Bugünlerde arılar kıpırdamaya, polen çekmeye başladı. Çoğalma nüfusu artırma hareketleri hızlandı. Hemen her arıcıya nüfusu kalabalık kovan keyif verir. Kalabalık nüfusun daha fazla bal yapacağı ve daha güçlü olacağı görüşü baskındır. Ancak nüfusu arılar kendileri düzenler. Bazı ırklar kalabalık nüfus oluştursa da, verimlilik ve sürdürülebilirlik değişkenlik gösterebilir.

Kolonilerin hayatta kalmaları için çevre şartları hayati önem taşır. Beslenme kaynakları kovan nüfusunu değiştirebilir.

Yapılan çok sayıda araştırmada kovan nüfusuna arıların karar verdiği dikkati çekiyor. Beleme koşulları etkili olsa da arılar florayı da sıkı kontrol ederek ana arıya yumurta bıraktırıyor. Düşük ve yüksek koloni nüfusuna sahip kovanlarla yürütülen çalışmalarda arıcıları şaşırtan bulgular ortaya çıkıyor.

Bal arıları, kovan içerisinde nektar ve polen kaynaklarına bağlı olarak değişik danslar yapıyorlar. Polen ve nektar kaynakları azaldığında veya çevrede koloniyi tehdit eden bir zararlı bulunduğunda dansların şekli değişiyor.

Kovanda yeterli bal ve polen bulunduğunda, çevrede tehlike varsa arılar kovandan daha az çıkıyor. Buna karşın yeterli stoku bulunmayan düşük nüfusa sahip koloniler, şartlar uygun olmasa da polen ve nektar toplamak için daha fazla kovandan çıkıyor.

Nüfusu düşük koloniler, varlıklarını sürdürmek için daha istekli davranıyorlar. Kovan içerisinde çıkılmamasını işaret eden dansları yapan tarlacı arıları görmezden geliyorlar. Polen ve nektar toplamaya devam ediyorlar.

Arı davranışları ve yönetimiyle ilgili yoğun araştırmalar yapılıyor. Küresel ısınma ve kuraklık nedeniyle azalan bitki çeşitliliği ile düşen polen ve nektar verimi yeni yönetim sistemlerini de zorunlu kılıyor.

Polen ve nektar veriminin azalmasına karşı koloni nüfuslarının düşürülmesi konusunda öneriler de bulunuyor. Yüksek nüfusa çıkmanın çok verimli olmadığı dikkati çekiyor. Bu nedenle kovan ebatlarının küçültülmesini öneren uzmanlar da var. 80 bin nüfusla bal hasadına gitmenin gerekli olmadığını, daha düşük nüfuslarla da tatminkâr bal verimi alınacağını bildiren uzmanlar az değil.

Altı ve sekiz çıtalı kovanlar baharda daha hızlı gelişiyor. Düşük nüfuslu kovanlarda ana arı ızgarası kullanmak suretiyle, hemen bütün bitki örtülerinde bal hasadı yapmak mümkün görünüyor. Nitekim mezar kovanlarla çalışan arıcılar altı-yedi çıtadan sonra arının peteklere bal doldurup sırladığını belirtiyorlar. Yassı kovanlarla çalışanlar da arının daha fazla performans gösterdiğini sıklıkla dile getiriyorlar.

Bazı bölgeler ballık kat kullanmadan çalışıyor. Güzel de verim alıyorlar. Yüksek nüfusla ayçiçeğine gidilen bazı yıllarda kovan içi arıların, kovana gelen bütün malzemeyi tükettiğine şahit olan arıcılar da bulunuyor.

Doğal yaşam alanlarında arılar varroa sorunu bile yaşamıyorlar. Ağaç kovukları ekolojik olarak arı yaşamına daha uygun olabiliyor. Buna karşın malikâne gibi kovanlarda arı gelişimi arzu edilen seviyelere ancak şerbet, şurup ve kek destekleriyle geliyor.