaroğlu, bu kritik dönemde ne yapacağını daha önce açık seçik göstermiştir. İyimser olmak beyhudedir.