Günümüzde zengin olup da cahil kalan petrol ülkeleri var sadece. Onların da gerçek anlamda zengin olduğu söylenemez. Paraları zenginlerin bankalarında.

Eğitim sorununu çözemeyen hiçbir ülkenin ilerlemesi, gelişmesi mümkün değildir. Bir toplumun eğitim seviyesi yükseldikçe, ahlak başta olmak üzere bütün insani değerler de yükselir. Hırsızlık, yolsuzluk, cinayet gibi vakalar azaldığı gibi insanların birbirine güveni de artar. Huzur başta olmak üzere bütün sosyal kavramlar gelişir.

Türkiye eğitim seviyesiyle ilgili sürekli geriliyor. Çok sıklıkla değiştirilen eğitim sistemleri adeta programlı bir şekilde eğitimi çökertmek için yapılıyor. Çünkü bir bakan döneminde bile defalarca eğitim sisteminin değiştirilmesi başka türlü yorumlanamaz.

Dünya Ekonomik Forumu’nun Eğitim Kalitesi testlerinde Türkiye yıllardır sürekli geriliyor. Yayınlanan listelerde ilk yüz içinde tesadüfen kalabiliyor. Dünya Ekonomik Forumunun yayınladığı listelerde Türkiye 137-140 ülke arasında genellikle 90. ile 110. sıralar arasında (ilköğretim kalitesi bazında daha gerilerde) konum bulabiliyor. İran, Katar, Pakistan gibi ülkelerin gerisinde kalıyor. Zaten İran’ın üniversiteler liginde de bizden çok daha fazla üniversitesi var.

Türkiye genellikle yayınlanan listede ne yazık ki Mozambik, Nikaragua, Tanzanya, Etiyopya ve Kamboçya’nın bulunduğu gurubun içerisinde yer bulabiliyor. Kritik Düşünme ve Müfredat alanında Türkiye genellikle çok düşük puan alıyor. Bu alanda Türkiye son 5 yıldır dünyanın son 10-15 ülkesi arasında, 130-140 bandında bulunuyor. Yurdum insanı düşünmeyi sevmiyor.

Öğrencilerin mesleğe yönlendirilmesi, akademik alt yapılar, eğitim harcamalarının gayri safi milli hasıla içindeki payı gibi kriterlere göre yapılan sıralamada, Türkiye’nin bu kadar geri gitmesini anlamamak çok zor değil.

Toplumun cahili iyidir diyenlerin yükseldiği bir ülkede, eğitim kalitesinin düşmesi, hırsızlık, dolandırıcılık, cinayet gibi yasal olmayan eylemlerin artması kaçınılmazdır.

Memlekette cahillik arttıkça işlenen cinayetler de sürekli artıyor. Gençleri siyasi emellerine uygun okullara yerleştirmenin hesaplarını yapan yöneticiler, ne yazık ki toplumu aslında boşluğa sürüklemektedir.

Eğitime son zamanlarda ciddi yatırımlar yapan Uzakdoğu ülkelerinden Singapur ile Finlandiya ve Hollanda gibi ülkelerin bir avuç insanla, dünya ticaretinde nasıl otorite olduklarını anlamak zor olmasa gerek. Suç oranlarının ne kadar düşük olduğunu, sosyal hayatın güçlü, huzurun tavan yaptığını da unutmamak gerekir.

Düz ovada iki koyunu güdemeyecek kifayetsiz muhterislerin taltif edildiği, yükseldiği bir ülkede eğitim sistemini 15 defa değil bin defa değiştirseniz adam edemezsiniz. Oysa eğitim, bir toplumun değerlerinin yükseltilmesinde en önemli araçtır.

Okulların basılması, rastgele ateş edilmesi, beş tabanca ve yedi şarjör, adeta cephanelikle okul basılması eğitimde gelinen son noktadır. Yıllardır oluyordu ve münferit olarak adlandırılıyordu. Çocuk çetelerin motosiklet üzerinde kahvehane, işyeri kurşunlamaları oluyordu. Akran zorbalığı Siverek ve Maraş’taki olayların işaretiydi.

Güvenlik tedbirlerini artırarak bir yere kadar önleyebilirsiniz. Evde büyüyen çocuğun eğitimi, okul öncesi eğitim, ilk öğretim dönemleri son derece önemli. Aslında evlenecek gençleri artık sınava tabi tutmak gerekiyor. Karakterin oluştuğu dönem toplumu şekillendiriyor.